Uygarlığın Doğuşu

Hititler Tarihi ve Hitit Kültür Medeniyeti

Hititler, MÖ 2000 yılı başlarında Kafkaslardan Orta Anadolu’ya gelerek Kızılırmak boylarına yerleşmişler, MÖ 1400 yıllarında imparatorluk hâline gelmişlerdir. Hititler’in Başkenti Hattuşaş’tır.

Hattuşaş, Anadolu’da doğu-batı ve kuzey-güney doğrultusunda işleyen yolların kesiştiği bir noktada bulunmaktaydı. Böylece Anadolu’nun büyük bir kısmı kontrol altında tutulabilmiştir. Hititlerin merkeziyetçi politikaları, buraya ulaşan yolların işlek olmasını, yollar üzerinde de çeşitli yerleşmelerin kurulmasını sağlamıştır. Bu dönemin en önemli siyasi gelişmesi, Hititler ile Mısırlılar arasında yapılan Kadeş Antlaşması’dır (MÖ 1280).

MÖ 1200 lerde Ege göçleri ile batıdan gelen kavimlerin Hitit Devleti ni yıkması sonucunda Güneydoğu Anadolu da Hitit şehir devletleri kurulmuş ve bu dönemi tarihçiler “Geç Hitit Şehir Devletleri Dönemi” olarak adlandırmışlardır. MÖ 700 yıllarında önce Asurlulara bağlanan daha sonra Perslerin hâkimiyetine girmiştir.

Başlangıçta Hitit Krallığı, feodal beyliklerden oluşmuştur. Daha sonraları merkezi krallık güçlenerek eyaletlere merkezden valiler atanmıştır. Krallar yerine göre başkomutan, başyargıç ve başrahipti. Hititlerin ilk döneminde kralın yetkileri soylulardan oluşan Pankuş meclisi tarafından sınırlandırılmıştır. Ancak imparatorluk döneminde Pankuş meclisinin yetkileri azalırken kralın yetkileri artmıştır.

Hititlerde Yönetim

Devlet yönetiminde kraldan sonra en yetkili kişi “Tavananna” adı verilen kraliçeydi. Tavananna, dinî törenlere başkanlık yapar, kral savaşa gittiğinde ülkeyi yönetirdi. Hititlerde kralın buyruklarına karşı gelmek, devlete baş kaldırmak büyük suç sayılmış ve ölümle cezalandırılmıştır.

Hititlerdeki sosyal yapıda en üst sınıfı kral ve ailesi oluşturmuştur. Bu sosyal yapıda asillerden başka rahipler, sanatçılar, askerler, memurlar ve köleler gibi sınıflar da yer almıştır. Hitit sanatı, Mezopotamya sanatının etkisinde gelişmiştir. Heykelcilik ve kabartmacılık gelişen başlıca sanat dallarıdır. Yazılıkaya ve İvriz kabartmaları Hitit sanatının en önemli örnekleridir.

Hitit Devleti
Hitit Devleti

Anadolu’ya yazıyı Asurlular getirmiştir. Hititler, Asurlulardan aldıkları çivi yazısıyla beraber kendilerine ait olan hiyeroglif yazısını da kullanmışlardır. Hititlerden kalan en önemli yazılı eserler anallardır. Anallar, kral tarafından Tanrı ya hesap vermek için yazılan yıllıklardır.

Hititler, Mezopotamya’dan aldıkları kanunlara eklemeler ve düzeltmeler yaparak Anadolu daki ilk kanunları oluşturmuşlardır. Medeni hukuk ve ceza hukuku büyük gelişme göstermiştir. Hitit kanunları, hür vatandaşlara olduğu kadar kölelere de mülkiyet hakkı tanımıştır.

Hititler döneminde Anadolu’da çok tanrılı bir din anlayışı hâkimdi. Hititler çevre kültürlerin tanrılarına da inanmışlardır. Bu nedenlerle Anadolu için “Bin Tanrı İli” denilmiştir.

Hititler (Etiler) MÖ. 1700 – MÖ. 700

MÖ. 2000 yıllarında Anadolu’ya Kafkaslardan geldikleri tahmin edilmektedir. Kızılırmak yayı çevresinde kurulmuştur. Başşehirleri Hattuşaş (Boğazköy)’dır. Hitit tarihi üç bölüme ayrılır:

Eski Hitit Devleti (M.Ö. 1800 – 1400)

Dört yüz yılda 19 kral hüküm sürmüştür. Devletin başkenti Hattuşaş’tır. Babil alınarak Hititlerin Mezopotamya uygarlığı ile doğrudan ilişkiye geçmesi sağlanmıştır.

Yeni Hitit Devleti (M.Ö. 1400 – 1200)

Anadolu’daki çeşitli krallıklar egemenlik altına alınmıştır. Dönemin en önemli olayı, Hititler ile Mısırlıların Kadeş’te karşı karşıya gelmeleridir. Bu savaşın nedeni, Kuzey Suriye topraklarına sahip olma mücadelesidir. MÖ. 1296 yılında başlayan savaş, MÖ. 1280 yılında Kadeş Antlaşması imzalanarak sona ermiştir. Bu antlaşma, tarihte bilinen ilk yazılı antlaşmadır.
Hitit Devleti, MÖ. 12. yüzyılda, Ege göçleri sonunda yıkılmıştır.

Geç Hitit Şehir Devletleri (M.O. 1200 – 700)

Hitit İmparatorluğu’nun yıkılmasından sonra, Güneydoğu Anadolu’da şehir devletleri kuruldu. Bu devletler içerisinde en önemlisi Kargamış’tır. Hitit şehir devletleri, Asurlular tarafından yıkılmıştır (M.Ö. 7. yüzyıl).

Siyasi alanda etkili olamayan şehir devletleri, Hititlerin kültür değerlerini yaşatmışlardır.

HİTİT KÜLTÜR VE MEDENİYETİ

Hitit Devlet Yönetimi

Hitit Krallığı ilk dönemlerinde feodal beyliklerden oluşuyordu. Daha sonraları bu beylikler kaldırılarak yerlerine merkezden valiler atanmıştır. Hititler bu yolla merkezi otoriteyi güçlendirmeyi amaçlamışlardır.

İlk zamanlarda kralın yetkileri soylulardan oluşan Pankuş meclisi tarafından sınırlandırılmıştır. Pankuş Meclisi’nin kral ve kraliçeyi yargılama yetkisi vardı. Bu durum Hititlerde meşrutiyete benzeyen bir yönetimin varlığını göstermektedir. Ancak imparatorluk döneminde Pankuş Meclisi’nin yetkileri azalırken kralın yetkileri artmıştır. Dolayısıyla soylular yönetimden uzaklaştırılmıştır.
Hitit Devleti’nin başında Büyük Kral sanını taşıyan bir hükümdar bulunuyordu. Hitit kralı aynı zamanda başkomutan, baş yargıç ve başrahipti. Hititlerdeki bu uygulama, güçlü bir merkezi otorite kurulmaya çalışıldığını gösterir.

Hititlerde Tavananna adı verilen kraliçe devlet işlerinde kraldan sonra en yetkili kişiydi. Kadeş Antlaşması’nda kralın yanı sıra kraliçenin de mührünün yer alması bu durumun bir kanıtıdır. Kraliçe, kral ülkede olmadığı zamanlarda devlet işlerine vekalet ederdi. Bu durum kraliçenin kralı temsil etme yetkisine sahip olduğunu göstermektedir.

Hititler’de Ordu

Anadolu, topraklarının verimli olması ve ticaret yolları üzerinde bulunması sebebiyle sık sık istilalara uğramıştır. Bu durum Anadolu’da kurulan devletleri askerliğe önem vermeye zorlamıştır.
İlk zamanlarında düzenli bir ordusu olmayan Hititler, imparatorluk Dönemi’nde sürekli ordular kurmuştur. Hitit orduları yaya, atlı ve arabalı askerlerden oluşurdu. Hititler gerektiğinde ücretli askerler de kullanmışlardır.

Hititler’de Hukuk

Hititler hukuk alanında Mezopotamya uygarlığının etkisi altında kalmışlardır. Hititler, medeni hukuk ve ceza hukukuna önem vermişler, kadınlara mülkiyet hakkı tanıyarak resmi evlenme geleneğini başlatmışlardır. Hititlerde medeni hukuk ve ceza hukuku büyük gelişme göstermiştir.

Hititlerde medeni hukukun gelişmesi,

  • Toplumsal yaşamın geliştiğini
  • Kişisel hakların korunmasına önem verildiği ve kadınların servet biriktirmesine olanak sağlandığını
  • Toplumsal yaşamın düzene konulmasına çalışıldığını göstermektedir.

Hititler, Mezopotamya’dan farklı olarak kölelere bazı haklar tanımışlardır. Köleler mülk sahibi olabiliyor, bedelini ödedikten sonra özgürlüklerini kazanabiliyorlardı. Cezalar çok sert ve insan onuruna aykırı değildi. Bu durum Anadolu’da insana verilen değerin Mezopotamya’ya oranla daha çok geliştiğini gösterir.

Hititler kanunları yazılı hale getirerek aynı suça farklı ceza verilmesini önlemişlerdir. Bu durum Hititlerin adalete verdikleri önemi göstermektedir. Hititlerde kanunlar, İlk Çağ toplumlarının büyük kısmında olduğu gibi tanrılar adına konmuş ve onlar adına uygulanmıştır. İlk Çağ toplumlarındaki bu anlayış, halkın kanunlara bağlılığını artırma amacının bir sonucudur.

Hititlerde kralın buyruklarına karşı gelmek, devlete baş kaldırmak büyük suç sayılmış ve ölümle cezalandırılmıştır. Bu da Hititlerin merkezi otoriteye önem verdiklerini göstermektedir.

Hititler’de Din ve İnanış

Hititlerin dini çok tanrılı idi. Kendi tanrılarından başka bütün Anadolu ve Ön Asya tanrılarını da kutsal kabul etmişlerdi. Hititlerin bu tutumu dinsel konularda hoşgörülü olduklarına kanıt olarak gösterilebilir. Bu yüzden Hititler zamanında Anadolu bin tanrı ili olarak adlandırılmıştır.

Hititlerde dini törenler başrahip olarak kral tarafından yönetilirdi. Bu durum kralın dinsel gücü de elinde bulundurduğunu gösterir.

Hititler’de Sosyal Hayat

Hititlerde toplum sınıflara ayrılmıştı. Bu ayrım toplumda eşitsizlik olduğunu gösterir. Sosyal tabakanın en altında yer alan kölelerin mülkiyet hakları vardı. Hatta başlık parasını ödeyerek soylu bir kadınla evlenebiliyorlardı. Bedel ödeyerek hürler sınıfına geçebiliyorlardı. Bu durum sosyal statünün ekonomik duruma göre belirlendiğini ve sınıflar arasında geçiş olduğunu gösterir.

Hititler’de Ekonomik Hayat

Hitit ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanıyordu. Topraklar, tanrıların ve kralların malı kabul edilirdi. Hititler tarım ve hayvancılığı koruyan kanunlar yaptılar. Anadolu’da tımar sistemini ilk kez Hititler uyguladılar. Hititlerde maden işlemeciliği ve kumaş dokumacılığı gelişmiştir.

Hititler’de Yazı, Dil ve Edebiyat

Hititler, kilden yapılmış tabletler üzerinde Mezopotamya’dan aldıkları çivi yazısını, taş anıtlar üzerinde ise genellikle kendi buldukları hiyeroglif (resim) yazısını kullanmışlardır. Hititler, Hint-Avrupa dili olarak kabul edilen Hititçe konuşup yazmışlardır.

Hititler, Mezopotamya’nın edebi eserlerinin etkisi altında kalmışlar, Sümerlerin Gılgamış ve Kumarbi destanlarını endi dillerine çevirmişlerdir. Hititler her yılın önemli olaylarını kaydederek tarih yazıcılığına katkıda bulunmuşlardır. Anal adı verilen yıllıklarda Hitit krallarının başarıları kadar yenilgileri de yazılmıştır. Olaylar tanrılara hesap verme inancıyla yazıldığı için doğru olarak kaleme alınmıştır. Bu durum Hititlerin tarafsız bir tarih anlayışına sahip olduğunu göstermektedir.

Hititler’de Sanat

Hitit sanatı Mezopotamya’nın etkisi altında gelişmiştir. Ancak mimaride Anadolu’ya özgü bir üslup geliştirmişlerdir. Hititler şehirlerin etrafını surlarla çevirmişler, saray ve tapınaklar inşa etmişlerdir. Hititler heykelcilik ve kabartmacılıkta da hayli ilerlemişlerdir. Yazılıkaya ve İvriz kabartmaları Hitit kabartma sanatının en önemli eserleridir.

Hititler Hakkında Sorular ve Cevaplar

Soru: Hititler’in yerine hangi devletler kurulmuştur?

Cevap: Türkiye, Suriye, Lübnan, Kıbrıs.

Soru: Hititler’in başkenti neresidir?

Cevap: Hattuşaş

Soru: Hititler hangi dilleri konuşmuşlardır?

Cevap: Hititçe, Hattice, Luvice, Akadca

Soru: Hititler hangi tarihsel dönemde yaşamıştır?

Cevap: Tunç Çağı

Kavram Bilgisi

Feodal Yönetim (Feodalite): Bu yönetim şeklinde devlet içişlerinde serbest hareket eden beyliklerden oluşur. Ülkenin her bölgesinde farklı kurallar geçerli olabilir. Bu durum siyasal, kültürel, ekonomik birliğin kurulmasını engelleyici niteliktedir. Bu tür yönetimlerde iç kavgalar, devletin parçalara ayrılması ve dış politikada etkisiz kalınması sık görülen durumlardır. Hititlerin feodal beyliklere son vermesi merkezi otoritenin ve ülke bütünlüğünün korunmasını sağlamıştır.

Merkezi Otorite: Bir devletin sınırları içerisinde yönetimin tek elde toplanmasına merkezi otorite denir. Devletlerin bütünlüğünü koruması merkezi otoritenin gücüne bağlıdır. Bu nedenle devleti kuranlar merkezi otoriteyi güçlü tutmaya özen göstermişlerdir. Örneğin Hititler, bağlı devletlerin her yıl başkente gelerek sadakatlerini göstermelerini istemişlerdir.

Bir ülkede merkezi otoritenin zayıflaması, devletin parçalanması ve yıkılmasına yol açan temel etkenlerden biridir.

Mutlak Monarşi (Mutlakiyet)Devlet yönetiminde kralların tek başına egemen olduğu rejimdir. Siyasi gücü elinde tutan kişi, hiçbir kurum ve kişiye karşı sorumlu değildir. Bütün yetkiler kralın elinde toplanmıştır. Bu yönetim biçiminde merkezi otorite çok güçlüdür. Bu yönetim modeli ilk kez Babil kralı Hammurabi tarafından kurulmuştur.

Meşrutiyet: Bir ülkede meclis ile birlikte bir hükümdarın bulunduğu idare şekline denir. Bu tür idarelerin bulunduğu ülkelerde halk, yönetime katılma olanağı kazanır. Örneğin, Hititlerde kralın yanında görev yapan Pankuş Meclisi’ni soylular oluşturmuştur. Bu sistemde halkın tamamının yönetime katılması mümkün olmamıştır. Bu da meşrutiyetin demokrasi gibi geniş katılımlı bir yönetim tarzı olmadığını ortaya koymaktadır.

Ayrıca bakınız:

Hitit Tarihi

Hitit Medeniyeti

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir