Gümüş Motor Fabrikası ve Necmettin Erbakan

İTÜ’den mezun olduktan sonra Almanya’da akademik çalışmalarına devam eden Necmettin Erbakan, Almanların II. Dünya Savaşı sonrasında sanayileşmelerine tanıklık etmiş ve Leopard tanklarında “araştırma başmühendisi” olarak çalışmıştı.

Almanya’daki çalışmaları esnasında, Türkiye Zirai Donatım Kurumunun sipariş verdiği motorları gördü. Türkiye’de kullanılan en küçük sulama motorlarının dahi ithal edilmesinden duyduğu üzüntü kendisinde Türkiye’nin kendi motorunu yapması gerektiği düşüncesinin doğmasına sebep oldu.

1956’da genç mühendis Necmettin Erbakan’ın girişimiyle Türkiye’nin ilk yerli motorunu üretmek için temeli atılan Gümüş Motor, 20 Mart 1960’ta dönemin Maliye Bakanı Hasan Polatkan tarafından bir motor pistonu içerisinde kendisine sunulan makasla açıldı.

Şirketin Umum Müdürü Necmettin Erbakan kendisine 30 bin m2lik bir alana kurulu olan fabrikayı gezdirdi ve açıklamalarda bulundu. 12 bin m2lik kapalı saha içerisinde yer alan dökümhane, çelik işleri atölyesi, piston dökümhanesi, modelhane ve tecrübe stantlarından oluşan bölümler ziyaret edildi.

Türkiye’de Yerli Motor Fabrikası

Türkiye’de 1960 Mart’ında 9 ve 15 PS’lik dizel motorların seri hâlde imal edildiği, 30 PS’lik iki silindirli motorların da imalatına başlandığı yerli bir motor fabrikası vardı. Ülkenin geçimini büyük oranda tarımla sağladığı, barajlara bağlı sulamanın henüz başlamadığı ve ihtiyacın derin kuyu pompaları ile karşılanmaya çalışıldığı bu dönemde Gümüş Motor, Türk çiftçisinin yanında oldu. Derin kuyu pompaları üreterek büyük bir ihtiyacı giderdi ve Devlet Su İşlerinin verdiği siparişleri karşıladı.

Gümüş Motor’un diğer bir özelliği de kuruluşunda öz kaynaklardan yararlanılmıştır. Türkiye’nin 1956-1960 yılları arasında içerisinde bulunduğu ekonomik bunalıma ve TL’nin dolar karşısında yaklaşık üç kat değer kaybetmesine rağmen bu konuda taviz verilmemiştir.

Gümüş Motor’un ülkede ortaya çıkardığı sanayileşme düşüncesi Türkiye’nin bir ziraat memleketi olarak kalmasını isteyen kesimleri rahatsız etti. Gelirlerini ithalat yoluyla karşılayan çevreler mevcut durumlarını korumak istemişler, millî bir sanayinin kurulmasına özellikle de otomotiv endüstrisi- ne karşı çıkmışlardır. Çünkü yerli bir sanayinin hayat bulması, ithalat kotalarının buna göre planlanması onların yüksek kârlardan mahrum olmalarına neden olacaktı. Motor sanayisi de diğer yerli sanayi kolları gibi devlet tarafından korunamadığı için gelişemedi ve ithalat yapan büyük firmalarla karşı karşıya geldi.

Türkiye’de bir otomobil sanayisi kurulabilir mi?

1961’de Yeni İstanbul gazetesinde on beş gün boyunca devam eden mülakatlar serisinde “Türkiye’de bir otomobil sanayisi kurulabilir mi?” sorusunun cevabı arandı. Bir tarafta piyasada müşterilerin taleplerini alıp kotalara göre yurt dışından ithalat yaparak büyük kârlar elde eden ithalatçılar diğer tarafta sayıları az da olsa zora talip olmuş, üretimi ve ülkenin kalkınmasını gaye edinmiş insanlar vardır. İthalatçılar ülkenin ziraat memleketi olarak kalmasından ve ithalatın devam etmesinden yanadırlar. Çünkü onlar için kolayca para kazandıkları bu düzenin sürmesi için Gümüş Motor sonlandırılmalıdır.

Gümüş Motor’un batırılması için ithal motorlar birkaç yıl büyük zararlar göze alınarak piyasaya yok pahasına sürüldü. 1964’te belli çevreler tarafından fabrikanın zor durumda olduğu havası oluşturulunca hisselerin satılması gündeme geldi. Gümüş Motor’un hissedarlarından olan Şeker Şirketi, tüccarlardan hisseleri %75 değeriyle topladı. Şeker Şirketi hisselerin çoğuna sahip olunca Necmettin Erbakan, fabrika genel müdürlüğünden uzaklaştırıldı. Gümüş Motor artık Pancar Ekici Kooperatiflerinin söz sahibi olduğu bir firma oldu ve adı “Pancar Motor” olarak değiştirildi. 1965’te Alman Hatz firması ile lisans antlaşması yapıldı, benzinli ve hava soğutma sistemli motor üretimine geçildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir