İslam’ın Doğduğu Ortam: Dinî Hayat

İslamiyet’in doğduğu yıllarda Arap Yarımadası’nda bulunan dinler Yahudilik, Hıristiyanlık,
Putperestlik ve Mecusilik idi. Arabistan’da yaşayan dinlerden en önemlisi ve en eskisi Yahudiliktir. Bu
din Filistin’den Suriye-Hicaz arasındaki yerlere sığınmak zorunda kalan Yahudiler aracılığıyla gelmiş ve
Yesrib’e kadar girmiştir. Ticari yollarla da Yemen’de yer etmiştir. Medine çevresi ve Yemen hariç tutulursa
Yahudilik, Araplar arasında pek fazla tutulmamıştır. Mevcut Yahudiler de Filistin’den gelmişlerdir.

Hristiyanlık, Arap Yarımadası’nın kuzey bölgesinde, birçok Arap kabilesi arasında yayılmıştır. Güneydeki
Necran bölgesinde de çok yoğun olmamakla beraber Hristiyanlar bulunuyordu. Hristiyanlık, Orta
Arabistan’daki putperestler üzerinde, önemli bir etki gösterememiştir.

İslam’ın doğduğu sırada Arap Yarımadası’nda Mecûsîler de bulunuyordu. Sâsânî İmparatorluğu’nun
resmî dini olan Mecusîlik, Araplar arasında pek itibar görmemiştir. Arap Yarımadası’nda bulunan Mecusîlerin
büyük çoğunluğu Bahreyn, Yemen ve Umman’da oturan İranlılardan ibaretti.

Arap Yarımadası’nda Sâbiîler de bulunuyordu. Bunlar Kur’an-ı Kerim’de, Yahudiler ve Hıristiyanlarla
birlikte anılmış ve kendilerine Müslümanlar tarafından ehlikitap muamelesi uygulanmıştır. Sâbiîler, evreni
yaratan güçlü bir varlık olduğuna inanıyorlardı. Sâbiîlerin kutsal metinleri, kendilerine özgü dua, oruç, kurban
gibi ibadetleri vardı. Bunun yanında alkollü içkilerin haram olması, heykellere tapmanın büyük günah
kabul edilmesi gibi yasakları vardı.

Yemen, Harran ve Irak’ın yukarı kesimlerinde yıldızlara tapanlar mevcuttu. Cahiliye Dönemi Araplarında
gök cisimlerine tapanlar da vardı. Lât, Menât ve Uzzâ gibi büyük putlara tapınılmaktaydı.
İslamiyet’in doğduğu sıralarda Araplar arasında putperestlik yaygındı. Kuzey Arapları, başlangıçta Tevhit
inancına sahiptiler. Kâbe, tek tanrı inancının simgesiydi. Putperestlik onlar arasına dışarıdan sokulmuş
ve daha sonra Allah’a şirk koşmayı adet haline getirmişlerdi. Putlara, heykellere ve dikili taşlara tapmaya
başlamışlar, putperestliğin doğal sonucu olarak put evleri şeklinde çok sayıda tapınak yapmışlardır. Ayrıca
her aile bir put edinip evine koyarak ona tapardı.

Kâbe’de 360 put vardı. Bunların en büyüğü ve önemlisi Hübel idi. Bu putun Mekke’ye Amr bin Suhay
tarafından Suriye’den getirildiği rivayet edilir. Kur’an-ı Kerim’de Yarımada’nın çeşitli yerlerinde bulunan
putlardan söz edilmektedir.

Cahiliye Dönemi’nde Allah’ın birliğine inanan, putperestliği reddeden ve Kureyş’in yanlış adet ve
inançlarına karşı çıkan bazı kimseler de vardı. Bunlara Hanif denilmektedir. Hanifler, Hz. İbrahim’in dinini
yaşatmaya çalışırlar, putperestlikle ve kötü âdetlerle mücadele ederlerdi.  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir