İslam ve Diğer Dinler Tarihi

Hint ve Doğu Asya Dinlerinde Tanrı İnancı

Hinduizmin tanrı tasavvuru açık ve net değildir. Hinduizmin kutsal kitaplarında, birçok tanrının
isim ve görevlerinden bahsedilir. Bundan dolayı Hinduizm çok tanrılı bir din olarak tanımlanmıştır.
Tanrıların en üst tabakasını, yaratıcı tanrı Brahma, koruyucu tanrı Vişnu ve cezalandırıcı tanrı Şiva
oluşturmaktadır.

Hinduizmde bu tanrılar dışında da pek çok tanrı bulunmaktadır. Bununla birlikte Hinduizmin
kutsal kitapları olan Vedalarda, tek tanrı inancını ifade eden cümleler de bulunmaktadır. Örneğin
Rigveda’daki “Onu, İndra, Mitra, Varuna ve Agni diye çağırdılar. Bilgeler onu farklı isimlerle çağırsalar
da hakikat birdir.” ifadesi Hinduizmin
tek tanrı inancına işaret eder. Ayrıca Vedalarda
tanrı Brahma’nın ezelî ve ebedî, zaman ve
mekândan münezzeh, doğurulmamış, insanlar
tarafından idrak edilemeyen bir varlık olduğundan
da bahsedilir.

İslam bilgini Biruni’ye göre Hinduizmde
aydınların ve halkın din anlayışı birbirinden
farklıdır. Brahmanlarda tek tanrı anlayışı
mevcuttur. Onlara göre tanrı hiçbir varlığa
benzemeyen bir varlık olup onun her şeye
gücü yeter. Oysa halk pek çok tanrıya inanır
ve onların heykellerini yapar. Biruni’ye göre Hint Kıtası’nda ilk önce tevhidî bir din anlayışı mevcutken zaman içinde meydana gelen yozlaşmayla
çok tanrılı din tasavvuru ortaya çıkmıştır.

Hinduizme tepki olarak ortaya çıkan Budizm, tanrı konusuna ilgisiz kalmıştır. Fakat Buda’nın
tanrı inancını reddettiğini gösteren bir bilgi de yoktur. Budizmin üzerinde odaklandığı konu, insanın
acı ve ıstıraplarından kurtularak nirvanaya ulaşmasıdır. Buda, Hinduizmde bulunan antropomorfist
tanrı inancına ve tanrıların heykellerinin yapılmasına
karşı çıkarak tanrı adına yapılan heykellerin
kırılmasını istemiştir. Ne var ki sonraki
yüzyıllarda bazı Budistler, Buda’nın heykellerini
yaparak onu tanrı kabul etmişlerdir. Bu
durum özellikle Mahayana Budizminde açıkça
görülür. Bu mezhebin yaygın olduğu ülkelerde
çeşitli tanrı tasavvurları bulunmaktadır. Onlara
göre Buda, tanrı veya tanrıların en büyüğüdür.
Budizmin diğer mezhebi Theravada, tanrıyla
ilgilenmemektedir. Tanrı konusundaki bu belirsizlik
nedeniyle Budizmin tanrısız bir din olduğu
görüşünde olanlar vardır.

Hinduizm kökenli diğer bir din de Caynizmdir.
Bu din, evrenin bir yaratıcısı olduğunu
kabul etmemekle birlikte tanrıların varlığını
benimser. Caynistlere göre tanrısal varlıklar,
güçlerine göre göklerin çeşitli tabakalarında
otururlar. Bazı tanrılar uzun ömürlü olmakla
birlikte ölümsüz değildir. Gökler âleminin üstünde
bir yer daha vardır ki burada kurtulmuşlar
oturur. Bu makam, tekrar dünyaya gelme
zahmetinden kurtulanlar içindir.

Hint Kıtası’nda, Hinduizm ve İslam’ın sentezinden
meydana gelen Sihizm, monoteist bir
dindir. Sihlere göre Allah vardır ve birdir. Bununla
birlikte Tanrı ölümlü olan insan tarafından
tam olarak idrak edilemez. Allah, varlığının
fark edilmesi için insana akıl ve anlayabilme
yeteneği vermiştir. Allah, her yerde hazır ve
nazırdır. Her şey onun varlığını gösterir. Sihler,
Tanrı’yı “Nam”,“Rama” ve “Allah” diye
isimlendirirler.

Lao-Tzu’un düşüncesinin temeli, mistik
bir panteizmdir. Taoist ahlak zühde dayanır.
Tao, dünyayı yöneten sebeptir, insan onu bilmelidir.
Tao, âlemden önceki yaratıcı prensiptir. O,
görülemez, işitilemez ve kavranılamaz. O, ezelî
ve ebedîdir, kendiliğinden vardır. Her şeyi yaratan
ve besleyen odur, hiçbir şeye ihtiyacı yoktur.
Başka güçlerle rekabet etmez. Dolayısıyla insanlar da Tao gibi rekabet ve hırstan uzaklaşırlarsa
iyi bir hayata sahip olurlar. Tao, bazen “ana” diye de isimlendirilir. Çünkü her şey ondan gelir.
Tao’dan bir, birden iki (Yin ve Yang), ikiden üç (Yin, Yang ve Nefes) doğar. Üçten ise evren yaratılır.
Taoizmde Tao ile beraber bir de “te” kavramı vardır. Te, Tao’nun tabiattaki her şeyi değiştiren
gücüdür. Bütün varlıkları Tao meydana getirir. Te ise onları besler, büyütür, madde olarak şekil
verir, kuvvetini tamamlar. Bundan dolayı bütün varlıklar Tao’yu yüceltir ve Te’ye değer verir.

Lao-Tzu’dan sonraki yıllarda Taoizmin tanrı anlayışında büyük değişiklikler meydana geldi. Bu
din, yayılma esnasında Çin’de varlık gösteren Budizm ile büyük bir rekabete girişti. Fakat Taoizme
inananlar Budizm’le ilişkilerinde onların çok tanrılı din anlayışının etkisinde kalarak evrenin ilahlarla
dolu olduğu sonucuna ulaştılar.

Japonların millî dini olan Şintoizm, politeizmin hâkim olduğu dinlerdendir. Bu dinde politeist tanrı
anlayışı yanında animist tanrı inancı da mevcuttur. Tanrı ve ruh gibi varlıklar “Kami” kelimesiyle
ifade edilmiştir. Şintoistlere göre dünya, birbiri üzerinde duran üç tabakadan oluşur. Bunlar gök, yer
ve yer altıdır. Her üçünde de tanrılar oturur. Ancak yer altında ölüler ve devler bulunur. Şintoistlere
göre birçok Japon adası tanrıların evliliğinden doğmuştur. Japonya’da tanrıların sayısı milyonlarla
ifade edilir. Dağ, ırmak, ağaç, gök gürültüsü, rüzgar ve ateş ilahları olduğu gibi her çeşit meslek sahibinin
de bir ilahı vardır. Hemen hemen her nesne bir ilaha bağlıdır. Bununla birlikte en büyük tanrı
Amaterasu (Güneş Tanrıçası)’dur. İmparatorun soyunun ondan geldiğine inanılır.

Eski Türk dinleri de Doğu Asya din grubuna girmektedir. Çok geniş bir coğrafyaya yayılmış olan
Türk boyları çeşitli din anlayışlarını kabul etmişlerdir.
Uygurlar Mani dinini, Hazar kıyısında
bulunan Hunlar Museviliği, Bulgarların bir
kısmı ise Hristiyanlığın Ortodoks mezhebini
benimsemiştir.

Geleneksel Türk dinleri ile ilgili açık bir bilgi
bulunmamaktadır. Orhun Abideleri gibi geç
dönem yazılı kaynaklarda ise monoteizmin izlerine
rastlanmaktadır. Şurası da bir gerçek ki tarih
boyunca Türklerin hayatında tanrı, merkezî
bir öneme sahip olmuştur. Türkler, her zaman
“yüce tanrı” anlayışını öne çıkarmışlardır.

Doğu Asya dinlerinden bir diğeri de Zerdüştlüktür.
Ari ırktan olan eski İranlılar, Zerdüştlüğü kabul etmeden önce kendileriyle aynı ırktan olan Hindularla aynı inancı paylaşıyorlardı. Zerdüşt, İranlılara
tek tanrı esasına dayalı bir din öğretti. Zerdüşt’ün getirdiği anlayışa göre tanrı yüce ve bir olup
maddi bir yapıya sahip değildir. Ahura Mazdah, merhametli, her şeyi bilen, her yerde hazır olan ve
değişmeyendir. Sonraki dönem Avesta yazılarında, iyi olan şeylerin Ahura Mazdah, kötü olan şeylerin
ise şeytani kuvvet olan Ehrimen, diğer adıyla Angra- Mainyu tarafından yaratıldığı belirtilmektedir.
Ehrimen, emrindeki şer kuvvetlerle evreni kaplamıştır. Bu anlamda iyilik tanrısı ile kötülük tanrısı arasında
amansız bir savaş sürmektedir. Bu savaşın sonunda Ahura Mazdah galip gelecek ve evren nurla
dolacaktır. Bu ikili tanrı anlayışına dualizm (seneviyye) denir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir