Kategori: İslam ve Diğer Dinler Tarihi

Hz. Ebubekir Dönemi (632-634)

- 25 Eyl 15

Hz. Peygamber’in vefatıyla Müslümanlar için
yeni bir dönem başlamıştı. Hz. Ebu Bekir Peygamberin
defin hazırlıklarının yapıldığı hassas bir
dönemde halife seçildi. Göreve başlar başlamaz
Üsame ordusunun gönderilmesi, Ridde Olayları ve
yalancı peygamberler gibi birçok problemle karşılaştı.
Bu problemleri ileri görüşlülüğü, istişareye
önem vermesi ve cesareti sayesinde Müslümanların
birliğini koruyarak çözmeyi başardı.

Zeyd bin Harise ve arkadaşları Şam dolaylarında
bulunan Mute’de şehit edilmişti. Hz. Peygamber,
vefatından hemen önce bu bölgeye gönderilmek
üzere Üsame’nin komutasında bir ordu
hazırlatmıştı. Vefatı sonrası bu ordunun gönderilip
gönderilmemesi tartışma konusu oldu. Hz. Ebu Bekir,
Peygamber’in görevlendirdiği bir orduyu alıkoyamayacağını
ifade ederek sefer emri verdi.

İki buçuk ay kadar süren bu seferde ordu, Suriye
bölgesinde, bugünkü Akabe Körfezi’nin doğu
kesimlerine kadar ilerledi. Bu bölgelerdeki Müslümanları,
isyan ve irtidat edenlere karşı koyma hususunda cesaretlendirdi. İrtidat eden ve asi olan bazı kabileleri
de tekrar hâkimiyet altına alarak Medine’ye döndü.

Başlangıcı Hz. Peygamber dönemine kadar uzanan ve dinden dönme (ridde) diye isimlendirilen hareketlerin
temel sebeplerini şöyle sıralayabiliriz:

a) Bazı kabilelerin Kureyş’i kendilerine rakip olarak görmeleri,

b) Bedevilerden bazı kabilelerin kanun ve düzen tanımayıp kendilerine hükmedenlere karşı isyankâr
davranmaları,

c) İslam dininin inanç ve ibadet esaslarının yeni Müslüman olmuş kabileler tarafından tam olarak anlaşılıp
benimsenememesi.

d) Bazı emir ve yasakların Hz. Peygamber’in vefatıyla birlikte geçerliliğini yitirdiğini iddia etmeleri.

Bu sebeplerden dolayı bu topluluklardan bir kısmı, Hz. Peygamber’in hastalığı ve vefatını işitir işitmez
dinden uzaklaştılar. İslam’ın emirlerini terk ederek peygamberlik iddiasında bulunan birtakım kimselere
uydular. Sonra da isyan edip Medine ile ilişkilerini kestiler.

Bu hareketler yaygınlık kazanmaya başlayınca dinden dönenler ve peygamberlik iddiasında bulunanlarla
mücadele yöntemleri istişare edildi.

Müslümanların çoğunluğu mücadelenin gerekli olduğunu kabul ediyordu. Ancak özellikle zekât vermekten
kaçınanlarla savaşmanın doğru olmayacağını düşünenler de vardı.

Hz. Ebu Bekir, halife seçildikten sonra minbere
çıkarak şu hutbeyi okudu.
“Ey insanlar! En iyiniz olmadığım hâlde size
başkan olarak seçilmiş bulunuyorum. İdaremde
isabetli olduğum sürece bana yardım edin.
Doğruluktan ayrılırsam beni düzeltin. Doğruluk
emanet, yalancılık hıyanettir. İçinizde zayıf olan,
hakkını alıncaya kadar benim yanımda kuvvetlidir.
İçinizde kuvvetli olansa ondan, başkasının hakkını
alıncaya kadar benim yanımda zayıftır. Allah
ve Resulüne itaat ettiğim sürece bana itaat edin.
Şayet bu itaatten ayrılırsam bana itaat etmeniz
gerekmez.”

İbn Hişam, Siret Tercümesi, C 4, s. 418.

Hz. Ebu Bekir, Medine çevresindeki kabilelere haber göndererek dinden dönenlerle mücadele etmek
üzere toplanmalarını emretti. Bu kabileler de hemen halifenin ordusuna katıldılar. Hz. Ebu Bekir’in ordu
komutanlığına tayin ettiği Halit bin Velit, önce peygamberlik iddiasında bulunan Tuleyha bin Huveylit’in
üzerine yürüdü. O, Hz. Peygamber’in sağlığında peygamberlik iddiasında bulunarak isyana kalkışmıştı.
Halit bin Velit ile Tuleyha arasında şiddetli çarpışmalar oldu. Bu mücadelede Müslümanlar galip geldi.
Tuleyha tekrar İslam’a girdiğini açıkladı.

Halit bin Velit, daha sonra Malik
bin Nüveyre ve kavmi üzerine yönelerek
Malik’i öldürdü. Malik, Hz.
Peygamber tarafından reisi bulunduğu
Beni Hanzala kabilesine zekât memuru
olarak gönderilmişti. Peygamber’in
vefatından sonra zekâtları kavmine
iade edip Secah’a tabi olmuştu.
Peygamberlik iddiasında bulunanlardan
biri de Temim kabilesinden
Secah isminde bir kâhin kadındı.
Önce peygamberlik iddia etmeye başladı.
Sonra bu iddiasından vazgeçip
Müseyleme’nin yanına gitti.

Yalancı peygamberlerden bir diğeri de Müseylemetü’l-Kezzab’dır. O, Hz. Peygamber zamanında Müslüman
olmuştu. Yurduna dönünce İslam’dan çıkmış, peygamber olduğunu iddia etmeye başlamış ve Hz.
Peygamber’in, tekrar İslam’a dönmesi hususundaki davetini reddetmişti. Hz. Peygamber’in vefatından
sonra da bu tutumunu sürdürmesi üzerine Halit bin Velit, Hz. Ebu Bekir’in emriyle Müseylemetü’l-Kezzab
üzerine bir sefer düzenledi. İki ordu arasında çok şiddetli bir çarpışma oldu. Ordusu mağlup olan Müseyleme
bu savaşta öldürüldü. Aynı orduda bulunan Secah da yakalandı ve bir müddet sonra Müslüman oldu.
Hz. Peygamber’in vefatından sonra Yemen’de çıkan isyan, Hz. Ebu Bekir tarafından bastırıldı. Bu arada
Hadramevt, Mehre, Umman ve Bahreyn’deki isyanlar da başarılı bir şekilde önlendi.

Hz. Ebu Bekir, dinden dönme hareketlerini bastırdıktan sonra Irak ve Suriye bölgelerindeki fetihlere
başladı. Halife, halkının çoğunluğu Arap olan İran egemenliğindeki Irak ile Bizans hâkimiyeti altındaki
Suriye’ye İslam’ın mesajını ulaştırmak istiyordu. Bu amaçla ilk fetih ordularını bu bölgelere sevk etti.

Halife, Halit bin Velit’i lrak cephesi komutanlığına
tayin etti. O, önce Yemame’ye sonra da Irak’a
hareket etti. Bölgede bulunan çok sayıda yerleşim
merkezini fethetti. Sonra Kûfe’nin güneyinde bulunan
ve halkının çoğu Hristiyanlardan oluşan Hire’ye
ulaştı. Buranın halkı ile cizye vermeleri şartıyla anlaşma
yaptı (633).

Halit bin Velit, Fırat’ın doğusuna geçerek aynı yönde kuzeye doğru ilerledi ve kısa süre içinde, Basra
Körfezi’nden Fırat Nehri’ne kadar uzanan topraklar Müslümanların hakimiyetine girdi. Hz. Ebu Bekir, Halit
bin Velit’i Irak’ın fethiyle görevlendirdikten sonra (633), Suriye’ye de bir ordu göndermeye karar verdi.
Üçer bin kişilik dört ayrı ordu hazırlayarak Suriye bölgesine gönderdi. Daha sonra Medine’den katılan
birliklerle bu orduları destekledi.

Amr bin As, Filistin’e varınca Hz. Ebu Bekir’e bir mektup yazarak ondan yardım istedi. Bunun üzerine
Hz. Ebu Bekir, Halit bin Velit’e Suriye tarafına gitmesini emretti. Suriye’de diğer komutanlarla birleşen
Halit, komutayı ele aldı. Aynı yıl içinde Busra şehrini teslim aldı.

Müslümanların bu ilerleyişini endişeyle takip eden Bizans İmparatoru Herakliyus büyük bir ordu hazırladı.
Müslümanlar ile Bizans ordusu arasında Ecnadeyn’de meydana gelen savaşı Müslümanlar kazandı
(634). İslam ordusunun bu zaferiyle Filistin kapıları Müslümanlara açılmış oldu.

Kur’an-ı Kerim’in cemi Hz. Ebu Bekir Döneminin en önemli faaliyetlerinden biridir. Vahyin başlangıcından
bitimine kadar Kur’an ayetleri deri parçaları, hurma dalları, düz kemik ve taşlar gibi yazı malzemeleri
üzerine yazılıyordu. Bunun yanında Kur’an-ı Kerim Hz. Ebu Bekir’in de aralarında bulunduğu birçok
sahabe tarafından da ezberleniyordu. Hz. Peygamber’in zamanında vahyin devam etmesi sebebiyle Kur’an
cem edilmemiş ve yazılı malzemeler belli bir sistem dahilinde bir araya getirilmemişti.7
Hz. Muhammed’in vefatından sonra Hz. Ebu Bekir’in halifeliği döneminde ortaya çıkan savaşlarda
Kur’an-ı Kerim’i ezbere bilen çok sayıda sahabe şehit olmuştur. Bunun üzerine Hz. Ömer, Hz. Ebu Bekir’e
Kur’an-ı Kerim’in kitap hâline getirilmesi gerektiğini söylemiş, Hz. Ebu Bekir de bu düşünceyi benimseyerek
Kur’anın cemi için Zeyd bin Sabit’in başkanlığında bir komisyon kurulmasını emretmiştir. Böylece
Hz. Peygamberin arşivi, Vahiy kâtipleri, Sahabeler
ve hafızların katkılarıyla Kur’an-ı Kerim
tek bir nüsha olarak kitap hâline getirilmiştir.
Mushaf adı verilen bu nüsha Hz. Ebu Bekir’e
teslim edilmiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sitede Ara
Reklam
Reklam

2005'den beri... - Tarihbilimi.gen.TR