İslam Tarihçiliğinin Doğuşu ve Gelişmesi

İslam tarihçiliği, Kur’an’ın nüzulü ile başlar. Özellikle ilk dönemlerde inen ayet ve surelerde Mekke toplumunun siyasal, sosyal ve dinî yapısı bazen olduğu gibi tasvir edilmiş bazen de tenkit edilerek aktarılmıştır. Ayrıca Kur’an, daha önce yaşamış çeşitli kavimler, dinler ve peygamberlerle ilgili bilgiler aktarırken değişik değerlendirmeler de yapmıştır. Böylece bir taraftan anlatılan olaylardan insanların ibret almasını hedeflerken diğer taraftan da tarihî olaylara eleştirel bir metotla yaklaşılmasının ipuçlarını ortaya koymuştur.




Hz. Peygamber daha hayattayken bazı sahabeler onun söz ve fiillerini sözlü rivayetler olarak aktarırken bazıları da bunları yazıyorlardı. İslam tarihine kaynaklık eden bu çalışmalar, ilk dönemlerde hadis rivayetleri içerisinde yer almıştır. Daha sonra siyer ve meğazi adıyla müstakil eserler kaleme alınmaya başlanmıştır.

islam-tarihi-kaynaklariSahabelerden sonra gelen ve Hz. Peygamberi göremeyen tabiun nesli, onun hayatını, kişilik özelliklerini, mücadelesini ve savaşlarını çok merak ediyordu. Bu merak, onları Hz. Muhammed’in hayatını daha yakından öğrenmeye yöneltti. Bu konuda başvuracakları ilk ve en önemli kaynak ise Peygamber dönemini görmüş, onunla birçok yerde ve olayda beraber olmuş sahabe nesli idi. Hz. Muhammed’in hayatının her yönüyle araştırılıp öğrenilmesinde bu neslin önemli katkıları oldu. Ayrıca, Kur’an’ın tefsiri ile ilgili çalışmalar ve hadislerin toplanması da Müslümanlar arasında İslam tarihçiliğinin temellerini oluşturdu.




islam-tarihinin-temel-kaynaklari

 

Abbasiler Döneminde İslam tarihinin ilk kaynakları olan eserler ortaya çıkmaya başladı. Bizans, İran ve Hint tarihiyle ilgili kaynaklar Arapçaya çevrildi. Müslümanlar yeni bilgiler elde ettiler. Bunun sonucu olarak da hem geçmiş toplumların tarihlerini hem de İslam’ın doğuşundan itibaren Müslümanların ya- şadıkları olayları konu edinen daha kapsamlı genel tarih kitapları yazıldı.




Müslüman tarihçiler, bir taraftan genel tarihle ilgili eserler verirken diğer taraftan hanedan, şehir ve bölge tarihleri üzerinde duran kitaplar da kaleme aldılar. Bunlarda Mekke, Medine, Kudüs, Bağdat, Şam, Kahire, Basra, Kûfe, Kayrevan, Kurtuba, Konya, İstanbul gibi önemli şehirler veya Hicaz, Yemen, Dımeşk (Şam), Maveraünnehir, Horasan ve Mısır gibi bölgelerin tarihleri anlatıldı.

kitabüt-tabakatErken dönemlerden itibaren Müslümanlar arasında, sahabe ve tabiundan, değişik ilim dallarında ün yapmış bilginler ve devlet yöneticilerinin hayatları da merak konusu olmuştur. İşte bu merak sonucunda tabakat ve teracim kitapları olarak bilinen biyografik eserler ortaya çıkmıştır.

Örneğin M 884 yılında vefat eden İbn S’ad, “ Kitabü’tTabakat” isimli eserinde önce Hz. Peygamberin, ardından da sahabenin hayatı ile ilgili bilgileri bir araya getirmiştir. 1282 yılında vefat eden İbn Hallikan “Vefayatü’l-Ayan” isimli kitabında İslam’ın doğduğu ilk yüzyıldan kendi dö- nemine kadar ün yapmış yöneticiler ve değişik dallardaki bilim adamlarının hayatları hakkındaki bilgileri toplamıştır. Ayrıca nesep konusunda yazılan kitaplarda, Arap kabilelerinin soyları ve kökenleri hakkında bilgiler verilmiştir.

İslam tarihçiliğinin gelişmesine katkı sağlayan bir başka dal da fütuhat kitaplarıdır. Müslümanlar, Dört Halife Döneminden itibaren Arap Yarımadası’nın dışına çıkarak doğuda ve batıda çok geniş toprakları fethettiler. Bazı Müslüman bilginler, sadece bölgelerin ne zaman ve nasıl fethedildiklerini anlatan kitaplar yazdılar. Belâzuri’nin yazdığı “Fütuhu’l-Büldan” (Ülkelerin Fethedilmesi) bu konudaki eserlerin en meşhurlarındandır. Hz. Peygamber, Dört Halife, Emeviler ve Abbasiler dönemlerinde fethedilen topraklar, buralarda yaşayan halkların inançları, gelenek ve görenekleri, gayrimüslimlerle yapılan anlaşmalar bu eserin konularını oluşturur.

İslam beldelerinde yaşayan gerek Müslüman gerekse gayrımüslimlerin mali hak ve sorumluluklarını konu edinen harac ve emval kitapları da İslam tarihine kaynaklık eder. Bu konuda İmam Ebu Yusuf’un “Kitabü’l-Harac” isimli eseri önemli bir kaynaktır. İslam tarihçiliği alanında, geçmişteki olayları kayıt altına almak ve sonraki nesillere aktarmak amacıyla bu eserler ortaya konulurken geçmişin yorumlanması hususunda da çalışmalar yapılmıştır.

kisasi-enbiya-ve-tevarihi hulefaBu alanda İslam dünyasında yetişmiş olan meşhur isimlerin başında İbn Haldun (öl. 808/1406) gelir. İslam tarihçiliği İbn Haldun ile birlikte yeni bir döneme girmiştir. Onun tarih yazımına getirdiği en büyük yenilik ise tenkit metodu olmuştur. Tarih araştırmalarına tarih felsefesini ilk dahil eden, olayları aktarmada rivayetin yanında dirayeti de gündeme getiren ilk Müslüman tarihçi odur. O, bu hususta sadece Müslümanların değil Batılı araştırmacıların da öncüsü kabul edilir.

Biruni, Zehebi, Filibeli Ahmet Hilmi ve Ahmet Cevdet Paşa gibi tarihçiler de klasik İslam tarihçiliği dışında, tenkit- çi bir metotla eserler verdiler.4 Son dönemlerde Batılı tarih- çiler de İslam tarihi alanında yorum ağırlıklı eserler kaleme aldılar. Ancak bu eserlerde olaylar, tenkitçi bir metotla ele alınmakla birlikte taraflı yorumlar ön plana çıkmaktadır.