Tarih Bilimi

Endülüs’te Müslüman Varlığına Son Verilmesi

Kastilya Kralı Fernando (Ferdinand d’Aragon) ve eşi Kraliçe İzabella (İsabelle de Castille), Gırnata’yı
teslim alırken yaptıkları anlaşmaya beş yıl uydular. Bu arada İspanyollar bütün İspanya’yı Hristiyanlaştırmayı
düşünüyorlardı. Bu nedenle anlaşma maddelerini çiğnemeye başladılar. 1497 yılına girildiğinde Müslümanları
Hristiyanlaştırma hareketi başladı. İlk önce Müslümanların medeni haklarında kısıtlamalar yaparak şehir
idare meclisinde çalışanların işlerine son verdiler. Şehir merkezinde bulunan Müslümanlar kenar mahalle ve
köylere, hatta ülke dışına göçe zorlandı. Onlar topraklarını satmaya mecbur edildi. Fakat toprak almaları yasaklandı.
Bu yüzden bazı Müslümanlar topraklarını satarak Kuzey Afrika’ya göç etmeye başladılar.

1497 yılından itibaren Müslümanlar önce ikna yoluyla Hristiyanlaştırılmaya çalışıldı. Müslümanlara gönderilen
din adamları, Hristiyanlığın propagandasını yaparak bu dine girilmesini teşvik ettiler. Bu yolla bir
sonuca ulaşamadılar ve 1498 yılından sonra zorla Hristiyanlaştırma faaliyetine başladılar. Halkın İslam’la
bağlarını koparmak için Arapça yazılmış dinî eserler toplatılıp yakıldı ve Arapça konuşmak yasaklandı. Bu
uygulamalar Gırnatalı Müslümanları ayaklandırdı. 1499-1500 ve 1501’de yapılan ayaklanmalar çok sert biçimde
bastırıldı. Sağ kalanlar topluca Hristiyanlığı kabul ederek canlarını kurtarabildiler. 1502’de çıkarılan
bir kanunla Müslüman çiftçilerin ya Hristiyan olmaları ya da ülkeyi terk etmeleri istendi. Bu süreçte pek çok
Müslüman takiyye yaparak inancını gizledi.

İspanya Krallığı 1526’da çıkardığı diğer bir kanunla bütün Müslümanların Hristiyanlığı kabul ettiklerini
açıkladı. Çıkarılan kanun, bütün mescitlerin kapatılmasını gerektiriyordu. Müslüman kadınların İslami kıyafetleri
bırakarak Hristiyan kadınlar gibi giyinmeleri emredildi. Aynı yıl engizisyon mahkemeleri kuruldu.
1556-1557 yıllarında çıkarılan bir ferman gereğince on bir yaşının altındaki çocuklar kiliselere teslim edilecekti. Bunların dışında daha pek çok hüküm, İslam
inanç ve kültürünü tamamen ortadan kaldırmayı amaçlıyordu.
Bu çok ağır kararlar karşısında Müslümanlar
1568-1570 yılları arasında ayaklandılar. Ancak bu
ayaklanmalar bastırıldı.

Engizisyon mahkemeleri, alınan kararların uygulanması
için büyük gayret gösterdi. İslam’a ait ufak bir söz
veya hareket en ağır şekilde cezalandırıldı. İspanya Krallığı
1609–1614 yıllarında tespit ettikleri bütün Müslümanları ülkenin dışına sürdü. Sürgüne gönderilen Müslüman
sayısı beş yüz bin civarındaydı.

Müslümanlar, öncelikle Kuzey Afrika veya Fransa’ya gitmeyi tercih ettiler. Fransa’ya gidenlerin büyük bir
bölümü, İtalya ve Venedik üzerinden Osmanlı topraklarına ulaştı. Bu insanların büyük bir bölümü yolculuk
esnasında karşılaştıkları hastalık, açlık ve baskına uğrama gibi
nedenlerle hayatlarını kaybetmişlerdir.

İspanyollar önce Morisko’yu, Endülüs şehirlerinin geri
alınmasıyla Hristiyan hâkimiyeti altında kalan Müslümanlar
için kullandıkları Mudejar (Müdeccen) adıyla eş anlamlı
tutarak, XVI. yüzyılın ikinci yarısından itibaren de zorla
Hristiyanlaştırılan eski Müslümanlara bu ismi vermişlerdir.
1491 yılında yapılan hoşgörü anlaşmasının şartları çabuk
unutuldu. Önceleri barışçı yollar denenerek Müslümanların yavaş yavaş Katolik olmaları beklendi.
1492’da geçişleri hızlandırmak isteği belirince, Müslümanlar verilen sözlerin tutulmadığı duygusuna kapıldılar.
Bu da krallara 1491 anlaşmasını yok saymak için bahane oldu. 1499’da Kardinal Ximenez de
Cisneres’in Gırnata’yı ziyareti ve oradaki yargıçlarla münazarası sonucunda, yeni siyasi yol çizildi. Bunu
özellikle İslamî kitapların yakılması ve Hristiyanlaştırma faaliyetleri takip etti. Bu ise ertesi sene başlayıp
bir yıl sürecek olan isyanla sonuçlandı. Ceza olarak Gırnata Müslümanlarına 1502’de vaftiz veya sürgün
tercihleri sunuldu. Pek çoğu temel inançlarından taviz vermeksizin vaftizi seçtiler. 1502’de, yayınlanan bir
fermanla bütün Müslümanlar din değiştirmeye zorlandı. Bayramların kutlanması, geleneksel giysiler giyilmesi,
Arapça konuşulması, Arapça kitap bulundurulması, çocukların sünnet ettirilmesi, kadınların tesettüre
uygun giyinmesi yasaklandı ve vergiler artırıldı.

Bu kurallara uyulup uyulmadığının kontrol etmek için ve cezayı müeyyideleri uygulamak için
Gırnata, Belensiye ve Moriskoların çoğunlukta olduğu yerlerde engizisyon mahkemeleri kuruldu. Bir
Morisko’nun Ramazan’da kendisine verilen yemeği yememesi, cuma günü temizlik yapması, çocuklarına
Müslüman ismi vermesi, Arapça konuşması, ağzından “Allah”, “Muhammed” lafızlarından birinin çıkması
ve yatak odasında haç bulundurmaması gibi sebepler engizisyon mahkemesine sevki için yeterliydi.
Mahkemelerde kendilerine yüklenilen suçu itiraf eden sanıklar para cezası, mal müsaderesi, kürek
mahkûmluğu veya yakılarak öldürülme gibi cezalara çarptırılmaktaydı. Bu mahkemelerde, 1481-1517 yılları
arasında ülke genelinde 13.000 kişinin diri diri yakılma cezasına mahkûm edilmiştir.

1568 yılında Gırnata’da Moriskolar Muhammed b.Ümeyye’nin önderliğinde ayaklandılar. Osmanlılardan
da İspanya üzerine bir deniz seferi düzenlenmesini talep ettiler. Fakat II. Selim o sırada Kıbrıs’ın
fethiyle meşgul olduğundan beklenen yardımı yapamadı. II. Felipe’nin emriyle 4 Nisan 1609’da sürgün
edilmeleri benimsendi. 1614 yılına kadar devam eden sürgün sırasında İspanya’dan çıkarılan Moriskoların
sayısı 300.000’i aşmıştır. Bunların büyük çoğunluğu Fas, Cezayir ve Tunus’a, az bir kısmı Selanik, Belgrat,
İzmir, İstanbul, Adana, Şam ve Trablusgarp gibi Osmanlı şehirlerine gitti; bu arada Fransa, İngiltere ve
İtalya’ya göç eden küçük topluluklar da oldu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir