İslam Tarihinin Temel Kaynakları

İslam tarihinin temel kaynakları sözlü ve yazılı kaynaklar olmak üzere ikiye ayrılır. Şiirler, hikâyeler, efsaneler, destanlar, menkı- beler, fıkralar ve atasözleri sözlü kaynakları oluşturur. İlk dönemlerde Hz. Peygamberle ilgili bilgilerin birçoğu, bu metotla nakledilmiştir. Daha sonra siyer ve meğazi kitapları bu rivayetlerin toplanması ve yazıya geçirilmesiyle oluşmuştur.




İslam tarihinin farklı türde birçok yazılı kaynağı vardır. Bunların başında “Kur’an-ı Kerim” gelir. Kur’an, İslam’ın temel kaynağı olmasının yanı sıra Cahiliye Dönemi Arap toplumunun dinî inançları, sosyal ve ekonomik durumu, Hz. Peygamberin İslam’ı yayma çabası, hatta onun özel hayatı hakkında bazı temel bilgiler de verir. Bu sebeple İslam dininin doğuşu ile Hz. Peygamberin hayatına dair çalışma ve araştırma yapan kimseler için Kur’an, ilk müracaat kaynağıdır.

Hz. Peygamberin söz ve eylemleriyle İslam tarihinin ilk dönemlerindeki birçok dinî ve sosyal gelişmenin yazılı olarak sonraki nesillere nakledildiği hadis kitapları da yazılı kaynaklardandır. Sahabeler, kendileri için en güzel örnek olan Hz. Peygamberi dikkatli bir şekilde gözlemlemiş ve onun hayatını tüm ayrıntılarıyla sonraki nesillere ulaştırmışlardır.




İslam tarihçiliğinin gelişim sürecinde ortaya çıkan siyer, meğazi ve genel tarih kitapları da hadis rivayetlerine dayanan temel yazılı kaynaklardandır.

Bu alanda günümüze kadar ulaşmış dört temel kaynak eser vardır. Bu çalışmaların ilki olan, İbn İshak’ın “Kitabü’l-Meğazi” isimli eseri, kendisinden sonra yazılan kitaplara da temel teşkil etmiştir. Söz konusu eser, üç ana bölümden oluşur. Birinci bölümde Hz. Âdem’den Hz. Peygambere kadar gelmiş geçmiş peygamberler ve toplumların tarihi, ikinci bölümde Hz. Muhammed’in Allah elçisi olarak gönderilişi, son bölümde ise onun savaşları ayrıntılı bir biçimde kaleme alınmıştır.

siretün-nebeviyyeBu eser, kendisinden yaklaşık yarım yüzyıl sonra İbn Hişam tarafından kısaltılarak “Siretü’nNebeviyye” ismiyle okuyucuya sunulmuştur. Müellif, özellikle nahiv ve nesep konusunda derin bir bilgiye sahiptir. İbn İshak’ın eserini temel metin olarak alıp kendisi de bu metne şerh yazmıştır. Her iki eser de bu alanda günümüze kadar ula- şan en meşhur ve en eski metinlerdir. İbn Hişam’ın eseri bir- çok dile tercüme edilmiş ve daha sonraki devirlerde bu esere şerhler yazılmıştır.




İbn Hişam’ın çağdaşlarından Vakidi, “Kitabü’l-Meğazi” adlı eseriyle ilk dönemin meşhurları arasında yer alan diğer bir müelliftir

Ebu Cafer Muhammed bin Cerir et-Taberi de ilk dönem müelliflerdendir. Diğer İslamî ilimlerde de derin bilgiye sahip olan yazar, “Tarih-i Taberi” isimli eseriyle İslam tarihi alandada ün kazanmıştır. Taberi, bu eserinde önce insanın yaratılışını ele alır. Eserin bu bölümüne peygamberler tarihi de denilebilir. Sonra da İslamiyetin doğuşundan kendi zamanına kadar olan dönemde Müslümanlarla ilgili gelişmeleri anlatır. Taberi, eserinde kendisine ulaşan rivayetleri genellikle yorum yapmaksızın aktarır.

Ayrıca tabakat, teracim, şehir ve bölge tarihi, hanedan tarihi, nesep, fütuhat ya da fetihname türü eserlerin tümü İslam tarihinin temel yazılı kaynakları arasında yer alırlar. Bunlara, kültür tarihi açısından önemli olan edebiyat eserleri ile Müslüman ve yabancı gezginlerin İslam dünyasının değişik bölgelerine yaptıkları gezilerdeki gözlemlerini aktardıkları seyahatnamelerini de eklemek gerekir.

Farklı nitelikteki malzemelerden oluşan arşiv belgeleri de yazılı kaynaklar arasında yer alır. Örneğin geçmişteki Müslüman devletlerde yöneticiler arasındaki yazışmalar (ferman, berat, hüküm, ahitname vb.) ile mahkeme tutanakları (şeriye sicilleri) bu tür yazılı belgelerdir.

firuz-aga-cami-kitabesiYapılarda veya açık havada korunarak günü- müze kadar ulaşan her türlü arkeolojik malzemeyi ikinci dereceden yazılı kaynaklar arasında zikredebiliriz. Tarihî bir caminin giriş kapısının üzerinde, o caminin ne zaman, kim tarafından ve kime yaptırıldığını ifade eden yazılı metne “kitabe” denir. Aynı şekilde medrese, han, hamam ve başka tarihî eserlerin belli bölümlerinde kitabeler bulunur. Diğer taraftan heykeller, mezar taşları, madalyalar, mühürler, eski paralar, kap kacak, çanak çömlek gibi malzemeler de bu gruba dahildir. Bütün bunlar İslam tarihinin temel kaynaklarını oluşturmaktadır.

Not: Sözlü kaynaklar herhangi bir şekilde yazıyla kayıt altına alınmaksızın, nesilden nesile; dinlemek, zihinlerde muhafaza etmek ve başkalarına sözel olarak aktarmak suretiyle oluşan kaynaklardır.