İslam Tarihinin Diğer Sosyal Bilimlerle İlişkisi

İnsanlık tarihi üst üste ve itina ile konulmuş tuğlaların oluşturduğu mükemmel bir binadır. Bugünü iyi anlayabilmek için düne bakmamız, düne bakabilmemiz için de elimizde geçmişle alakalı sağlıklı belge ve kaynakların olması gerekir. İslam tarihi yapısı itibari ile toplumları coğrafi, sosyal, ekonomik, siyasi ve dinî yönden ele alır. Bu da İslam tarihinin sosyal bilimlerle ilişkisini zorunlu kılar.




Diğer sosyal bilimlerle olan bu etkileşim, İslam tarihini olayları sadece nakleden bir disiplin olmaktan çıkarıp geçmişi doğru anlayan ve oradan hareketle geleceğe köprü kuran bir misyona kavuşturur.

Örneğin sosyoloji; toplumu, toplumdaki sosyal grupları, toplumsal yapıda meydana gelen değişmeleri inceleyen bir bilim dalıdır. Bu içeriğiyle sosyoloji, İslam tarihine önemli katkılar sağlar.




Bir bilim dalı olarak filolojiyi ele aldığımızda görürüz ki bir toplumun dili bilinmeden tarihinin bilinmesi mümkün değildir. Söz gelimi Hz. Peygamber devrini araştıran bir İslam tarihçisi, o dönemin dil ve edebiyatı hakkında yeterli bilgiye sahip olmadan sağlıklı bir sonuca ulaşamaz.

İslam tarihinin öncelikli amacı, geçmişte meydana gelen olaylarla ilgili doğru bilgileri ortaya koymak ve bu bilgileri sağlıklı bir şekilde sonraki nesillere ulaştırmaktır. Aynı kaynaktan beslenmesine rağmen farklı zaman dilimlerinde aynı konudaki farklı çözümlerin sosyolojik ve psikolojik olarak açıklanabilmesi İslam tarihinin verilerinin doğru bir şekilde yorumlanmasına bağlıdır.

İslam tarihi, ilahiyatla ilgili bilim dalları ile de karşılıklı ve yoğun bir etkileşim içerisindedir.




Kur’an-ı Kerim İslam tarihinin ilk yazılı kaynağıdır. Onun tefsirinde ihtiyaç duyulan, özellikle ayetlerin nüzul sebepleri (esbabu’n-nüzul) ile ilgili rivayetlerin birçoğu, İslam tarihine kaynaklık eden eserlerde nakledilmiştir.

Siyer ve meğazi eserlerine kaynaklık eden hadis rivayetleri hem Kur’an’ın anlaşılmasında hem de Hz. Peygamberin örnekliğinin sonraki nesillere aktarılmasında büyük öneme sahiptir.

Mezhepler tarihi ise mezheplerin ortaya çıkışında rol oynayan siyasi, sosyal ve kültürel etkenleri belirlerken İslam tarihinin verilerine de dayanır. Örneğin Sıffin Vakası boyunca ortaya çıkan olaylar ve bunların arka planları öğrenilmeden Haricilerin ortaya çıkışı anlaşılamaz.

Not: İslam tarihi alanında çalışma yapanlar sağlıklı değerlendirmelere, doğru sonuçlara ulaşabilmek için genel tarih, felsefe, sosyoloji, sanat tarihi, antropoloji, arkeoloji, filoloji, epigrafi, coğrafya ve para bilimi (nümismatik) gibi sosyal bilimlerin verilerinden faydalanmak durumundadır.