İslam ve Diğer Dinler Tarihi

Hac Merkezleri

İslam’ın hac merkezi Mekke’dir.
Kur’an-ı Kerim’de “Şüphesiz, insanlar
için kurulan ilk ibadetevi,
elbette Mekke’de, âlemlere rahmet
ve hidayet kaynağı olarak
kurulan Kâbe’ dir.” ayetiyle
Kabe’nin kutsal mabed olduğu vurgulanır.
Müslümanlar Kabe’yi tavaf
edip Arafat’ta vakfe yaparak hac ibadetini
yerine getirir. Ayrıca Kur’an-ı Kerim’deki “İnsanlar arasında haccı ilan et ki gerek yaya olarak gerekse nice uzak yoldan
gelen yorgun
argın develer üzerinde kendilerine ait birtakım yararları yakından görmeleri,
Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık
hayvanlar üzerine belli günlerde Allah’ın
ismini anmaları (kurban kesmeleri)
için sana (Kâbe’ye) gelsinler. Artık ondan
hem kendiniz
yiyin hem de yoksula, fakire yedirin; sonra kirlerini gidersinler, adaklarını yerine getirsinler ve
o eski evi tavaf etsinler.” ayetinden insanları hac yapmak üzere
Mekke’ye davet eden ilk peygamberin
İbrahim olduğu anlaşılmaktadır. Hz. İbrahim,
haccın usüllerini tespit ederek Kâbe’nin her yıl
ziyaret edilmesini sağlamış ve oğlu Hz. İsmail’i orada bırakıp Filistin’e
dönmüştür. O tarihten sonra
gelen
peygamberler ve ümmetleri de Kâbe’yi
ziyaret etmişlerdir. Araplar, Cahiliye Devrinde ellerini
çırpıp ıslık çalarak ve çıplak olarak Kâbe’yi tavaf ederlerdi.


Tevrat
, bütün Yahudi erkeklerine yılda üç defa Kudüs’te Yahve’nin huzurunda bulunmayı
emretmiştir.
Bunlar Fısıh (Paskalya), Şavuot (Pentekost ) ve Sukkot (Çardaklar) bayramlarıydı.

Yahudilikteki hac mekânlarını üç grupta
toplamak mümkündür.

1- Kudüs ve çevresinde oluşmuş, tarihî özelliğe sahip ve Kitab-ı Mukaddes’in tarihi içinde ortaya
çıkan Ağlama Duvarı gibi mekânlar.

2- Genelde Celile’de bulunan,
Talmut ve Kabala’da adı geçen bilgelerin
mezarları.

3- Diaspora (Filistin dışında
Yahudilerin yaşadıkları merkezler.)

Musa şeriatı öncesinde yaşamış
önemli kişilerin başlarından geçen
olaylarla ilgili olarak Eski Ahit’te zikredilen
yerler daha
sonra Yahudilik
için özel mekânlar olmuştur.


Yeni Ahit
’te haccın önemi ve anlamı
pek açık değildir. Sinoptik İnciller,
Hz. İsa’nın sadece bir defa
Fısıh
Bayramı’nda hac için Kudüs’e gittiğini
belirtirken Yuhanna İncili’ndeki ifadelerden
Hz. İsa’nın hac merasimlerine
düzenli olarak katıldığı anlaşılmaktadır.
Hristiyanlıkta Hz. İsa’nın son Kudüs
yolculuğu
ile Tanrı’nın şehrine eskatolojik
haccını gerçekleştirdiğine ve
Tanrı’nın krallığını başlattığına inanılır. İlk Hristiyanlar Yahudilikte olduğu gibi
Kudüs’teki mabedi ziyaret
ediyorlardı.

Daha sonraki dönemlerde Beytlehem’deki Hz. İsa’nın doğduğu
mağara ve çarmıha gerildiği Golgota
mevkii ziyaret yeri hâline gelmiştir. Kudüs’e yapılan haccın yanı sıra türbeleri, hatta manastırlarda yaşayan
rahipleri ziyaret de bir tür hac olarak mütalaa ediliyordu. Diğer bir hac şekli de azizlerin ve şehitlerin
mezarları üzerine yapılmış kiliseleri ziyaret etmekti.

Roma’da iki büyük havarinin (Petrus ve Pavlus) ve imparatorluğun Hristiyanlara karşı baskısının
sonucunda şehit edilen azizlerin cesetlerinin Avrupa topraklarında bulunması
nedeniyle burası diğer
merkezlere göre öne çıktı. İspanya’da Santiago de Compostela’da havarilerden Büyük Yakup’a atfedilen
mezar önemli bir hac merkezidir.

Kudüs, Roma ve Santiago de Compostela
olmak üzere dünyada üç hac
merkezini
“mukaddes sene” dolayısıyla
ziyaret edenlere Katolik Kilisesi’nce
endüljans verilmektedir. Dolayısıyla
mukaddes sene
ilan edilen yıllarda bu
yerlere giden hacı sayısında belirli
bir
artış gözlenmektedir. Mesela Santiago
için Aziz Yakup’a Hristiyan takviminde
ayrılan gün olan 24 Temmuz eğer
pazar gününe rastlarsa o yıl mukaddes
kabul edilir. Hristiyanlıkta ikinci
tür hac merkezleri dünyanın değişik
yerlerinde Meryem’e atfedilen
kutsal
mekânlardır.

Hristiyanlığın Anadolu’da da ziyaret yerleri vardır. Bu mekânlar Hristiyanlık tarihi ve önemli şahsiyetleriyle
bağlantılıdır. Pavlus’un misyonerlik gezileri
esnasında dolaştığı yerler bugün bazı
Hristiyanlarca
ziyaret edilmektedir. Antakya
bu yerlerden biridir. Pavlus, Petrus ve Barnaba burada Hristiyanlığı
yaymışlar,
Antakya Kilisesi beş büyük kilise arasında yer almıştır. Diğer
bir kutsal mekân da Efes’tir.
Pavlus Efes’te kalarak Hristiyanlığı yaymaya çalışmış,
Havari Yuhanna ise burada yaşamış
ve ölünce
buraya defnedilmiştir.

Hinduizmde de hac yerleri Benares
ve Ganj Nehri’dir. Ayrıca tanrı
Vişnu ve Şiva’ya adanan büyük
mabetler de hac merkezi olarak kabul
edilir. Bu hac merkezlerine bir
Hindu durumuna göre yılda birkeç
sefer gider.

Budizmde hac ziyareti, Buda’ya
ait mekânlarla
ondan kalanların
bulunduğu yerlere
yapılır. Bodhi
Gaya Hindistan’da Budistlerin en
önemli
hac yeridir. Bunun dışında
hac için ziyaret
edilen yerler;
Nepal’deki Buda’nın doğum yeri
olan Lumbini, Buda’nın ilk vaazını
yaptığı Benares’deki Geyik Parkı
ve Buda’nın öldüğü yer olan Kuşinagara’dır. Taoizm ve Konfüçyanizmde hac merkezleri kutsal kabul
ettikleri yüksek dağlarda kurulan eski tapınaklardır. Bu dinlerin mensupları ayrıca Budistlerin hac merkezlerini
de ziyaret ederler.

Japon inançlarına göre dağlar, tanrıların
yurdudur ve bundan dolayı dağ tepeleri
yüzyıllardır hac yeri
olmuştur. Japon geleneğinde hem Şinto’ya hem Budizme ait çeşitli hac yerleri
vardır. İse’deki tapınak
Şintoizmin en yüce ilahına adanmış Şinto hac yeridir.

Sihler aslında hacca karşı çıkmakla beraber dinsel merkezleri olan Amritsar’da bulunan kutsal
Altın Tapınak, dünyadaki bütün Sihlerce ziyaret edilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir