Türk Tarihi

İlk Türk Devletlerinde Dinî Hayat

TÜRKLERDE CENAZE TÖRENLERİ

Ölüm, Türklerde “uça barmak”, yani
uçarak gitme şeklinde ifade edilir.
Ruhun uçarak Tanrı katına ulaştığına
inanılırdı. Kök Türklere göre, insan
ölümlü türemişti. Bu anlayışa göre
insan ölümlü, Tanrı ölümsüzdür. Bu
dönemde cenaze “eşük” denilen kefen
ile toprağa verilirdi.

Prof. Dr. Bahaeddin ÖGEL, Türk Kültürünün
Gelişme Çağları, s. 307.

ORHUN KİTABELERİ’NDEN

Kültigin vadesi gelince “kerkek
buldı” öldü.
Kişioğlu ölmek için yaratılmıştır.
IX. Asır Kök Türkçe Irık Bitig’den
Kara-yol (Kanun-hak)Tanrı’nındır.
Kırılanları birleştirir. Yırtılanları birbirine
ular… İnsan Tanrı’ya yalvarır, Tanrı
isterse verir.

Prof. Dr. Ibrahim KAFESOĞLU,
Türk Millî Kültürü, s. 309.

Eski Türk topluluklarının dinî inanışlarına göre, Gök Tanrı
tek yaratıcı olarak görülmekte ve din sisteminin merkezinde
yer almaktaydı. Türk toplumlarında kendisine kurban sunulan
varlıkların başında ve hepsinin üstünde Gök Tanrı vardır.
Ayrıca yıldız, ay ve güneş bu dönemde önemli bir yere sahipti.
Gök Tanrı inancına göre; Tanrı tektir ve en yüce varlıktır.
Sonsuz bir hayata sahip ezeli ve ebedi olan Tanrı, kâinatın
yaratıcısı ve hâkimidir. Ahiret inancı olan bu inanç sisteminde
iyi insanların “uçmag”a (cennete), kötülerin ise “tamu”ya
(cehenneme) gideceklerine inanılırdı. Toplumsal yapıda özel
bir statüsü olmayan din adamlarına “kam” adı verilmekteydi.

TÜRK INANIŞLARI

Türk hükümdarları ve kahramanları
öldükleri zaman mezarlarının başına
hayatta iken savaşıp öldürdükleri
tanınmış kişilerin sayısı kadar insan
biçiminde yontulmuş taş (balbal) dikilirdi.
Kök Türkler beşinci ayın ikinci
yarısında Gök Tanrı’ya ve atalara kurtata
mağarasının önünde kurbanlar
takdim ederlerdi.

Hunlar, Kök Türkler, Uygurlar ve
Oğuzlar ölünün hatırasına “yuğ” törenleri
düzenlerlerdi.

Prof. Dr. Ibrahim KAFESOĞLU, “Eski Türk Dini”,
Türkler Ansiklopedisi, C 3, s. 294 (Derlenmiştir.).

Eski Türkler tabiatta birtakım gizli kuvvetlerin varlığına
da inanıyorlardı. Dağ, tepe, kaya, ırmak, su, ağaç, orman,
demir, gök gürültüsü, şimşek gibi unsurlar kutsal varlıklar
olarak tasavvur edilmiş ancak bu varlıklar put hâline
getirilmemişti. Türkler gök, güneş, ay, yer-su için kurban
keserlerdi.

Toplumda ölen kişilere ve atalara ait hatıralar kutsal
sayılırdı. Ataların ruhlarının kendilerini koruduğuna
inanılır, onlar için kutsal mağaralar önünde kurban
kesilirdi. Atalara ve onların mezarlarına yapılan saldırılar savaş nedeni olabilirdi.

Türkler arasında Gök Tanrı inancından başka dinler de
kabul görmüştü. Uygurlar, Budizm ve Maniheizm
inançlarını benimsedi. Macarlar, Bulgarlar, Kumanlar ve
Peçenekler ise Hristiyanlığı kabul ettiler. Hazarlarda ise
Musevilik, Hristiyanlık ve islamiyet kabul edilen
dinlerdendi. Ancak bu dinlerin yayıldığı dönemlerde bile
Türkler eski inançlarını kaybetmemişlerdi. Örneğin Mani
dini et yemeyi yasak etmişti. Fakat bu dinin en kuvvetli
savunucusu durumunda olan Uygurlar, et yemeye devam
etmişlerdir.

DINÎ MÜSAMAHA

Avarlar, düşmanlarının kutsal günlerine
saygı gösterirlerdi. Bizans kaynaklarına
göre Avarların kutsal günleri ve bayramları,
zaman zaman büyük şenliklerle kutlanıyordu.
Kendileri Hristiyan değildi. Fakat
Bayan-Kağan 600 senesinde, Dalmaçya’da
bir şehri kuşatırken şehirdeki halk, aç
ve susuz kalmış ve bunun için de dinî
yortularını kutlayamamışlardı. Bayan-
Kağan bunu duyunca şehre hemen
arabalarla yiyecekler göndermiş ve
yortunun sonuna kadar, Hristiyanların
bayramlarını kutlamalarına müsaade
etmişti. Bizans kaynakları Avarları bir
barbar kavim olarak göstermelerine
rağmen, bu olayı anlatarak onların insanlık
taraflarını da övmekten kendilerini alamamışlardı.

Prof. Dr. Bahaeddin ÖGEL, Türk Kültürünün
Gelişme Çağları, s. 73-74 (Özetlenmiştir.).

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir