Emevielr Döneminde İslam Coğrafyası

Fetihler ve İslam Coğrafyasının Genişlemesi

Hz. Osman’ın hilafetinin ilk dönemine kadar devam eden fetih hareketleri Muaviye zamanına kadar durakladı.

Muaviye iç istikrarı sağladıktan sonra yeniden fetihlere başladı. Onun fetihlerinin üç bölgede yoğunlaştığı görülür. Bunlar Suriye, Irak ve Mısır bölgeleridir. Suriye orduları, Bizans hâkimiyeti altında bulunan Anadolu ve Ermenistan topraklarında savaştı. Irak orduları, Horasan, Maveraünnehir ve Sint (bugünkü Pakistan) bölgesinde savaştı. Mısır orduları ise Kuzey Afrika topraklarında savaştı.

Muaviye zamanında, Anadolu’ya yaz ve kış olmak üzere iki sefer düzenleniyordu. Asıl maksat Bizans’ın başşehri olan İstanbul’u ele geçirmekti. Bu süreçte Müslüman donanması Tarsus, Rodos Adası ve İzmir’i ele geçirdi (672).

Muaviye zamanındaki bir diğer fetih hareketi, idarî bakımından Basra’ya bağlı olan Horasan ve Sint bölgesinde gerçekleşti. Sicistan’da bulunan şehirleri alan birlikler Kâbil’i ele geçirdi. Hindistan’ın bir kısmı vergiye bağlandı. Horasan’ın bir bölümü, Toharistan ve Kuhistan fethedildi. Ceyhun’u geçen kuvvetler, Buhara ve Semerkant’ı aldılar.

Asya’da yapılan fetihleri gösteren harita

 

Daha önce başlayan Afrika’daki fetihler Muaviye Dönemi’nde de devam etti. Ukbe bin Nafi komutasında Afrika’da önemli yerler ele geçirildi. Ukbe tarafından Kayrevan şehri inşa edilerek burada askerî bir garnizon kuruldu. Ukbe bin Nafi’nin başarılı yönetimiyle Afrika’da bulunan Berberiler arasında İslam yayıldı. Berberiler Kayrevan’a yerleştiler. Zaman içinde bölgede İslam hâkimiyeti güçlendi.

Abdülmelik bin Mervan zamanında Horasan, Bizans toprakları ve Kuzey Afrika’da Müslümanlara karşı eski toprak sahipleri ayaklandılar. Fakat Abdülmelik iç istikrarı sağladıktan sonra bu bölgelerde İslam hâkimiyetini yeniden tesis etti. O, Muaviye Dönemi’nde başlayan Anadolu seferlerini sürdürdü. Bizans’a bağlı Ermeniye’yi İslam topraklarına kattı. Abdülmelik, oğlu Velit’e Atlas Okyanusu’ndan Ceyhun Nehri’ne kadar geniş topraklara sahip güçlü bir devlet bıraktı. Böylece en parlak fetih hareketleri yapan Velit için zemin hazırlanmış oldu. İslam coğrafyası Velit zamanında en geniş sınırlara ulaşmıştır.

Velit Dönemi’nde de doğu illeri genel valisi olan Haccac’ın emriyle Kuteybe bin Müslim 705 yılında Horasan eyaletine vali olarak atandı. Kuteybe, Arap- Türk sınırı kabul edilen Ceyhun Nehri’ni aşarak Maveraünnehir’e girip Belh ile birlikte Toharistan’ı ele geçirdi (705). Daha sonra Buhara, Beykent ve Semerkant gibi Türk illerinde hâkimiyet kurdu.

Kuteybe, 713- 715 yılları arasında Türkistan’da fetih hareketleri yaptı. Fergana ve Kaşgar’ı fethetti. Fakat burada kesin bir sonuç elde edemedi.

Türkistan’da çok uzun süren Türk-Arap mücadelesinde Türkler, yurtlarını Araplara karşı savundular. Bu bölgedeki Türkler, Müslüman oldukları hâlde ağır vergi ödemek zorunda bırakıldı. Emevilerin bu uygulamaları hem bölgedeki fetihlerin kalıcı olmamasına hem de Türklerin İslam’g girişinin yavaşlamasına sebep oldu.

Velit Dönemi’nin önemli seferlerinden biri de Hindistan bölgesinde gerçekleşti. Muhammed bin Kasım büyük bir orduyla güneye doğru hareket etti. Kasım, Mukran’ı hâkimiyeti altına alarak Belücistan içlerine doğru ilerledi. 711-712 yıllarında Sint’i ve İndus Nehri’nin aşağı kısımlarını fethetti. Daha sonra bölgenin eski bir liman şehri olan Deybül (Bugünkü Karaçi) fethedildi. Halkı zimmi statüsünde kabul edilerek serbest bırakıldı. Böylece İslam, Hint bölgesine girmiş oldu.

Velit Dönemi’nde de Kuzey Afrika ve İspanya bölgesinde önemli fetihler yapıldı. Velit, Kuzey Afrika valiliğine Musa bin Nusayr’ı atadı. Kudretli bir askerî lider olan Musa, birlikleri ile Tanca’ya kadar ulaştı ve orayı fethetti. Tarık bin Ziyat 711 yılında daha sonra kendi adıyla anılacak olan Cebelitarık Boğazı’nı aşarak İspanya’ya geçti. Ertesi yıl Musa bin Nusayr da İspanya’ya geldi. Her iki komutan İspanya’da büyük fetihler yaptılar. Bu fetihler neticesinde İslam dünyasının sınırları Türkistan’dan Fransa içlerine, Anadolu’dan Hindistan sınırlarına kadar genişlemiştir.

Velit’in yerine geçen Süleyman bin Abdülmelik Dönemi’nin en önemli fetih girişimi İstanbul’un tekrar kuşatılmasıdır. Çanakkale Boğazı’nı geçerek İstanbul’a kadar gelen Müslüman ordusu denizden ve karadan İstanbul’u kuşatmasına rağmen başarılı olamadı.

Emeviler döneminde islam coğrafyası

 

Süleyman bin Abdülmelik’ten sonra halife olan Ömer bin Abdülaziz Dönemi’nde, fetih hareketlerinde duraklama olmuş devletin işleyişiyle ilgiliiç düzenlemelere ağırlık verilmiştir. O, İslam’ın Müslüman olmayanlar arasında, barış ortamında ve tebliğ yoluyla yayılmasını arzu ediyordu. Kendinden önceki idareciler tarafından mevaliden alınan haracı kaldıracağını ilan etti. Onun bu yaklaşımı Kuzey Afrika’daki Berberiler ve Maveraünnehir’de yaşayanlar arasında İslam’ın hızla yayılmasını sağlamıştır.

Halife Hişam zamanında da fetih hareketleri devam etti. Hişam’ın tayin ettiği Maveraünnehir Valisi Nasr bin Seyyar, daha önce Kuteybe bin Müslim tarafından fethedilen toprakların çoğunu tekrar fethetti. Ermenistan Valisi Cerrah bin Abdullah Hazarlarla savaştı. Fakat Hazarların hazırlıklı olmaları ve komşularından da yardım görmeleri sebebiyle başarılı olamadı.

732 yılına kadar Hazarlarla yapılan savaşlarda Hazarlara karşı tam bir hâkimiyet kurulamamıştı. Hişam’ın amcasının oğlu Mervan bin Muhammed ile hâkimiyet sağlandı. Mervan bin Muhammed Kafkasya’da pek çok yeri ele geçirdi.

Hişam, 730 yılında Endülüs valiliğine Abdurrahman el-Gafiki’yi getirdi. Gafiki, önce Berberi İsyanını bastırdı sonra Fransa’ya karşı harekete geçti. Preneleri aşarak kuzeye doğru hareket etti. Ancak Müslümanlarla Charles Martel’in emrindeki Frank kuvvetleri arasında yapılan Balatüşşüheda (Puvatya) Savaşı’nda Müslümanlar yenildi ve Abdurrahman el-Gafiki şehit oldu (732). Bu savaştan sonra Müslümanların batıdaki ilerlemeleri sona erdi. Emeviler Dönemi’nin sonunda İslam dünyası, batıda Atlas Okyanusu’ndan İspanya’nın Prene Dağlarına, doğuda da Çin ve Hindistan’a kadar uzanıyordu.

Bir cevap yazın