İslam ve Diğer Dinler Tarihi

Evrimci Din Görüşü

Evrim, birbirini takip ederek yavaş yavaş meydana gelen değişme ve gelişmeye denir. Dinlerin
zaman içinde çeşitli sebeplere bağlı olarak (vahiy kaynaklı değil) ortaya çıkıp geliştiğini iddia eden
görüşe de evrimci görüş adı verilir.

19. yüzyılda dinlerin kökeninin araştırılmasına
ağırlık verildi. Dinler belli bir evrim
geçirmiş midir, ilk din sistemi hangisiydi gibi
sorulara cevaplar arandı. Bu araştırmalar sonunda
ortaya beş farklı ekol çıktı. Onlardan
monoteist dışındaki görüşler evrimci gelişimi
savunmuşlardır. Birçoğuna göre insanlar korku,
suçluluk duygusu, atalara saygı ve benzeri
sebeplerden dolayı dine yönelmiştir.

19. yüzyılın sonları ve 20. yüzyılın başlarında
yapılan araştırma ve inceleme sonuçları,
evrim teorisinin lehine yorumlandı. Evrimciler
artık insanın, hayatın, tabiatın ve canlı varlıkların
sırrının çözüleceğini iddia ediyorlardı. Dolayısıyla artık din, insanın hayatından çıkacak ve
yerini bilime terk edecekti. Fakat, dinin insan hayatından çıkması ve yerini bilime terk etmesi nasıl
olacaktı? Biyolojik evrim yanında insanın kültürel bakımdan da evrim geçirdiğini ispatlamak üzere
antropolog, etnolog, sosyolog ve psikologlar arasından bazı bilim adamları, ilkel hayat yaşayan kabilelerin
inançlarından hareketle dinin kökeni hakkında değişik görüşler ortaya attılar. Çünkü onlar,
dinin kökenini hâlâ ilkel hayat yaşayan kabilelerin din ve kültürlerinin incelenmesi sonucu bulunabileceğini
düşünüyorlardı. Bu çerçevede yapılan çalışmalarda örneğin Edward Tylor (Edvırd Teylır),
dinin başlangıcının “animizm”, Frazer (Freyzır) “büyü”, Marett (Maret) “mana”, Spencer ( Spensır)
“atalar kültü”, Durkheim (Durkaym) ise “totemizm” olduğunu ileri sürdü.

Evrimcilerde oluşan bu heyecan zaman içinde hayal kırıklığına dönüştü. Çünkü dinin kaynağı ile
ilgili ortaya atılan evrimci teoriler eleştirilmeye başlandı. Zaten evrimci teorisyenlerden hiçbiri ilkel
kabileler arasına giderek bizzat gözlem ve inceleme yapmamışlardır. Teorilerini seyyahların anıları
ve misyonerlerin raporlarına dayandırmışlardır. Daha sonra bizzat ilkel topluluklar arasında yapılan
araştırmalar bu teorilerin tutarlı olmadığını ortaya koymuştur.

Dinin kaynağı hakkındaki evrimci görüş karşısında monoteist (tek tanrıcı) görüşü savunan bilim
adamlarının başında Lang ve Schmidt gelir. Bunların savunduğu teze göre insanoğlunun en eski inancı,
tek tanrı itikadıdır.

Evrimci Tylor (Teylır)’ın animizm nazariyesine ilk ciddi itiraz öğrencisi Andrew Lang (Endru
Lenk)’ten gelmiştir. Lang, Güneydoğu Avustralya ilkel kabileleri ile ilgili elde edilen son bilgilere
dayanarak ilkel kabilelerde animizme rastlanmadığını, aynı zamanda insanların ahlaki adaba uyup
uymadıklarını denetleyen ve gökte bulunduğuna inanılan yüce bir tanrı kavramına her yerde rastlandığını
ortaya koymuştur. Buna benzer başka bir tez de Wilhelm Schmidt (Wilhelm Şimit) tarafından
savunulmuştur. Schmidt, ilkel kabileler arasında yaptığı etnolojik araştırmalardan sonra dinin ilk şeklinde
tek tanrı anlayışının var olduğunu ileri sürmüştür. O, görüşlerini “Tanrı Kavramının Kaynağı”
adlı eserinde ortaya koymuştur.

Tevhidi geleneğe söylem ve eylemleri ile yön veren peygamberler çeşitli bölge ve çevrelere gönderilmiştir.
Doğuda eski Hint ve Çin, Batı’da Yunan düşünürleri kendilerine has motiflerle düşüncelerini
ortaya koyarken kavram ve ilkeler bazında tevhidi gelenekten doğrudan veya dolaylı olarak etkilendiklerini
gösterir. Ancak düşünce kaynakları tevhide dayanmasına rağmen zamanla tevhidi çizginin
dışına çıkarak insan, doğa, evren ve tanrıya dair çeşitli açıklamalar ileri sürmüşlerdir. Allah, bu çevreleri
söz konusu sapmalardan tevhidi çizgiye çekmek için tarihin çeşitli dönemlerinde peygamberler
göndermiştir. Bu elçiler insanların fıtratına uygun genel kavram ve ilkeleri bulundukları çevrelere hem
söylem hem de eylemleriyle aktarmışlardır.  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir