Osmanlı Devleti Tarihi

Ermeni Meselesinin Ortaya Çıkışı

Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan itibaren Ermeniler ile Türkler iç içe yaşıyorlardı. 1326’da Bursa’yı
fetheden Orhan Bey Ermenilerin Bizans zulmünden kurtulmaları için ruhani merkezlerini Kütahya’dan
Bursa’ya taşıttı. Onların ayrı bir cemaat olarak örgütlenmelerine izin verdi. İstanbul’un fethinden sonra
da Fatih Sultan Mehmet Bursa’daki dinî Ermeni liderini İstanbul’a getirterek Ermeni Patrikhanesini
kurdurdu. Çıkardığı bir fermanla da dinlerini yaşamalarını ve ibadetlerini serbestçe yapmalarını
güvence altına aldı. Daha sonraki dönemde Yavuz Sultan Selim, Kudüs Gregoryen Ermeni patriğine
bir ferman vererek tanıdığı ayrıcalıkları belirledi. Fatih ile başlayan bu uygulama XIX. yüzyıla kadar
devam etti.

Osmanlı millet sistemi içinde Gregoryen milleti olarak bilinen Ermeniler XIX. yüzyıl başlarında Milletisadıka olarak adlandırılıyordu. Müslüman Türkler ile iç içe yaşadıkları için Türk kültürünün
etkisinde kalmışlar Türkçe konuşuyor hatta ayinlerini bile Türkçe yapıyorlardı. Osmanlı Devleti’nde
önemli görevlere getirilmişler, bakanlık ve elçilik yapanlar bile olmuştu. Özellikle büyük şehirlerde yaşayan Ermeniler ticaret, sanat, sarraflık ve
bankerlik ile uğraşarak zengin olmuşlardı.

Türk halkının durumu ise tam tersiydi. Eli silah
tutanlar cepheden cepheye koşarken geride
kalanlar kadın, çocuk, malul, gazi ve yaşlılardı.
Zor şatlarda hayatlarını devam ettiriyorlardı.
Ermeniler Osmanlı topraklarında dağınık
olarak yaşamış belli bir bölgede toplanmamışlardı.
En kalabalık olduklarını söyledikleri Doğu
Anadolu ve Çukurova’da dahi Ermeni nüfus
oranı %20’ye ulaşamamıştı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir