Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi

Doğu Bloku’nun Kuruluşu

SSCB, II. Dünya Savaşı’nda Almanları durduran ve ilk kez yenilgiye uğratan devlet olmuştu. 1944
yazından itibaren Almanları topraklarından çıkarmayı başardı ve batıya doğru işgal hareketlerini
sürdürdü. Batılı devletler savaşın bir an önce bitmesini istediği için SSCB’nin Almanya’ya karşı
savaştan çekilmesinden endişe duydu ve bu işgallere karşı çıkmadı.

SSCB orduları Doğu Avrupa’da ilerleyerek bu topraklardaki Alman işgaline son verdi.
Savaş
sonunda barış anlaşmalarının esaslarının görüşüldüğü konferanslarda SSCB, her ne kadar bu
bölgeleri boşaltmaya söz verdiyse de boşaltma şekli ve süreci konusunda belirleyici kararlar alınamadı.
Savaş sonrasında da bu bölgelerdeki işgal devam etti. SSCB, bu bölgelerde savaş öncesinde
Moskova’ya sığınan komünist parti liderlerinin ülkelerine geri dönmelerine imkân sağladı. SSCB
ordularının kurtarıcı olarak görüldüğü bu bölgelerde kalması komünist partiler için büyük bir dayanak
oldu. SSCB bir taraftan Orta Doğu’ya girmeye çalışırken bir yandan da Avrupa’daki durumunu
sağlamlaştırmak için işgal altında tuttuğu ülkelerde komünist rejimler kurdu. Böylece uydu devletler
oluşturarak Doğu Blokunun oluşmasına zemin hazırladı.

Şubat 1945’te Yalta Konferansı sonunda İngiltere, ABD ve SSCB “Kurtulan Avrupa Hakkında Bildiri”
yayınladılar. Bildiride SSCB işgalindeki ülkelerde serbest ve demokratik seçimler gerçekleşinceye
kadar bütün siyasi eğilimleri temsil eden geçici hükûmetler kurulması istendi. Bu ülkelerde hükûmetler
genellikle koalisyon kabineleri şeklinde kuruldu. Fakat
kabinelerde önemli bakanlıklar ve bunlara bağlı güvenlik
kuvvetleri, mahkemeler ve kitle haberleşme araçları, SSCB
yanlısı güçlerin kontrolü altına girdi. Bir süre sonra da
hükûmetler, tamamen Sovyet yanlılarından meydana gelmiş
oldu. 1947’ye gelindiğinde Macaristan, Bulgaristan, Romanya,
Polonya ve Çekoslovakya’daki hükûmetlere karşı muhalefetin
tamamı tasfiye edildi.

Savaştan yenik çıkan Almanya, savaş sonunda dört işgal bölgesine ayrılmıştı.
Barış antlaşmaları
imzalandıktan sonra Batılılar, Almanya’nın işgal statüsünün sona erdirilerek bütünlüğünün tekrar
sağlanabileceğini düşünüyordu. Birleşmeye giden yolu açmak için Ingiltere, Fransa, ABD, işgalleri
altındaki bölgeleri birleştirdiler. Bu gelişme üzerine SSCB’nin Batılıları Berlin’den atmaya
çalışması
Berlin Buhranı’nı ortaya çıkardı. Berlin, SSCB tarafından ablukaya alındı. Şehre
giriş ve çıkışlar kontrol
altına alındı. Şehir, elektrikten ve yiyecekten yoksun bırakıldı. Batılı devletler hava köprüsü kurarak
şehre aylarca yiyecek taşıdı. Ablukadan istediği sonucu alamayan SSCB, ablukayı kaldırdı. Sonunda
23 Mayıs 1949’da Federal Alman Anayasası ilan edilerek Batı Almanya’da resmî adı ile “Federal Alman
Cumhuriyeti” kuruldu.

Federal Alman Cumhuriyeti’nin kurulmasına karşılık, SSCB de kendi işgal bölgelerinde Ekim
1949’da Demokratik Alman Cumhuriyeti’ni kurdu.

Federal Alman Cumhuriyeti Batı’nın desteğiyle hızlı bir gelişme gösterdi. Bu gelişme Demokratik
Alman Cumhuriyeti’nde yaşayanların ilgisini çekmeye başladı. Bunun üzerine Demokratik Almanya
tarafından Federal Almanya’ya geçişler yasaklandı. Bu itibar kaybını önlemek için Sovyet lideri
Kruşçev, Berlin’in tarafsız bir şehre dönüştürülmesini istedi. Ancak şehrin bütün kontrol
noktaları
Demokratik Almanya’nın denetiminde kalıyordu. Batılıların bu öneriyi reddetmesi üzerine üç sene süren
gergin dönem, Demokratik Almanya’nın Batı Berlin’i çeviren duvarı inşası ile son buldu.  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir