Osmanlı Devleti Tarihi

III. Ahmet Dönemi Islahatları ve Avrupa

Damat İbrahim Paşa’nın sadrazamlık yaptığı 1718 – 1730 yılları arasında yaşanan, Avrupa devletleri ile barış siyasetinin sürdüğü bu döneme Lale Devri denir. Bu dönem adını lalenin ve lale motiflerinin moda olmasından aldı. Bu dönemde diplomasi, bilim, sanat ve eğitim alanında yaşanan gelişmelerin yanında; Osmanlı Devleti’nde özellikle başkent İstanbul merkezli olmak üzere eğlence hayatı yaygınlaşmıştır.

XVIII. yüzyılda İstanbul’a gelen Lady Montagü (Leydi Montagü) ve ressam Thomas Allom (Tomas Alom), eserlerinde Türklerdeki çiçek kültüründen bahsederler. Lady Montagü 16 Mart 1718 tarihli mektubunda, Türklerin renk ve çiçek türlerine ayrı ayrı mana verdiklerinden ve çiçek demetlerini olayları ve sevgilerini anlatan mektuplaşma aracı olarak kullandıklarından bahseder. İstanbul’u gravürlerinde yaşatan Thomas Allom ise portakal çiçeğinin ümit, kadife çiçeğinin ümitsizlik, lalenin ise sadakatsizlik anlamına geldiğini söyler. Lale Devri’nde Osmanlı Devleti’nde gelişen çiçek kültürü Avrupa’yı etkilemiştir.

Avrupa devletleriyle mücadele hâlinde olan Osmanlılar, bu devletleri daha yakından tanımak amacıyla Viyana, Paris, Varşova, Moskova gibi önemli başkentlere ilk defa geçici elçiler gönderdi. Bu elçilerin en önemli görevleri Avrupa’da meydana gelen siyasi, sosyal, kültürel ve bilimsel gelişmeleri yakından izlemek ve bu konularda kendi ülkelerine bilgi aktarımında bulunmaktı. Bu elçilerin siyasi ve kültürel gözlemleri daha sonra Osmanlı Devleti’nde yapılan ıslahat hareketlerinde etkili oldu. Bu dönemde Paris’e elçi olarak gönderilen,Yirmi Sekiz Mehmet Çelebi Efendi, gördüklerini, Sefaretname adlı eserinde topladı. Bu eser Osmanlı’nın Batı’ya açılan ilk penceresi olarak değerlendirilmektedir.

Osmanlı Devleti’nde ilk Türk matbaası Yirmi Sekiz Çelebi Mehmet Efendi’nin oğlu Sait Mehmet Efendi ile İbrahim Müteferrika tarafından İstanbul’da açılmıştır (1727).

Yine Lale Devrinde Doğu ve Batı’dan çeşitli eserlerin tercüme edilmesini sağlamak amacıyla Tercüme Encümenliği kuruldu. Tercüme edilen eserler matbaada çoğaltılarak basıldı. Bu durum yeni gelişmelerin yakından izlenmesini ve kültür hayatının canlanmasını sağladı. Matbaa sayesinde kitap ve XIX. yüzyılda gazeteler daha ucuza halkın eline ulaştı. Osmanlı Devleti’nde azınlıklar daha XVI. yüzyılda özel matbaalar açmışlardı.Ancak bir Türk matbaası yoktu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir