Tarih Bilimi

İkinci Kök Türk (Kutluk) Devleti

Türkler I. Kök Türk Devleti’nin yıkılışından sonra 50 yılı aşkın bir süre Çin
esaretinde yaşamak zorunda kalmış, bu süre içerisinde tekrar bağımsızlıklarını
kazanmak için birçok kez ayaklanmışlardır. Bu ayaklanmalar, Çinliler tarafından
kanlı bir biçimde bastırılmıştır. Bu ayaklanmaların biri de Çin sarayını basarak
imparatoru ele geçirmek amacıyla yapılan Kürşad Ayaklanması’dır.

———-

BAĞIMSIZLIK YOLUNDA BİR AVUÇ TÜRK: KÜRŞAD VE ARKADAŞLARI


Türkler, 630’da Çinlilerle yaptıkları savaşta yenilince Doğu Kök Türk Devleti
yıkıldı. Binlercesi, Çinlilere esir düşerek Çin’e götürüldü ve orada kendilerine
tahsis edilen bölgede yaşamaya mecbur edildi. Çinliler, Türkleri asimile etmek
amacıyla Kök Türk soylularını Çin ordusunda subay olarak görevlendirdi. Doğu Kök
Türk Kağanı Çuluk’un küçük oğlu olan Kürşad da bu subaylardan biriydi.

Esaretin onuncu yılında, Kürşad, 39 arkadaşıyla birlikte ihtilal yapmaya karar
verdi. Geceleri kılık değiştirerek halk arasında tek başına dolaşan Çin
hükümdarı Tay-tsung’u rehin almayı; imparatorun hayatına karşılık Çin sarayında
bulunan yeğeni Urku Tigin’i kurtarmayı planladı. Diğer taraftan da
toplayabildikleri kadar Türk ile birlikte Ötüken’e giderek bir devlet kurmayı ve
Urku Tigin’i de kağan ilan etmeyi düşündü.

İhtilal için kararlaştırılan gecede sağanak yağmur yüzünden Çin hükümdarı
sarayından dışarı çıkmadı. İhtilali ertelemenin sakıncalı olacağını düşünen
Kürşad, arkadaşlarıyla birlikte imparatoru esir almak üzere Çin sarayını bastı.
Kanlı bir vuruşma oldu. Sarayın içinde meydana gelen mücadelede adamlarının bir
kısmı hayatını kaybetti. Çinli muhafızlarla baş edilemeyeceğini ve imparatorun
ele geçirilemeyeceğini anlayan Kürşad, adamlarına sarayı terk etmelerini
söyledi. Kürşad, adamlarıyla birlikte sarayda bulunan atlara atlayarak buradan
ayrıldı. Ancak Çin ordusu Kürşad ve arkadaşlarını takip etti. Vey Irmağı
kıyısına gelince duraklayan Kürşad ve arkadaşları, Çin askerlerine karşı koymaya
çalıştılarsa da başarılı olmadılar. Vey Irmağı’nı geçip Ötüken’e ulaşamadılar.
Büyük bir ordu karşısında daha fazla dayanamayıp hayatlarını kaybettiler. Kürşad
ve arkadaşlarının girişimi her ne kadar başarıya ulaşamasa da Çin
boyunduruğundaki Türkleri öç alma düşüncesiyle harekete geçirdi. Bu girişim
sonrasında korkuya kapılan Çinliler, bütün esir Kök Türkleri serbest bırakmak
zorunda kaldılar. Kürşad ve arkadaşlarının yaptığı ihtilal, diğer Türk boylarına
Çinlilere karşı cesaret ve mücadele hırsı verdi. Millî benliklerine daha çok
sahip çıkan Türkler, bağımsızlıklarını elde edecekleri fırsatı beklediler.

Refik Özdek, Türklerin Altın Kitabı, s. 175’ten özetlenmiştir.

———-

Kutluk (İlteriş) Kağan Dönemi: Kök Türkler, Kutluk liderliğinde
birleşerek bağımsızlıklarını elde ettiler (682). Bu bağımsızlık hareketi içinde
büyük bir devlet adamı olan Tonyukuk da vardı. Ötüken ve çevresini ele geçirerek
II. Kök Türk Devleti’ni kuran Kutluk, İlteriş unvanı ile Kağan ilan edildi.
İlteriş, devleti derleyen, toparlayan demektir. Türkler, Kutluk Kağan zamanında
Çin’e 46 başarılı sefer yapmışlardır.

Kutluk İlteriş Kağan devletin merkezini Karakurum’a taşımıştır.

Kapgan Kağan Dönemi: Kutluk Kağan öldüğünde çocukları, Bilge ve Kültigin
küçük oldukları için yerine kardeşi Kapgan Kağan (692-716) geçti. Kendisine
tecrübeli bir devlet adamı olan Tonyukuk yardımcı olmuştur. Kapgan iktidarda
bulunduğu süre içinde Çin’i baskı altında tutarak bütün Türk boylarını Kök Türk
egemenliğinde toplamayı amaçlamıştır. Bunları gerçekleştirmek için Maveraünnehir
bölgesini ele geçirmek istemiştir.

Kapgan Kağan döneminde Türk boylarının çoğu Kök Türk hâkimiyetine girmiş, Türk
birliği büyük ölçüde sağlanmıştır. Bir taraftan da Çin ile yapılan savaşlar
devam etmiştir. Döneminde yapılan 25 savaştan 13’ünü Kapgan’ın kendisi
yönetmiştir.

Kapgan Kağan, bir ayaklanmanın bastırılması sırasında hayatını kaybetmiştir
(716). Onun yerine oğlu İnal geçmiştir. Ancak Bilge ve Kül Tigin kardeşler
İnal’ın yönetimine karşı çıkmıştır. Tonyukuk’un da yardımıyla İnal ortadan
kaldırılmıştır. İnal’ın yerine Bilge, kağan olmuştur. Kül Tigin, orduların
başkomutanlığına getirilmiştir.

Bilge Kağan Dönemi: Bilge Kağan zamanında II. Kök Türk Devleti en parlak
dönemini yaşamıştır. Onun zamanında Basmiller, Karluklar, Kırgızlar ve Türgişler
yeniden Kök Türk hâkimiyetine alınmıştır. Düşmanca tavırlarından dolayı Çin
üzerine seferler yapılmıştır. Fakat Bilge Kağan barış siyaseti gütmek
istediğinden Çin’le savaşmanın toplumuna bir yarar sağlamayacağı düşünmüştür. Bu
yüzden onlarla barış yapmıştır.

II. Kök Türk Devleti’nin kuruluşunda ve gelişmesinde önemli çalışmaları olan
Tonyukuk 727, cesareti ve savaşçılığıyla ünlü Kül Tigin 731, Bilge Kağan ise 734
yılında ölmüştür. Bilge Kağan’ın ölümünden sonra yönetime gelenler başarılı
olamamışlardır. Hanedan üyeleri arasında anlaşmazlıklar başlamıştır. Karluklar,
Uygurlar ve Basmiller birleşerek II. Kök Türk Devleti’nin yönetimini ele
geçirmişlerdir (744).

Kök Türkler Döneminden günümüze ulaşan temel kaynak Orhun Yazıtları’dır. Bu
yazıtlar Türk tarihinin ve edebiyatının ilk yazılı örnekleridir. Türk devlet
adamlarının millete hesap vermesi, devletin ve halkın karşılıklı olarak
görevlerinin belirtilmesi, Türklerde devlet anlayışının kavranması açısından
önemlidir.

———-

TÜRK TARİHİNİN YAZILI TANIKLARI

Türk dilinin ve tarihinin en eski yazılı örnekleri Kök Türk alfabesi ile
yazılmış olan yazıtlardır. En önemlileri Orhun Irmağı vadisindeki Orhun
Yazıtları (Kök Türk Kitabeleri) ile Talas ve Yenisey bölgesindeki Yenisey
Yazıtları dır. Danimarkalı Wilhelm Thomsen (Vilhelm Tomsen) tarafından 1893’de
okunan Orhun yazıtları, Tonyukuk (725), Kül Tigin (732) ve Bilge Kağan (735)
adına dikilmiştir.

Bilge Kağan yazıtında Kök Türk Devleti’nin kuruluşu ve elli yıllık tutsaklık
dönemi şöyle anlatılmaktadır: “Üstte mavi gök, altta yağız yer kılındıkta, ikisi
arasında insanoğlu kılınmış. İnsanoğlunun üzerine ecdadım Bumin Kağan, İstemi
Kağan oturmuş. Oturarak Türk milletinin ilini, töresini tutuvermiş, düzene
sokuvermiş. Beyleri, milleti ahenksiz olduğu için, Çin milleti hilekâr ve
sahtekâr olduğu için, küçük kardeş ve büyük kardeşi birbirine düşürdüğü için bey
ve milleti karşılıklı çekiştirttiği için, Türk milleti il yaptığı ilini elden
çıkarmış, kağan yaptığı kağanını kaybedivermiş. Çin milletine beylik erkek
evladını kul kıldı, hanımlık kız evladını cariye kıldı. Türk beyleri Türk adını
bıraktı. Çinli beyler Çin adını tutarak, Çin kağanına itaat etmiş. Elli yıl işi
gücü vermiş… Türk halk kitlesi şöyle demiş: “Illi millet idim, ilim şimdi
hani. Kime illi kazanıyorum der imiş. Kağanlı millet idim, kağanım hani ne
kağana işi gücü veriyorum der imiş. Öyle deyip Çin kağanına düşman olmuş. Düşman
olup, kendisini tanzim ve tertip edemediğinden yine tabi olmuş.”

Bilge Kağan, Kül Tigin anıtında da Çin politikası hakkındaki görüşlerini
belirtmektedir: “Çin milletinin sözü tatlı, ipek kumaşı yumuşak imiş. Tatlı
sözle, yumuşak ipek kumaşla aldatıp uzak milleti öylece yaklaştırırmış.
Yaklaştırıp konduktan sonra, kötü şeyleri o zaman düşünürmüş. Iyi bilgili
insanı, iyi cesur insanı yürütmezmiş. Bir insan yanılsa, kabilesi, milleti,
akrabasına kadar barındırmazmış. Tatlı sözüne, yumuşak ipek kumaşına aldanıp çok
çok, Türk milleti, öldün; Türk milleti, öleceksin! Türk, Oğuz beyleri, millet
işitin: Üstte gök basmasa, altta yer delinmese, Türk milleti, ilini, töreni kim
bozabilir?

Tanrı buyurduğu için kendim devletli olduğum için, kağan oturdum. Kağan oturup
aç, fakir milleti hep toplattım. Fakir milleti zengin kıldım. Az milleti çok
kıldım. Yoksa, bu sözümde yalan var mı? Türk beyleri, milleti, bunu işitin! Türk
milletini toplayıp il tutacağını burada vurdum. Dört taraf hep düşman imiş. Ordu
sevk ederek dört taraftaki milleti hep almış, hep tabi kılmış. Başlıya baş
eğdirmiş, dizliye diz çöktürmüş. Doğuda Kadırkan ormanına kadar, batıda Demir
Kapıya kadar kondurmuş. İkisi arasında vefat etmiş.

Tonyukuk da kendi adıyla anılan yazıtında, II. Kök Türk Devleti’nin kuruluş
dönemini özetlemektedir: “Kapgan Kağan oturdu. Gece uyumadı, gündüz oturmadı.
Kızıl kanımı döktürerek, kara terimi koşturarak işi, gücü verdim hep. Uzun keşif
kolunu yine gönderdim hep. Siperi, nöbet yerini büyüttüm hep. Geri dönen düşmanı
getirirdim. Kağanımla ordu gönderdim. Tanrı korusun, bu Türk milleti arasında
silahlı düşmanı koşturmadım. Damgalı atı koşturmadım. İlteriş Kağan kazanmasa ve
ben kendim kazanmasam, il de millet de yok olacaktı. Kazandığı için, ve kendim
kazandığım için il de il oldu, millet de millet oldu.”

Nihad Sami Banarlı, Resimli Türk Edebiyatı Tarihi, Orhun Abideleri, s. 61-71’den
özetlenmiştir.

———-

Gelişmiş bir ticaret hayatına sahip olan Kök Türkler parayı değişim aracı olarak
kullanan ilk Türk Devleti’dir.

Kutluk Devleti Haritası

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir