Türk Tarihi

İskit-Pers İlişkileri

İskit-Pers ilişkilerinin Eskiçağ tarihi içerisinde önemli, bir yeri olup, bu ilişki uzun bir süre devam etmiştir.

Medler’in yerine geçen Akamenitler sülalesi döneminde İskitler büyük bir güç kaybetmelerine rağmen, siyasi bir kuvvet olarak varlıklarını devam ettirmişler.

İran destanlarına bakılırsa bunlar Afrasyap’dan sonra tekrar büyük bir devlet haline gelerek, bir aralık tekrar İran’ı kendi nüfuzları altına almışlardır.

Büyük Kirus (MÖ. 555-528) zamanında Sakaların Babil ve Asurlulara karşı düşmanca hareketleri ve Hazar denizinin güneybatı sahilinde yaşayan Herkanlılar’la bir olarak Asurlulara karşı asker gönderdikleri ve sonuçta Kirus ile birleştikleri zikredilmektedir. Fakat Sakaların Türkistan’daki esas zümreleri Kirus’a tabi değildi.

Babil, Lidya gibi Ön Asya devletleri ile uzun savaşlar yapan Kirus kendi yanında Saka devleti gibi kuvvetli bir devletin bulunmasını tehlikeli bulduğundan bunları kendi idaresine tabi kılmak için uğraşmıştır.

MÖ. 539 yılında Kirus Babil’i zaptetmek ve büyük bir törenle şehre girmek suretiyle Babil Devleti’ni krallığına katmıştır. Kirus ömrünün son yıllarını İran’ın kuzeydoğusunda oturan step kavimleri ve en çok Sakalarla savaşmakla geçirmiş ve aşağı Oxus bölgesinde MÖ. 529 yılında ölmüştür.

Persler Anadolu’da 

MÖ. 8. yüzyılın sonlarında Kimmerler’in Anadolu’ya akınları, onları takip eden İskitlerin de Anadolu’nun doğusundaki bir takım faaliyetleri, Asurluların Anadolu içlerine doğru yaptıkları seferler Anadolu’nun siyasi gücünü iyice zayıflatarak, Anadolu’da Pers hâkimiyetinin tesisinde önemli bir rol oynamıştır. Pers kralları, Anadolu’nun batısına kadar kısa zamanda ulaşma imkanını bulmuşlardır.

Pers hâkimiyeti Kirus’un oğlu Kambiz’in yerine geçen I. Darius zamanında da devam etmiştir. Darius da hem doğuya hem de batıya seferler düzenlemiştir. İlk seferini MÖ. 518-517 yıllarında Türkitan Sakalarına yapmış ve savaşarak, sonunda savaşın galibi olmuştur.

Darius, Behistun kitabesinde sivri başlıklı Sakaların ülkesine sefer yaptığını, onların bir kısmını yendiğini, bir kısmını öldürdüğünü, liderlerinden birisi olan Sakunkha’yı esir ettiğini bildirmektedir. Bize kadar ulaşan tarihi kaynaklarda, Darius’un Türkistan Sakalarına karşı yaptığı sefere ait fazla bilgi yoktur.

Yalnız Togan’ın Polyen’e dayanarak verdiği bilgiye göre, Darius Sakalar ile yaptığı savaşta kendi askerlerine Saka askeri kıyafeti giydirerek, hile ile hareket etmiştir. Bundan dolayı Saka reisleri mağlup olarak çöllere çekilmiş.

Sırak isminde bir çoban Darius’un ordusuna kasten yanlış yol göstererek, onları çöl ortasına sokup memleketlerini kurtarabilmiştir.91 Buradan da anlaşılacağı üzere, Darius’un Saka reislerinden Sakunkha’yı esir etmesine rağmen, diğer Saka reisleri memleketlerini bütünüyle esarete düşmekten kurtarabilmişlerdir.

Pers kralı Darius, Deniz’in ötesindeki Sakalara karşı da bir sefer yapmayı planlamıştır. MÖ. 513 yıllarına doğru Batı Anadolu’da Ege denizi kıyısında bazı kaynaşmalar olduğunu haber alan Darius, dikkatini Anadolu’ya çevirmiştir. Aynı yıl Trakya üzerinden Karadeniz İskitlerine karşı harekete geçmiştir.

Anadolu üzerinde harekete başlayan Darius, Samoslu Mandrosle tarafından inşa edilen bir köprü üzerinden İstanbul Boğazı’nı geçerek, Trakya içlerine doğru yönelmiştir. Batıya doğru ilerlemeye başlayan Darius, İskitlerin, kendisinin mezar yazıtında bildirdiği üzere “Deniz’in, ötesindeki Sakalar”ın üzerine yürümüştür.

Darius İskitya içlerine doğru ilerlemeye başlamıştır. Bu arada İskitler de boş durmayarak, komşularıyla birlikte Perslere karşı koymayı amaçlamışlardır. Komşu kabilelere başvurarak, onları aralarında ittifak yapmak için ikna etmeye çalışmışlar.

Pers Kralına Karşı Birlik

Başarılarının kalabalık olmalarına bağlı olduğunu, aksi takdirde Darius’un hepsini teker teker ezebileceğini, halbuki birlik olurlarsa, Pers kralının onları mağlup etmesinin güç olacağını anlatmaya çalışmışlardır. Gelon, Budin ve Sarmat hükümdarları, İskitlere yardım etmeyi uygun görmüşler. Buna karşılık kuzeyde oturan kabileler İskitlerin bu teklifini kabul etmemişlerdir.

Darius yoluna devam ederek, Don nehrini geçmiş ve Volga’ya doğru ilerlemiştir. İskitler ise, onun önünde geri çekilmiştir. Pers kralının, Tuna nehri üzerindeki köprüyü savunmaları için İonyalılar’a verdiği altmış günlük süre hızla dolarken, onun askerleri bu yararsız kovalamacadan bıkmaya başlamıştır. Ancak İskitler doğuya doğru geri çekilmeye devam etmiştir. Bu durum karşısında canı sıkılarak bir sonuç almayan Darius, İskit hükümdarı İdanthyrsos’a bir haber göndererek kendini güçlü hissediyorsa, kaçmayarak savaşa girmesini, eğer kendisinde o gücü görmüyorsa, huzuruna çıkarak haraç olarak toprak ve su getirmesini istemiştir.

Bunun üzerine İskit hükümdarı da Darius’a bir cevap verme ihtiyacını duyarak, ondan korkmadığını, kendilerinin kentleri ve dikili ağaçları olmadığından dolayı savaşa girmek istemediğini, fakat atalarının mezarlarını bulurlarsa, o zaman savaşacaklarını bildirmiştir.

Darius, Savaşmadan Kaybetti

İskitlerle savaşma imkanı bulamayan Darius geri çekilmeye karar vermiş ve askerlerini köprüye kadar getirerek, Tuna nehrini geçirmeye muvaffak olmuştur. Böylece Darius felaketten kurtulmuştur. Belki de İskitlerin Kafkasya yoluyla İran üzerine akın yapmalarına karşı bir tedbir olarak genellikle İskitleri doğudan olduğu gibi batıdan da kuşatmak fikrinde olan Darius İskitlerin oyalama taktiği karşısında gün geçtikçe daha da güç durumda kalarak, geri çekilmesinin kendisi ve ordusu için daha akılcı olduğunu düşünmüştür. Böylece Darius İskitlere karşı yapmış olduğu seferde herhangi bir başarı sağlayamamıştır.

Perslerle savaşlar İskit boylarının birleşmesini ve kimlik bilincinin gelişmesini hızlandırdığı gibi büyük bir ihtimalle İskit krallığı topraklarının daha belli sınırlarla kendini belirlemesine de yol açtı.

Büyük bir ihtimalle, Olbia’da iken Heredotos’un İskit boylarının nerelerde bulunduğuna dair İskit sözcülerinden duydukları, Darius’a karşı savaşlardan sonraki durumu aksettirmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir