Türk Tarihi

II. Kılıç Arslan Dönemi

I. Mesut’un ölümü üzerine II. Kılıç Arslan (1155-1192) tahta çıktı. Sultan II. Kılıç Arslan’ın ilk yılları kardeşler arasındaki taht kavgalarıyla geçti. Bu durumdan faydalanmak isteyen Danişmentliler ve Musul Atabeyi Nureddin Mahmut Zengi, II. Kılıç Arslan’a karşı kardeşi Şahin Şah ile ittifak oluşturdu. Bu sırada Türkmen saldırıları yüzünden II. Kılıç Arslan’ın Bizans ile arası açıldı.

II. Kılıç Arslan ittifakı bozmak ve batı sınırlarını güvence altına almak için Bizans İmparatorluğu ile bir saldırmazlık antlaşması yaptı (1162). Daha sonra Kardeşi Şahin Şah’ın isyanını bastırdı. Danişmentlilerin üzerine yürüyerek Elbistan ve Kayseri’yi aldı.

II. Kılıç Arslan, Danişmendlilerin müttefiki Musul Atabeyi Nureddin Zengi’nin ölümünden sonra Tokat, Niksar ve Sivas’ı ele geçirdi. Mengücekoğullarını da egemenliği altına alarak Fırat Nehri’nden Sakarya Nehri’ne kadar uzanan toprakları Türkiye Selçukluları Devleti’nin yönetimi altında birleştirdi.

Türklerin Anadolu’yu hızla ele geçirdiğini gören Bizans İmparatoru 1176 yılı Eylül ayında ordusuyla Eğirdir Gölü kenarında Sultandağı bölgesine geldi. Ani baskınlarla Türkler tarafından yıpratılan Bizans ordusu Miryokefalon (Kumdanlı)’da II. Kılıç Arslan tarafından ağır bir yenilgiye uğratıldı.

Miryokefalon zaferiyle, Anadolu’nun Türk yurdu olduğu ispatlandı. Bizans İmparatorluğu’nun Anadolu’yu geri alma düşüncesi ortadan kalktı. Türkiye Selçuklu Devleti, bu zaferle Türk ve İslam dünyasında önemli devlet konumuna yükseldi. Avrupa’da büyük endişe yaratan bu zafer, III. Haçlı Seferi’nin yapılmasının önemli nedenlerinden biri oldu. Bizans İmparatorluğu, bu zaferden sonra saldırı durumundan savunma durumuna geçti, Batı Anadolu kıyılarını elinde tutabilmek için büyük çaba gösterdi.

Miryokefalon Savaşı’dan sonra II. Kılıç Arslan, Kütahya ve Eskişehir’i fethetti. Bu faaliyetler neticesinde yorulan II. Kılıç Arslan, yaşlandığını ileri sürerek, ülke topraklarını on bir oğlu arasında paylaştırdı. Bir müddet sonra şehzadeler arasında taht kavgaları başladı. Bu karışıklıklar içerisinde II. Kılıç Arslan 1192 yılında öldü.

Sultan II. Kılıç Arslan Döneminde devletin tam bağımsızlığı ve Anadolu Türk birliği büyük ölçüde gerçekleştirilmiştir. Onun döneminde imar hareketine girişilmiş ve Türkistan’dan gelen binlerce Türkmen Anadolu’ya yerleştirilmiştir. Sultan II. Kılıç Arslan, 37 yıllık yönetimi sırasında başarısı ve adaletiyle sadece Türklerin değil yönetimi altında yaşayan Hristiyanların da güvenini kazanmıştı.

II. Kılıç Arslan’ın toprak taksim ettiği oğulları sultan unvanını almadılar. Ancak melik sıfatı ile idarelerinde bulunan memleketlerde tam bir bağımsızlığa sahiptiler. İbn-i Bibi’nin ifade ettiği üzere meliklerin hükûmet merkezlerinde kendilerine mahsus idare ve teşkilatları vardı. Kendi emirlerinde ordu, saraylarında âlim ve şairler bulunuyor, vergilerini kendi memurları tahsil ediyor, halkın işleri bizzat onların divanında görüşülüyordu. Bu memleketlerin merkez ile münasebetleri sadece meliklerin yılda bir kere Konya’ya gidip babalarını itaat ve tabiiyetlerini arz etmekten ibaret idi. Hatta dış ilişkilerde tamamen müstakil olup, Bizanslılar ile ayrı ayrı savaş ve barış yapıyorlardı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir