Türk Tarihi

Hunlarda Eğitim

Asya Hun Devleti dönemi, Türk eğitim tarihinde ilk belirgin uygulamaların görüldüğü zaman dilimidir.
Özellikle Mete Han zamanında, güçlü bir orduyu ve güçlü bir toplumu hedefleyen, etkin ve disiplinli bir eğitim
yaşamının bulunduğu bilinmektedir. Bir tür yaygın eğitim niteliği taşıyan bu yapının temel amaçları aşağıda
verilmiştir:

Toplum
Eğitimi


● Göçebe yaşam tarzına uygun ve dinamik bir toplum oluşturmak
● Bağımsız yaşamayı ideal edinmiş, cesaretli ve dayanışmacı
bir toplum oluşturmak ve bu amaçla toprağın kutsallığını
yeni nesillere kavratmak

Askerî
Eğitim


● Dış tehditlere karşı önlem almak
● Güçlü bir askerî yapı oluşturmak
● Eli silah tutan her Türk’ü askerî eğitimden geçirerek toplumu
savaşa hazır tutmak

Mesleki
Eğitim


● Hayvan ürünlerinin işlenmesi (et, süt, kürk, deri, yün) ve
halı dokumacılığına yönelik eğitim yapılmasını sağlamak
● Maden işleme alanında meslekî eğitimi ön plana çıkarmak,
ordunun ihtiyacı olan ok ve yay yapımını öğretmek

Dinî
Eğitim


● İktidarın varlığını güçlendirmek ve pekiştirmek için dinî
motifleri kullanmak
● Şaman, kam adı verilen din adamları vasıtası ile yapılan
dinî tören ve ayinlerle halkı eğitmek

Okuma Metni

Türk ordularının sürekli başarısının ardındaki etkenlerden
biri, düzenli olarak yapılan spor hareketleriydi.
Ata binmek, ok atmak herkesin günlük işlerinden
sayılırdı. At yarışları, cirit ve gülle atma, güreş, yırtıcı
kuşlarla avlanma gibi sporlar mücadele azmini keskinleştirirdi.
Futbol, golf ve poloya benzer çeşitli oyunlar Türkler
arasında yaygındı. Bu oyunlara kadınlar da katılırdı.
Bozkırda nisan ve mayıs aylarında ilk gök gürlemesi
ile başlayan sazlı türkülü eğlenceli bahar bayramları
yapılırdı.

Türkler, avcılığa da meraklıydılar. Özellikle on binlerce
kişinin katıldığı ve yüzlerce kilometre karelik sahaların
tarandığı sürek avları, bir savaş manevrası
hâlinde geçerdi.

Bu sportif faaliyetler, daimî bir savaş egzersizi niteliğindeydi.
Türkler böylece zindelik, çeviklik ve savaş yırtıcılıklarını koruyorlardı.

(Anadol, Abbasova, Abbaslı, s. 435.)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir