İslam ve Diğer Dinler Tarihi

İslamiyetin Temel Özellikleri ve Farklılıkları

İslam’da ruhbanlık yoktur. İslam, dini tekeline
alan ve insanların üzerinde hâkimiyet kuran
din adamları sınıfının varlığını tanımaz. Bu konuda
Kur’an’da Hristiyanlar eleştirilmiştir. Rahipler
Allah’tan başka rabler edinmekle suçlanmıştır.
İslam, insanla Allah arasında aracı kabul etmez.
Herkes Allah’a doğrudan ulaşabilir. Kişi, sahip olduğu
doğru inanç ve iyi amellerle Allah’ın rızasını
kazanır ve kurtulur.

İslam amentüsünde kurtarıcı Mesih inancı yer almaz. Kur’an-ı Kerim’de Mesih inancına yer
verilmemiştir. Bununla birlikte Müslüman toplumlarda zaman zaman Mesih-mehdi anlayışı ortaya
çıkmıştır.

İslam dini, bütün insanları doğuştan hür
ve günahsız kabul eder. Önceki kişilerin veya önceki
hayatların suçunun doğuştan geldiği inancına
sahip olan Hristiyanlık inancını, İslam kabul
etmez. Günahlar ve sevaplar, insanların ergenlik
yaşlarından itibaren hür seçimleri ile yaptıkları iş
ve davranışlara bağlıdır.

İslam’da peygamberler de dahil hiçbir
beşer, olağanüstü ilahî nitelikler taşıyamaz. Bundan
dolayı İslam’a göre hiçbir beşerî varlık, mutlak
manada mükemmel olamaz. Mükemmel olan
ancak Allah’tır. Hz. İsa İslam’a göre bir peygamber
iken Hristiyanlarca ona olağanüstü güçler atfedilerek
tanrılaştırılmıştır.

İslam’ın inanç ilkeleri ve ibadet esasları
Kur’an-ı Kerim’de belirtilmiştir. Hz. Peygamber
de dinin tebliğcisi ve uygulayıcısı olduğu için
onun din ile ilgili söz ve uygulamaları olan sünnet de İslam için önemli bir kaynak olmuştur.

İslam’da inanç ilkelerinin başında Allah’a iman gelir. İslam, sadece Allah’ın varlığı açısından
birliği değil, varlığın yanı sıra bütün isim ve sıfatlar bakımından da bir birlik ve tekliği vurgular.

Tevhit inancı doğrultusunda Kur’an, Cahiliye Dönemi Araplarının Allah inancının yanlışlığını
vurgular ve eleştirir. Onların, Allah’ı gereği gibi takdir edemediklerini belirtir. Benzer şekilde
Yahudiler ve Hristiyanlar gibi grupları da eleştirir ve onları tevhit inancına davet eder. Bu konu
Kur’an’da şöyle geçer: “De ki: Ey kitap ehli, ancak Allah’a kulluk etmek, ona bir şeyi ortak
koşmamak, Allah’ı bırakıp başkalarını rab olarak benimsememek üzere bizimle sizin aranızda
müşterek bir söze gelin. Eğer yüz çevirirlerse; Bizim Müslüman olduğumuza şahit olun.’ deyin.” Tevhit inancı bozulan Hristiyanlıkta, yaratıcı bir tanrının yanında onun sıfatlarını paylaşan
başka tanrılara yer verilmiştir. Bu, Hristiyanlık inancında baba-oğul-kutsal ruh olarak sistemleştirilmiştir.
Yahudilikte her ne kadar
tek Tanrı inancı korunmuşsa da
Tanrı’ya istirahat etmek gibi sıfatlar
verilmiştir.

İslam’ın ibadet anlayışı, kişinin bütün
yaşantısını kapsayan bir olgudur.
Bu durumda kişinin çalışması, uyuması,
yemesi ve yürümesi gibi bütün davranışları
ibadet olarak değerlendirilir.
Örneğin Hz. Muhammed, insanlara
zararlı bir nesneyi yoldan kaldırmak,
selam vermek gibi davranışların birer
ibadet olduğuna işaret etmiştir.

Genellikle İslam’da ibadetlerin
önem bakımından imandan sonra geldiği
kabul edilir. Kur’an’da iyi davranışlar
(salih amel) çoğunlukla imanla bir
arada zikredilmektedir. Dolayısıyla imansız ibadet, gerçekte sadece riya ve münafıklıktan doğan bir
gösterişten ibarettir. Bu durum Kur’an’da şöyle geçmektedir: “Ey iman edenler! Gösteriş için mal
harcayan, Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyen gibi sadakalarınızı başa kakmak ve eziyet
etmekle boşa çıkarmayın. Bunun hâli, üzerinde toprak bulunan şiddetli yağmurun vurup da
çırılçıplak bıraktığı büyük ve düz bir kayaya benzer. Bu gibiler, kazandıklarından hiçbir şeyi
elde tutmaya muktedir olamazlar. Allah kâfirler topluluğuna hidayet etmez.” Ayetten de anlaşılacağı
üzere ibadetlerde asıl olan, imanla birlikte niyet, ihlâs ve takva gibi kavramlarla ifade edilen
samimiyettir.

İslam’da ibadet ve ahlakla ilgili hükümler gelişmiş ve nihai hâle gelmiştir. Hac hariç, ibadetler
belirli bir yere bağlı değildir, her yerde yapılabilir.
Duruma göre hem cemaatle hem de tek
başına olabilir. İslam’da hiç evlenmemek veya
boşanamamak gibi insan ve toplum tabiatına
aykırı davranışlar yoktur.

İslam, kadına gerçek hakkını ve değerini
vermiştir.

İslam’da dünya ahiret dengesi vardır.
Dünya, ahiretin tarlasıdır.

İslam, diğer dinlerin peygamberlerini ve kutsal kitaplarını tasdik eder. Ancak bunların tahrif
edilmiş oduğunu belirtir. Peygamberler arasında ayrım yapmaz.

İslam’da seçilmişlik ve üstünlük anlayışı yoktur. İnanan herkes, İslam’da eşit haklara ve statüye
sahiptir.

İslam’da tövbe ve bağışlanma, kul ile Allah arasındaki bir ilişkidir. Günahlarından tövbe etmek
isteyen bir kişi, herhangi kişi veya kuruma başvurmadan günahlarına tövbe edebilir.

İslam, akla ve bilime önem verir.

İslam, putperestliğin ve şirkin her türlüsüne karşı çıkar; dinî kişilerin veya varlıkların resim ve
heykellerine tapılmasını, bunların ibadet yerlerinde bulundurulmasını reddeder.

İslam, sahip olduğu bu özellikleri başlangıçtan günümüze kadar korumuştur.  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir