İnsanlığın Hafızası Tarih

İnsanlığın varoluş ve yaşam serüveni göz önüne alındığında bugün ulaşılan gelişmişlik düzeyi bir tecrübe birikiminin ürünüdür.

Geçmiş ve gelecek bilincine sahip tek varlık olan insan, tecrübeleri geçmişten cesaret alarak öğrenir ve bunu gelecek nesillere aktarır. Bunun için de tarih bilimine ihtiyaç duyar. Bilimsel ve teknik gelişmelerin hızlı yaşandığı çağımızda tarih bilimine olan ilgi ve ihtiyaç azalmamakta aksine her geçen gün artmaktadır.

Geçmişten günümüze büyük fikir adamlarının ve tarihçilerin tarih hakkındaki görüş ve düşüncelerine kısaca bir göz atalım.

İnsanlığın Hafızası Tarih

Görüldüğü üzere farklı dönemlerde, tarih hakkında değişik tanım ve yorumlar yapılmıştır. Bu farklılıklar bir görüş ve düşünce çeşitliliği olarak kabul edilmelidir. Tanım ve yorumlara dikkat edildiğinde tarihin geçmişle ilgili olduğu, merkezinde insanın yer aldığı, belgelere dayandığı ve nedenselliğe muhtaç olduğu gibi ortak noktalara ulaşılabilir.

Tarih kelimesi, “kamer, ay, zaman” anlamına gelen Arapça “verreha” fiilinden türemiştir. Buna göre tarih kelimesinin anlamı, “ay”ın tarihi demektir. Bu anlam bir taraftan tarihî olayın meydana geliş anını belirlemek, diğer taraftan anlatmak, hikâye etmek, nakletmek anlamlarına gelmektedir. Bu kelime birçok doğu diline ve Arapçaya da bu kullanımı ile girmiştir.

Türkçeye de Arapçadaki bu kullanımı ve anlamı ile geçmiştir. Kelimenin batı dillerindeki tüm karşılıkları ise Grekçe “İstoria, İstorien” sözcüğünden gelir. “Bildirme”, haber alma yolu ile bilgi edinme anlamlarında kullanılmıştır.

Tarihin konusu, zaman içinde yeryüzündeki insan faaliyetleri, farklı etkilerle meydana gelen değişimler ve insan eylemlerinin sonucunda ortaya çıkan eserlerdir. Ayrıca doğa olayları, sonuçları itibariyle insanları etkilediğinden tarihin konusu içerisinde yer alır. Örneğin Orta Asya’da yaşanan kuraklık ve kıtlık tarihin konusu değilken bu doğa olayı sonucundaki göçler tarihin konusu olabilir. Kısaca tarihin konusu insandır ve insanın olmadığı yerde tarih de olmaz.