İslam ve Diğer Dinler Tarihi

Karşılaştırmalı Dinler Tarihinin Temel İslam Bilimleriyle İlişkisi

Din bilimleri, dini bir olgu olarak inceler. Dinler tarihi de din bilimleri arasında yer aldığından
hem yapısı hem de uyguladığı metot itibarıyla objektiftir. Temel İslam bilimleri ise İslam dininin çeşitli
dallarını içine alan ve savunmasını yapan ilahiyat bilimleridir. Karşılaştırmalı dinler tarihi, konu
ve metot bakımından temel İslam bilimlerinden farklı olsa da malzeme bakımından birebir ilişki
içindedir. Birçok konuda temel İslam bilimleri karşılaştırmalı dinler tarihi verilerinden faydalanır.
Dolayısıyla karşılaştırmalı dinler tarihi ve temel İslam bilimleri arasında yakın bir ilişki vardır.

Temel İslam bilimlerinden olan tefsir, Kur’an ayetlerinin doğru anlaşılmasını ve yorumlanmasını
konu edinir. Tefsir bilimi ayetlerin açıklanmasında birçok bilimin verilerinden yararlandığı gibi dinler
tarihi verilerinden de yararlanır. Örneğin, Kur’an-ı Kerim, bazı ayetlerinde eski kavimlerden ve
onların inançlarından söz eder. Fakat onların yer ve zamanını belirtmez. Tefsir bilimiyle uğraşanlar,
Kur’an-ı Kerim’in bu tür ayetlerini yorumlarken karşılaştırmalı dinler tarihinin verilerinden yararlanmazlarsa
tefsir usulünde
“İsrailiyat” olarak bilinen
mitolojik hikâyelerle ayetleri
tefsir etme yanılgısına
düşebilirler. Bu konuda
dinler tarihinin verilerinden
yararlanarak tefsir kitaplarına girmiş olan İsrailiyat türünden hikâyelerin aslı ortaya konulabilir.
Böylece dinler tarihinin sağladığı malzemeler vasıtasıyla Kur’an’daki bazı ayetler tarihî gerçeklere
uygun olarak yorumlanır. Ayrıca Kur’an-ı Kerim’de “Garibü’l-Kur’an” denen Arapça kökenli olmayan
kelimeler bulunmaktadır. Tefsir bilimcileri, bu kelimelerin çoğunun Sami dil grubundan olan
Akatça, Asurca ve Ugaritçe gibi dillerden geldiğini dinler tarihi yardımıyla öğrenebilirler. Bu sayede
o kelimelerle ilgili daha gerçekçi yorumlar yapılabilir. Diğer taraftan dinler tarihi de Kur’an-ı
Kerim’deki bilgilerden yararlanır. Örneğin insanlığın ilk dini ile ilgili tarihî belgeler bulunamazken
Kur’an bu alanda bilgiler verir. Dinler tarihi bilimcisi de bu bilgilerden faydalanır.

Temel İslam bilimlerinden olan hadis, Hz. Muhammed’e (s.a.v.) atfedilen söz, fiil ve takrirleri
inceler. Kur’an-ı Kerim’de olduğu gibi hadislerde de eski kavimlerden, onların başlarından geçen
olaylardan ve inançlarından bahsedilir. Karşılaştırmalı dinler tarihinden elde edilen veriler, bu tür
hadislerin daha doğru anlaşılması ve yorumlanmasında yardımcı olur. Karşılaştırmalı dinler tarihi,
hadislerin sahih olup olmadığının tespit edilmesinde de önemli katkı sağlar. Kur’an-ı Kerim’in ruhuna
ve genel olarak İslam’ın özüne ters düşen
bazı hadislerin kaynağını karşılaştırmalı dinler
tarihi verileriyle tespit etmek mümkündür. Örneğin ‘gayrimeşru bir evlilikten dünyaya
gelen bir çocuğun cennete giremeyeceğini’belirten hadis, Kur’an ve İslam’ın ruhuna ters
düşmektedir. Dinler tarihi verilerine göre bu
hadisin İsrailiyattan olma ihtimali yüksektir.
Çünkü Yahudiliğe göre evlilik dışı dünyaya
gelen çocuk, normal bir insan kabul edilmez.
Bu çocuk, Yahudi olma hakkını kaybeder ve
Yahudi din otoriteleri tarafından cemaatten
atılır. Bu uygulama, kaynağını Tevrat’tan alır. Nitekim Tevrat’ta bu konuyla ilgili şöyle bilgi verilir:
‘Nâmeşru çocuk Rabb’in cemaatine girmeyecektir; kendinden olanlardan hiçbiri, hatta onuncu nesle
kadar Rabb’in cemaatine giremeyecektir.’ Görüldüğü gibi hadislerin sıhhatinin tespit edilmesinde
dinler tarihi verileri önemli katkı sağlamaktadır.

Diğer bir temel İslam bilimi olan fıkıh, kendine özgü metotlarla, Kur’an ve sünnetten çıkardığı
hükümleri düzenler ve inceler. Bunu yaparken kural koyucunun amacını belirlemeye de çalışır.

Kur’an-ı Kerim’de bildirildiği üzere Allah, her toplum içinden bir elçi çıkarmış o elçileri aracılığıyla
da bazı kurallar göndermiştir. Bu kuralları o dönemdeki insanlar anlamaya çalışmış ve bunun
için yöntemler geliştirmişlerdir. Özellikle Yahudi ve Hristiyanların bu konudaki birikimleri fıkıhçılara
bir veri kaynağı olabilir. Bu verileri ancak dinler tarihi ortaya koyar. Ayrıca karşılaştırmalı dinler tarihi,
önceki toplumlara gönderilen ilahî kurallarla ilgili malumat vererek fıkıhçılara benzer kurallar arasında mukayese yapma fırsatı sunar. Bu mukayese sonucu
fıkıhçılar kural koyucunun amacını, hangi
kuralların değişim gösterdiğini öğrenebilirler.
Örneğin Tevrat’ta “erkek evlat varsa kızlar vâris
olamazlar. Oğul ve kız yok ise miras sırasıyla
kardeşlere, amcalara, yakınlık derecelerine göre
diğer akrabaya intikal eder.”17 denilir. Kur’an-ı
Kerim’de ise “…ebeveyn ve akrabanın bıraktığında,
ister az ister çok olsun, kadınların da
bir payı olacaktır. Allah tarafından tayin edilen
bir paydır bu.”18 buyrulur. Görüldüğü gibi
Kur’an’da önemli bir değişiklik yapılarak erkeğin yanında kadına da miras hakkı tanınmıştır. Fıkıhçılar
dinler tarihinin bu verilerinden hareketle zaman ve mekân açılarından bilgiler arası mukayese yapabilirler.
Yine fıkıhçılar İslam öncesi toplumlarda hac, kurban, namaz ve oruç gibi ibadetlerin nasıl uygulandığı
hususunda dinler tarihinin ortaya koyduğu bilgilerden yararlanabilir.

Temel İslam bilimlerinden kelam, İslam’ın inanç esaslarını Kur’an-ı Kerim çerçevesinde sağlam bir
temele oturtmaya çalışan bir ilimdir. Kelamın temel konularını Allah’ın sıfatları, peygamberlik, vahiy,
ahiret ve iman oluşturur. Karşılaştırmalı dinler tarihi, kelam konularının işlenmesi sırasında bu ilimle
uğraşanlara birçok malzeme verir. Ayrıca dinler tarihi, diğer din ve kültürlerden geçen ve İslam’ın
yapısına uygun olmayan inançların kökeni hakkında bilgiler de verir. Kelamcılar, dinler tarihinin vereceği
bu malzemelerden hareketle sağlam, işlevi olan bir itikat sistemi ortaya koyabilirler. Allah’ın
sıfatları, peygamberlik ve vahiy, Allah-insan ilişkisi gibi önemli konularda çağın ihtiyaçlarına uygun
fikir geliştirebilirler.  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir