Kavimler Göçü Avrupayı Nasıl Etkiledi

Kavimler Göçü Nedir?





Hunların baskısıyla 375 yılına doğru Got krallığının çökmesi, Avrupa’nın güney ve batısına doğru dalga dalga yayılan istila hareketlerine yol açtı. İlk gelen Vizigotlar, Akitanya ve İspanya’ya yerleşti. İkinci dalga olan Vandallar, Süevler ve Burgondlar, Ren Irmağı’nı aşarak güneye ilerlediler. Üçüncü dalga sonunda Ostrogotlar İtalya’ya, Anglosaksonlar İngiltere’ye yerleştiler.

Dördüncü aşamada Lombardlar bütün İtalya’yı ele geçirdi. İspanya’yı baştan başa geçen Vandallar Kuzey Afrika’ya inerek burada bir krallık kurdular. Franklar ise 4. yüzyıldan itibaren Roma topraklarına sızmışlardı. Kavimler Göçü denilen bu göç, istila ve yerleşme hareketi, 5. yüzyılın başından itibaren “Barbar” krallıkları denilen devletlerin kurulmasına yol açtı: Vizigot, Ostrogot, Frank, Burgond, Vandal krallıkları vb.




Kavimler Göçü Haritası Kavimler Göçü Haritası


Kavimler Göçü Sonrasında Avrupa'da Barbar Krallıklar


Batı Roma'nın Çöküşü


Devlet işlerini komutanlara bırakmak zorunda kalan son imparatorlardan Honorius’un hükümdarlık döneminde (393-423), Batı Roma’nın Doğu Roma’yla bağı giderek koptu, imparatorluk Doğu ve Batı olarak ikiye ayrıldı (395). Batı Roma, çok geçmeden Barbar akınlarıyla toprak yitirmeye başladı. Galya, İspanya, Britanya birbiri ardına Roma denetiminden çıktı.

III. Valentinianus döneminde (425-455) Afrika topraklarının Vandalların eline geçmesiyle İtalya kuşatma altına girdi. Yönetime egemen olan Romalı komutan Aetius’un bazı askeri başarıları olsa da durumu tersine çevirmeye yetmedi. Aetius’tan sonraki imparatorlar, Germen kabile şeflerinin kuklası olarak hüküm sürdüler. Sonunda Germenlerden Odoacer, son imparator Romulus Augustus’u devirdi. Böylece Batı Roma İmparatorluğu tarihe karıştı (476). Bu tarih İlkçağ’ın sonu, Ortaçağ’ın başlangıcı olarak kabul edilir. Kimi tarihçiler ise İlkçağ’ı Kavimler Göçü’yle bitirir (375).




Kavimler Göçü Sonrasında Avrupa Kavimler Göçü Sonrasında Avrupa


Savaşçı Göçebeler


5. yüzyılda Galya’yı baştan başa geçen barbarlar, her yeri yakıp yıkarak hiç silinmeyecek izler bırakan etkili savaşçılardı. İlerlemelerine son verdikleri noktalarda kalıcı veya zaman içinde yok olan krallıklar kurdular. Devletlerini örgütlerken önlerindeki Roma örneğinden yararlandılar, hatta zırh ve eflatun pelerin gibi bazı iktidar simgelerini Roma’dan miras aldılar. Yalnız Frank kralı, mızrağı ve ortadan ayrılmış uzun saçlarıyla Germenlerin iktidar simgelerini de koruyordu.

Frank Kralı I. Childeric’in mührü (yaklaşık 457-481) Frank Kralı I. Childeric’in mührü (yaklaşık 457-481)



 

Kavimlerin Kaynaşması


“Barbarlar” ele geçirdikleri topraklardaki Roma izlerini silmeye çalışmadılar. Aslında isteselerdi bile birçok bölgede bunu yapamazlardı. Çünkü eski Roma topraklarındaki nüfusları Romalılaşmış kavimlere oranla çok azdı. Dolayısıyla bu kavimler, boyundurukları altına aldıkları halklarla uyum sağlamak, onlarla kaynaşmak zorundaydı. Nitekim devlet yönetiminde Roma’nın uygulamalarını, maliye sistemini ve Latinceyi korudular. Romalı senatör ailelerinin yeni kuşakları bütün sivil ve askeri görevleri tekellerine alarak Germen soylularıyla kaynaştı.

Ama Germen nüfusunun az veya çok oluşuna göre zamanla birtakım bölgesel farklılıklar ortaya çıktı. Örneğin Galya, İspanya ve İtalya’nın güneyinde hâlâ Roma uygarlığı egemendi. Yalnız İngiltere bütünüyle Germenleşti. Ren Irmağı’nın doğu kıyısı ise, Hıristiyan misyonerler gelene kadar yerel özelliklerini korudu. 8. yüzyılda Avrupa artık üç dil ailesine bölünmüştü: Germen, Roman ve Latin dilleri.

Barbarlar Önce Hristiyan Sonra Katolik Oluyor


Germen kralları, kilisenin en tehlikeli mezhep sapkınlığı olarak gördüğü Ariusçuluğu benimsemiş, yalnız Frank Kralı Clovis pagan olarak kalmıştı. Ariusçulara göre İsa, tanrısal bir varlık değil, bir insandı. Burgond prensesiyle evlenen Clovis, karısının da etkisiyle Katolik Hıristiyanlığı kabul ederek vaftiz oldu (488 veya 499) ve sapkın olarak gördüğü Vizigotlara karşı savaştı. Savaş dönüşü Orleans kentinde bir konsil topladı. Amaç, kilisenin birliğini sağlamak, Ariusçuluğu ortadan kaldırmak, Roma hukukunu, Hıristiyan dininin yasalarını hayata geçirmekti. Ayrıca halkına Germen özelliklerini unutturmamak için, 65 maddelik Sal Yasası’nı yürürlüğe koydu. Paris’i başkent yaptı. Böylelikle Clovis, “barbar” krallıkların en büyüğünü kurmuş ve Katolik Fransa’ya doğru evrilecek süreci başlatmış oldu.

Büyük çatışmalardan sonra Vizigotlar, Burgondlar ve Lombardlar Katolik mezhebini benimsediler. Katolik Kilisesi’nin piskoposları, katedral ve manastırlarda okullar kurdular. Buralarda Latin kültürüne dayalı dini eğitim veriliyordu. Din adamlarını ve bütün Katolikleri bağlayan yasalar çıkardılar. Manastır hayatı ve keşişler ilk kez Mısır’da ortaya çıktı, oradan Avrupa yayıldı. Benedikten Manastırları aracılığıyla zaman içinde Kuzey Avrupa da Hıristiyanlaştı.

Kavimler Göçü ve Barbarlar


Eski Yunanlılar Helen olmayan bütün halkalara “Barbaros” derdi. Bu kelime başlangıçta Romalıları da kapsardı. Roma  öneminde Romalılar da Roma-Yunan etkisi dışındaki halklara “barbar” demeye başladı.

Arkeolojik bulgular Avrupalı “barbar” halkların MÖ 1000 yıllarında tarih sahnesine çıktığını göstermektedir. Bunlardan Keltler, Germenler ve İskitler, Antik Çağ yazarları tarafından en fazla dile getirilenlerdir. Keltler uzunca bir dönem Avrupa siyasi hayatını ve kültürünü etkilemiş çeşitli kabilelerden oluşan bir topluluktu. Ama hiç bir zaman bir imparatorluk veya konfederasyon olarak ortaya çıkmamışlardır.

Avrupa’nın bildiği en önemli ve etkili diğer “barbar” halk İskitlerdir. Herodot, yazığı tarih kitabında bu halkla ilgili çok önemli bilgiler vermiştir.

Romalıları en fazla uğraştıran, yıkılmasında da fiili olarak rol oynayanlar ise Germenlerdir. Kavimler Göçü sırasında Germenlerle birlikte ismi duyulan diğer “barbar” halk Hunlardır. Hunların Çin tarihinde Hiung-nu olarak geçen kavmin, Batıya göç eden kolu olduğu genel olarak kabul gören bir iddiadır.

Kaynak: “Kavimler Göçü ve Barbar Krallıklar,” Théma Larousse, Milliyet Yayınları, 1994

Kavimler Göçü hakkında daha detaylı bilgiye ulaşmak için Kavimler Göçü ve Avrupa Hun Devleti başlıklı yazımızı okumanızı tavsiye ederiz.