Türk Tarihi

Kanunuesasinin Kabulü ve I. Meşrutiyet’in İlanı

“Cumhuriyet idaresinde padişah, imparator,
sadrazam, vb. yoktur. Bunların hepsi memleketin
ahalisidir. Halk birkaç şahsın hüküm ve keyfine esir
olmayıp zengin ve fakir herkes temel hak ve
hürriyetini muhafazada serbesttir.

Cumhuriyet idaresinde azasını halkın seçtiği bir
millet meclisi olur. Ve ahaliden bir zat geçici olarak
bu meclisin reisliğine getirilirdi.

Cumhuriyet idaresinde herkes temel hak ve
hürriyetler konusunda ne kadar hür ve serbest ise
kanunlara uyma konusunda o kadar esir ve mecburdur.
Millet meclisinin millî ahlaka, memleketin
durumuna ve anayasaya göre tanzim ve tesis
olunan hüküm ve nizamları vardır. Meclis üyeleri ve
reisi bütün uygulamaların bu kanuna bağlı olarak
yapılmasını sağlar. Halktan asla fark ve imtiyazları
olmayan meclis üyelerinin ahaliden tek farkı geçici
bir süre için seçilmiş olmasıdır.”

Dr. Nevin YAZICI, Osmanlılık Fikri ve Genç Osmanlılar
Cemiyeti, s. 121 (Düzenlenmiştir.).

İngiliz milletinin başı kraliçedir. Devlet “Avam
Kamarası” adlı altı yüz küsur azalı bir millet meclisi
ile “Lordlar Kamarası” isimli dört yüz küsur azalı
asiller meclisinden oluşur. Avam Kamarası yedi
senede bir, büyük eyalet merkezi ve kasabalardan
seçilen temsilcilerden meydana gelir. Lordlar Kamarası
ise büyük ailelerin mensupları arasından
seçilip daimi olarak tayin edilirdi. İngiltere’de halk
eskiden beri iki partiye oy verir. Bu partiler adeta
İngilizler ile Fransızlar gibi bölünmüş olup aralarında
çekişmeler hiç eksik olmazdı.

Millet meclisinde çoğunluk hangi partide ise
kraliçe bütün bakanların oradan seçilmesini talep
ederdi. Parti başkanı bakanların isimlerini bir dosya
içinde kraliçeye sunardı. Bu isimlerin kabulü hem
mevcut kanunların hem de siyasi değerlerin bir
gereğiydi. Ancak adalet ve güvenlik işleyişi milletin
kendisinde olup bu sahalara müdahale olunmazdı.

Seyahatname-i Londra, çev.: Fikret TURAN,
s. 54-56 (Düzenlenmiştir.).

XIX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren dünyada
anayasal yönetim hareketleri güçlenmeye başlamıştı.
Osmanlı Devleti de bu gelişmelerden etkilendi. Ülke içinde
1860’lardan itibaren “Genç Osmanlılar Cemiyeti ne üye
aydınlar bu doğrultuda çalışmalarını hızlandırdı. Tanzimat
Fermanı’nın ilanı ile yönetim alanında başlayan yenilikler
Genç Osmanlıların çalışmalarıyla anayasal düzene doğru
ilerleme kaydetti. Mithat Paşa, daha şehzadeliği sırasında
II. Abdülhamit ile görüşmüş ve anayasanın ilan edilmesi
sözünü almıştı.

II. Abdülhamit padişah olunca “Şura-yı Devlet”te bir
komisyon oluşturdu. Mithat Paşa başkanlığında toplanan
28 kişilik bu komisyon, ilk Türk anayasası olan
“kanunuesasi”yi hazırladı. Bu sırada Balkanlarda çıkan
azınlık ayaklanmalarının devleti zor durumda bırakması ve
İstanbul’da bu meselenin çözümü için büyük devletlerin
katıldığı bir konferansın toplanması, kanunuesasinin ilan
edilmesinde etkili oldu. Dış devletlerin baskılarını bertaraf
etmek ve “Balkan buhranı”nı sona erdirmek isteyen II.
Abdülhamit, 23 Aralık 1876’da kanunuesasiyi kabul etti.
Böylece Osmanlı Devleti meşruti monarşi ile yönetilen bir
devlet oldu.

GENÇ OSMANLILAR

Yönetime karşı ilk teşkilatlı muhalefet
hareketi Genç Osmanlılar Cemiyeti ile
başladı. Bu Cemiyetin sabit bir merkezi,
şubeleri ve siyasi liderleri yoktu. Farklı
zamanlarda Mustafa Fazlı Paşa, Ziya
Paşa, Mithat Paşa gibi kişiler lider olarak
vasıflandırılmıştır.

Cemiyetin programları; Osmanlı
tebaasına eşit haklar sağlanması, bu
hakların kanun güvencesi altına alınması;
meşrutiyet idaresinin kurulması ve
vatanseverlik hissi ile fertlerin birbirlerine
bağlanmasından ibaretti. İzledikleri yol
ikna ve telkindi. Fikirlerinin oluşmasında
Türk, İslam ve Batı kültürünün etkisi
vardı.

Amaçlarını tam anlamıyla gerçekleştiremeyen
Genç Osmanlılar, bununla beraber
meşrutiyetin ilan edilmesi, anayasanın
hazırlanmasında başarılı olmuşlar
ve genel anlamda ilk demokratik fikirlerin
oluşmasını sağlamışlardı.

Dr. Nevin YAZICI, Osmanlılık Fikri ve Genç
Osmanlılar Cemiyeti, s. 129-130.

KANUNUESASİNİN BAZI MADDELERİ

Madde 3- Osmanlı hükümdarlığı, halifeliği de kapsayacak şekilde Osmanlı hanedanının
en yaşlı üyesine geçmektedir.
Madde 5- Padişahın kişiliği kutsaldır ve padişah yaptıklarından kimseye karşı
sorumlu değildir.
Madde 7- Icra (hükûmet) meclislere karşı değil, saltanata karşı sorumludur.
Padişahın meclisleri toplama ve dağıtma hakkı vardır.
Madde 12- Neşriyat, kanun dairesinde serbesttir.
Madde 113- Ülkenin herhangi bir yerinde karışıklık olduğunda idarenin sıkı yönetim
ilan etme yetkisi bulunmaktadır. Padişah, soruşturma sonucunda bir kimsenin
siyasi suçlu olduğuna karar verebilir ve onu doğrudan sürgüne gönderebilir.

1876 Anayasası padişaha çok geniş yetkiler vererek eski
mutlakıyetçi geleneği yeni rejimde de devam ettirdi. Temel özgürlükler,
kişisel güvenceler ve “Kanunsuz suç ve ceza olmaz.” gibi
prensipler kanunuesaside tam anlamıyla uygulanamadı. Önce
gazete ve dergilere belli ölçüde bir yorum hürriyeti verildiyse de kısa
bir süre sonra sıkı bir sansür uygulandı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir