Türk Tarihi

İskitler’in Savaş Taktikleri

Antik kaynaklarda, İskitlerin “cengaver” karakterlerini yansıtan, “güçlü ve muharip” bir toplum olduklarına dair birçok ayrıntılı kayıt mevcuttur.

İskitlerin savaş taktikleri ile ilgili olarak Herodot’tan Pers kralı Dareious’un MÖ. 513’teki ünlü İskit seferi hakkında çok ilginç bilgiler edinmekteyiz. Burada, sözü geçen seferin tarihi ayrıntıları üzerinde durmayacağız. Ancak, savaş taktikleri ile bağıntılı olarak şu sonuçlara varmak mümkün olmaktadır:

Bozkır süvari birlikleri, süratli atlar nedeniyle, büyük bir hareket kabiliyetine sahiptirler. Uzak bölgelerdeki birliklerin süratle, stratejik noktalarda toplandıkları görülür.

Vur Kaç Taktiği

Silahların, özellikle okların vurucu gücü fazladır; daha önce gördüğümüz üzere, silahlar, at üzerinde rahatça kullanılacak şekilde yapılmıştır. Ağır silah ve teçhizatlar taşımazlar. Savaş düzenlerinde, han ve oğulları ve beyler tarafından yönetilen “yan kanatlar” ve “orta” ana kuvvet birimleri görülür.

Düşmana aniden saldırılar ve süratle geri çekilirlerdi. Onların kaçtığını zanneden düşman birlikleri, peşlerine düşer ve geniş bozkırda amansız bir kovalamaca başlardı. Amaç, düşmanı içlere çekerek fazlaca yormak, yıpratmak ve de yardımcı kuvvetlerle irtibatlarını kesmektir.

Yardım İle İrtibatı Kesme

Bu arada, kuyular ve kaynaklar kullanışsız hale getirilir, tarlalar tahrip edilir, kendilerine ait yiyecek ve hayvan yemleri, diğer ağırlıklarla birlikte arabalar ve sürülerle gerilere alınırdı.

Yabancı topraklarda ilerleyen düşman kuvvetleri açlıkla baş başa bırakılırdı. Bu arada yan yana, hilal şeklinde açılan yan kollar, yani kanatlar, çevirme harekatına girişir ve çembere alınan düşman birlikleri imha edilirdi. Bu kurnazca taktik, adeta yabani hayvan sürülerinin, özellikle atların sürülerek yoruluncaya kadar koşturulmasına ve de aniden çember içine alınarak yakalanmalarına benzemektedir. Bozkırın bu taktiği şüphesiz ki İskitlerin günlük yaşantısı içinde uyguladığı ve ezbere bildiği bir hareket tarzı idi.

Bu savaş taktiği ve teknikleri de, binlerce yıl devamla, bütün Türk kavimlerince başarı ile uygulanmıştır. Mesela 1071’deki Malazgirt savaşında, Alp Arslan’ın savaş düzeni, bunun en güzel örneklerinden biridir.

İskitler’in Pers kralı Dareious’un ordularına uyguladıkları bu taktik, binlerce sene sonra Ruslar tarafından da örnek alınarak Napolyon Bonapart’a uygulanmış, II. Dünya Savaşı’nda da Alman orduları aynı nedenle hezimete uğramışlardı.

İskitlerin bu arada, küçük vurucu timlerle düşman üzerine yaptıkları devamlı ve yıpratıcı hücumlar, “çete savaşları” şeklinde düzenlenmiştir. Bu ufak, fakat tesirli darbeler, düşmanı psikolojik bakımdan büyük ölçüde etkilemektedir. Hunlar’ın, Göktürkler’in ve Oğuzların savaş tarihlerinde görülen aynı uygulamalar, bilindiği gibi, bir takım destanlara dönüşmüştür.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir