İslam ve Diğer Dinler Tarihi

Hz. Ebubekir Dönemi (632-634)

Hz. Peygamber’in vefatıyla Müslümanlar için yeni bir dönem başlamıştı. Hz. Ebu Bekir Peygamberin defin hazırlıklarının yapıldığı hassas bir dönemde halife seçildi.

Göreve başlar başlamaz Üsame ordusunun gönderilmesi, Ridde Olayları ve yalancı peygamberler gibi birçok problemle karşılaştı. Bu problemleri ileri görüşlülüğü, istişareye önem vermesi ve cesareti sayesinde Müslümanların birliğini koruyarak çözmeyi başardı.

Zeyd bin Harise ve arkadaşları Şam dolaylarında bulunan Mute’de şehit edilmişti. Hz. Peygamber, vefatından hemen önce bu bölgeye gönderilmek üzere Üsame’nin komutasında bir ordu hazırlatmıştı. Vefatı sonrası bu ordunun gönderilip gönderilmemesi tartışma konusu oldu. Hz. Ebu Bekir, Peygamber’in görevlendirdiği bir orduyu alıkoyamayacağını ifade ederek sefer emri verdi.

İki buçuk ay kadar süren bu seferde ordu, Suriye bölgesinde, bugünkü Akabe Körfezi’nin doğu kesimlerine kadar ilerledi. Bu bölgelerdeki Müslümanları, isyan ve irtidat edenlere karşı koyma hususunda cesaretlendirdi. İrtidat eden ve asi olan bazı kabileleri de tekrar hâkimiyet altına alarak Medine’ye döndü.

Başlangıcı Hz. Peygamber dönemine kadar uzanan ve dinden dönme (ridde) diye isimlendirilen hareketlerin temel sebeplerini şöyle sıralayabiliriz:

Dinden Dönme (Ridde)’nin Temel Sebepleri

  1. Bazı kabilelerin Kureyş’i kendilerine rakip olarak görmeleri,
  2. Bedevilerden bazı kabilelerin kanun ve düzen tanımayıp kendilerine hükmedenlere karşı isyankâr davranmaları,
  3. İslam dininin inanç ve ibadet esaslarının yeni Müslüman olmuş kabileler tarafından tam olarak anlaşılıp benimsenememesi.
  4. Bazı emir ve yasakların Hz. Peygamber’in vefatıyla birlikte geçerliliğini yitirdiğini iddia etmeleri.

Bu sebeplerden dolayı bu topluluklardan bir kısmı, Hz. Peygamber’in hastalığı ve vefatını işitir işitmez dinden uzaklaştılar. İslam’ın emirlerini terk ederek peygamberlik iddiasında bulunan birtakım kimselere uydular. Sonra da isyan edip Medine ile ilişkilerini kestiler.

Bu hareketler yaygınlık kazanmaya başlayınca dinden dönenler ve peygamberlik iddiasında bulunanlarla mücadele yöntemleri istişare edildi.

Müslümanların çoğunluğu mücadelenin gerekli olduğunu kabul ediyordu. Ancak özellikle zekât vermekten kaçınanlarla savaşmanın doğru olmayacağını düşünenler de vardı.

Hz. Ebu Bekir, halife seçildikten sonra minbere çıkarak şu hutbeyi okudu. “Ey insanlar! En iyiniz olmadığım hâlde size başkan olarak seçilmiş bulunuyorum. İdaremde isabetli olduğum sürece bana yardım edin. Doğruluktan ayrılırsam beni düzeltin. Doğruluk emanet, yalancılık hıyanettir. İçinizde zayıf olan, hakkını alıncaya kadar benim yanımda kuvvetlidir. İçinizde kuvvetli olansa ondan, başkasının hakkını alıncaya kadar benim yanımda zayıftır. Allah ve Resulüne itaat ettiğim sürece bana itaat edin. Şayet bu itaatten ayrılırsam bana itaat etmeniz gerekmez.”

İbn Hişam, Siret Tercümesi, C 4, s. 418.

Hz. Ebu Bekir, Medine çevresindeki kabilelere haber göndererek dinden dönenlerle mücadele etmek üzere toplanmalarını emretti. Bu kabileler de hemen halifenin ordusuna katıldılar. Hz. Ebu Bekir’in ordu komutanlığına tayin ettiği Halit bin Velit, önce peygamberlik iddiasında bulunan Tuleyha bin Huveylit’in üzerine yürüdü.

O, Hz. Peygamber’in sağlığında peygamberlik iddiasında bulunarak isyana kalkışmıştı. Halit bin Velit ile Tuleyha arasında şiddetli çarpışmalar oldu. Bu mücadelede Müslümanlar galip geldi. Tuleyha tekrar İslam’a girdiğini açıkladı.

Halit bin Velit, daha sonra Malik bin Nüveyre ve kavmi üzerine yönelerek Malik’i öldürdü. Malik, Hz. Peygamber tarafından reisi bulunduğu Beni Hanzala kabilesine zekât memuru olarak gönderilmişti. Peygamber’in vefatından sonra zekâtları kavmine iade edip Secah’a tabi olmuştu. Peygamberlik iddiasında bulunanlardan biri de Temim kabilesinden Secah isminde bir kâhin kadındı. Önce peygamberlik iddia etmeye başladı. Sonra bu iddiasından vazgeçip Müseyleme’nin yanına gitti.

Yalancı peygamberlerden bir diğeri de Müseylemetü’l-Kezzab’dır. O, Hz. Peygamber zamanında Müslüman olmuştu. Yurduna dönünce İslam’dan çıkmış, peygamber olduğunu iddia etmeye başlamış ve Hz. Peygamber’in, tekrar İslam’a dönmesi hususundaki davetini reddetmişti.

Hz. Peygamber’in vefatından sonra da bu tutumunu sürdürmesi üzerine Halit bin Velit, Hz. Ebu Bekir’in emriyle Müseylemetü’l-Kezzab üzerine bir sefer düzenledi. İki ordu arasında çok şiddetli bir çarpışma oldu. Ordusu mağlup olan Müseyleme bu savaşta öldürüldü. Aynı orduda bulunan Secah da yakalandı ve bir müddet sonra Müslüman oldu. Hz. Peygamber’in vefatından sonra Yemen’de çıkan isyan, Hz. Ebu Bekir tarafından bastırıldı. Bu arada Hadramevt, Mehre, Umman ve Bahreyn’deki isyanlar da başarılı bir şekilde önlendi.

Hz. Ebu Bekir, dinden dönme hareketlerini bastırdıktan sonra Irak ve Suriye bölgelerindeki fetihlere başladı. Halife, halkının çoğunluğu Arap olan İran egemenliğindeki Irak ile Bizans hâkimiyeti altındaki Suriye’ye İslam’ın mesajını ulaştırmak istiyordu. Bu amaçla ilk fetih ordularını bu bölgelere sevk etti.

Halife, Halit bin Velit’i lrak cephesi komutanlığına tayin etti. O, önce Yemame’ye sonra da Irak’a hareket etti. Bölgede bulunan çok sayıda yerleşim merkezini fethetti. Sonra Kûfe’nin güneyinde bulunan ve halkının çoğu Hristiyanlardan oluşan Hire’ye ulaştı. Buranın halkı ile cizye vermeleri şartıyla anlaşma yaptı (633).

Halit bin Velit, Fırat’ın doğusuna geçerek aynı yönde kuzeye doğru ilerledi ve kısa süre içinde, Basra Körfezi’nden Fırat Nehri’ne kadar uzanan topraklar Müslümanların hakimiyetine girdi. Hz. Ebu Bekir, Halit bin Velit’i Irak’ın fethiyle görevlendirdikten sonra (633), Suriye’ye de bir ordu göndermeye karar verdi. Üçer bin kişilik dört ayrı ordu hazırlayarak Suriye bölgesine gönderdi. Daha sonra Medine’den katılan birliklerle bu orduları destekledi.

Amr bin As, Filistin’e varınca Hz. Ebu Bekir’e bir mektup yazarak ondan yardım istedi. Bunun üzerine Hz. Ebu Bekir, Halit bin Velit’e Suriye tarafına gitmesini emretti. Suriye’de diğer komutanlarla birleşen Halit, komutayı ele aldı. Aynı yıl içinde Busra şehrini teslim aldı.

Müslümanların bu ilerleyişini endişeyle takip eden Bizans İmparatoru Herakliyus büyük bir ordu hazırladı. Müslümanlar ile Bizans ordusu arasında Ecnadeyn’de meydana gelen savaşı Müslümanlar kazandı (634). İslam ordusunun bu zaferiyle Filistin kapıları Müslümanlara açılmış oldu.

Kur’an-ı Kerim’in cemi Hz. Ebu Bekir Döneminin en önemli faaliyetlerinden biridir. Vahyin başlangıcından bitimine kadar Kur’an ayetleri deri parçaları, hurma dalları, düz kemik ve taşlar gibi yazı malzemeleri üzerine yazılıyordu. Bunun yanında Kur’an-ı Kerim Hz. Ebu Bekir’in de aralarında bulunduğu birçok sahabe tarafından da ezberleniyordu. Hz. Peygamber’in zamanında vahyin devam etmesi sebebiyle Kur’an cem edilmemiş ve yazılı malzemeler belli bir sistem dahilinde bir araya getirilmemişti.

Hz. Muhammed’in vefatından sonra Hz. Ebu Bekir’in halifeliği döneminde ortaya çıkan savaşlarda Kur’an-ı Kerim’i ezbere bilen çok sayıda sahabe şehit olmuştur. Bunun üzerine Hz. Ömer, Hz. Ebu Bekir’e Kur’an-ı Kerim’in kitap hâline getirilmesi gerektiğini söylemiş, Hz. Ebu Bekir de bu düşünceyi benimseyerek Kur’anın cemi için Zeyd bin Sabit’in başkanlığında bir komisyon kurulmasını emretmiştir. Böylece Hz. Peygamberin arşivi, Vahiy kâtipleri, Sahabeler ve hafızların katkılarıyla Kur’an-ı Kerim tek bir nüsha olarak kitap hâline getirilmiştir. Mushaf adı verilen bu nüsha Hz. Ebu Bekir’e teslim edilmiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir