Uygarlığın Doğuşu

Ege ve Yunan Uygarlığı

Ege ve Yunan uygarlığı, Ege Denizi’ndeki adalar, Yunanistan, Makedonya, Trakya, Batı ve Güney- Batı Anadolu’da yaşayan toplulukların meydana getirdiği bir uygarlıktır.

MÖ 2000’den itibaren Eski Yunan’da ve Ege’de “polis” adı verilen şehir devletleri (Atina, Sparta, Korint, Larissa, Megara gibi) ortaya çıkmıştır.

Şehir devletlerinin merkezinde tapınak bulunurdu. Yönetim binası, resmî yapılar ve pazar meydanları tapınağın etrafında yer alırdı. Herhangi bir tehlikeye karşı şehirlerin etrafı surlarla çevrilmiştir. Bu şehirlerde yaşayanlar, tarıma elverişli toprakların azlığı, nüfus artışı, ticaret vb. nedenlerle Ege, Karadeniz ve Akdeniz’de koloniler kurmuşlardır.

Ege ve Yunan Uygarlığı Tarihi

Ege ve Yunan uygarlığı, koloni faaliyetleri ve kolay ulaşım imkânlarıyla Batı ile Ön Asya arasındaki sosyal, siyasi ve kültürel ilişkilerin gelişmesini sağlamıştır. Bu uygarlık ileri seviyedeki Mısır, Mezopotamya ve Anadolu uygarlıklarıyla etkileşimde bulunmuştur. Ayrıca Yunan uygarlığı, Büyük İskender’in fetihleri sonucu Asya kültürleriyle kaynaşarak Helenistik kültürü meydana getirmiştir.

Yunan uygarlığı, daha sonraki dönemde ortaya çıkan Roma uygarlığının da temelini oluşturmuştur. Ege ve Yunan uygarlığı, Girit, Miken ve Yunan olmak üzere üç dönemde ele alınmaktadır.

Ege ve Yunan Uygarlığı
Ege ve Yunan Uygarlığı

Yunanistan’da Halkın Sınıflandırılması

Şehir devletlerinin hüküm sürdüğü Yunanistan da halk siyasi haklara sahip olan yurttaşlar, siyasi hakları olmayan yurttaşlar, toprağa bağlı hiçbir hakkı olmayan köylüler ve köleler olmak üzere sınıflara ayrılmıştı.

Sınıflar arası mücadeleden dolayı sosyal yaşama yönelik birtakım hukuki düzenlemeler yapılmıştır. Bunlardan biri Drakon tarafından yapılan kanunlardır. Drakon Kanunları, soyluların keyfî yönetimini orta sınıf lehine düzenlemiştir.

Eski Yunanlılarda, Solon Kanunları ile köleliğin ve doğuştan soyluluğun kaldırılması, Kleistenes (Klistenes) tarafından yapılan düzenlemelerle halk meclisinin önemli bir kurum hâline getirilmesi ve sınıf farklılığının ortadan kaldırılması demokrasi anlayışının gelişmesini sağlamıştır.

Ege ve Yunan Uygarlığı Haritası
Ege ve Yunan Uygarlığı Haritası

Eski Yunan’da Dini İnanç, Sanat ve Bilim

Çok tanrılı bir dine inanan tanrılar, insan şeklinde olarak düşünülmüştür. Bu düşünce onları, tanrıların heykellerini yapmaya yöneltmiştir. Böylelikle Eski Yunanlılarda heykel sanatı ve mimari gelişmiştir. Eski Yunan mimarisine Knossos Sarayı örnek gösterilebilir.

Eski Yunanlılar üzeri bitki ve hayvan motifi, insan figürü ile bezenmiş vazolar yapmışlardır. Bu vazolar, Yunan sanat anlayışı, dinî ve günlük yaşam hakkında önemli bilgiler vermiştir.

Yunan uygarlığı tarih, tıp, aritmetik, geometri, astronomi ve felsefe alanlarında da öne çıkmıştır. Yunan felsefesinin ilk temsilcileri Sokrates (Sokrat), Platon (Eflatun) ve Aristoteles (Aristo)’dur. Eski Yunanlılar MÖ VII. yüzyıl başlarına doğru Fenike alfabesini alarak geliştirmişlerdir.

İskender İmparatorluğu

Makedonya Kralı II. Philip (Filip), Yunan şehir devletlerini birleştirerek Helen birliğini kurmuştur.

Büyük İskender, babası II. Philip’in öldürülmesinin ardından Helen birliğinin başına geçmiştir. Çıkan ayaklanmaları bastıran İskender, bütün Yunan şehir devletlerini Makedonya Devleti’ne bağlamıştır. Ülkede istikrarı sağlayan İskender, MÖ 334’te Makedonyalı ve Yunanlılardan oluşan 35 bin kişilik ordusuyla Asya Seferi’ne çıkmıştır.

İskender, Çanakkale Boğazı üzerinden Anadolu’ya geçerek Persleri Granikos ve İssos savaşlarında yenilgiye uğratmış, Suriye’yi ve Mısır’ı ele geçirmiştir. Bir süre bu bölgede kaldıktan sonra Asur ülkesine yönelmiş, bütün Mezopotamya’yı egemenliği altına almıştır. Hayber Geçidi’ni aşarak Hindistan’a girmiştir. Askerlerin isteksizliği ve yorgunluğu üzerine Babil’e geri dönmüştür.

İmparatorluğun Parçalanması

İskender 33 yaşındayken hayatını kaybetmiştir. Onun ölümünden sonra ülke İskender’in generalleri arasında paylaşılmıştır.

İmparatorluk toprakları üzerinde üç krallık kurulmuştur. Bunlar; Mısır da kurulan Ptolomeler, Makedonya da Antigonitler ve Anadolu dan Hindistan’a kadar uzanan topraklarda ise Selevkoslardır. Selevkos Krallığı’nın parçalanmasıyla Anadolu’da Pontus, Kapadokya, Bitinya ve Bergama krallıkları ortaya çıkmıştır.

İskender, ülkeyi Perslerde olduğu gibi satraplıklara bölmüştür. Doğudaki satraplıkların başına Persleri, batıdaki satraplıkların başına Makedonyalıları geçirmiştir. Ancak askerî yönetimle sivil yönetimi birbirinden ayırmıştır. Pers sarayının protokol kurallarını benimsemiştir. Merkezî bir vergi toplama sistemi oluşturmuştur.

İskender’in kurduğu İskenderiye gibi şehirler, zamanla birer kültür ve ticaret merkezi hâline gelmiştir. İskender’in Asya’ya yönelik faaliyetleri, batı ve doğu kültürlerinin karışmasıyla yepyeni bir kültürün ortaya çıkmasını sağladı. Bu yeni kültüre Helenistik kültür, bu kültürün ortaya çıktığı yaklaşık üç yüz yıl devam eden (MÖ 330 – MÖ 30) döneme Helenistik Dönem denilmiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir