İslam ve Diğer Dinler Tarihi

Din ile Mitoloji

Din, insanla beraber var olan ve yaşayan bir
gerçektir. O hem ferdî hem de sosyal bir realitedir.
İnsanın yaratılışına bağlı, tarihin her devrinde,
dünyanın her köşesinde fertlere ve toplumlara
hâkim olan, insanın mutluluğunu amaçlayan
ilahî kurallardır. O her türlü felsefi ve ilmî düşüncelerden
önce var olmuş, insanların yaşamlarına
yön vermiştir. İnsanı yaratan Allah, onun
yaratılış amacına uygun yaşayabilmesi için dini
de ortaya koymuştur. Ancak din, aslını koruduğu
müddetçe insanlara faydalı olmuştur. Asıl yapısından
uzaklaşarak amacından saptığı zamanlar
ise insanın yaratılış gayesine uygun yaşamasına
engel olmuştur.

Dinin asıl yapısı ve amacından uzaklaşmasına sebep olan temel faktörlerden en önemlisi “mitos”lardır.
O hâlde “mitos” nedir? Batı’dan dilimize geçen “mit” kelimesi Yunanca “mitos”’ hikâye ve masal anlamına
gelir. Mitoslar, kâinatın oluşumu, tanrılar ve kahramanların hikâyeleridir. Mitoloji ise bütün efsaneleri
içine alan ve onları belli bir tarzda inceleyen bir disiplindir. Mitoloji; efsaneler, ilk ölüm, ilk günah,
tufan, tanrıların insanları nasıl cezalandırdığı, avcılığın ve hayvancılığın nasıl başladığı, ilk ateşin ve ilk
ailenin nasıl oluştuğunu konu edinir. Bunlardan dinî boyutu yansıtanlar ise kutsal sayılır.

Psikolog ve antropologların tespitlerine göre insan farkında olmasa da mitoslar onun dünyasında her
zaman varlıklarını sürdürürler. Bazı mitoslar insanlar için anlamlı mesajlar da taşırlar. İnsanlar yaratılışı
gereği her şeyi merak eder. Açıklayamadıkları olayları çoğu zaman mitoslarla anlamaya çalışır.

Diğer taraftan bazı dinî konular o dinin mensupları tarafından mitos hâline getirilebilir. Örneğin Allah,
Kur’an-ı Kerim’de Ashab-ı Kehf kıssasını anlatır. Fakat kıssada yer, zaman ve sayı ile ilgili bir bilgiye
yer verilmez. İnsanların, Ashab-ı Kehf’in sayısı
hakkında değişik rakamlar öne sürüleceğini;
fakat gerçek sayılarını sadece Allah’ın bildiğini,
“(İnsanların kimi:) ‘Onlar üç kişidir, dördüncüleri
de köpekleridir.’ diyecekler. Yine: ‘Beş
kişidir, altıncısı köpekleridir.’ diyecekler. (Bunlar)
bilinmeyen hakkında tahmin yürütmektir.
(Kimileri de:) ‘Onlar yedi kişidir, sekizincisi
köpekleridir.’ derler. De ki: ‘Onların sayılarını
Rabb’im daha iyi bilir. Onlar hakkında bilgisi
olan çok azdır…” ayeti haber verir. Buna
rağmen insanlar Ashab-ı Kehf hakkında hikâyeler
üretmiş ve şahısların sayısı bir tarafa “o şahısların
isimleri, hangi dine mensup oldukları, yanlarındaki köpeğin adı, rengi, cinsi ve kime ait olduğunu bile
belirtmişlerdir.” Bu hikâyeler tefsir kitaplarımızda detaylı bir şekilde anlatılmıştır. Bunun neticesinde
Tarsus ve Afşin gibi birçok yerde Ashab-ı Kehf’e atfedilen kutsal ziyaret yerleri ortaya çıkmıştır. İnsanlar
bu tür yerleri ziyaret ederek adak adamakta ve dileklerde bulunmaktadırlar. Mitosların din için en
tehlikeli yanı burasıdır. Mitos bir inanç ve tapınma hâline dönüştüğünde dinde yozlaşma başlar. Ancak
kutsal öykü hâlinde kalmış, dinî inanç ve tapınma hâline gelmemiş mitosların zararı olmadığı gibi bazen
faydası da olabilir.

Mitoslar dinden beslenir, dine yapışır ve onunla birlikte yaşar. Bu yüzden insanlar mitoslardan
manevi haz duyarlar. Bunlar dinin zayıfladığı zamanlarda ön plana çıkarlar, önlem alınmadığı takdirde
zamanla dinin yerine de geçebilir, bu da dine zarar verir.

Sonuç olarak din ve mitolojinin hem benzer hem de farklı yönleri vardır. Farklı yönleri; mitoslar
bazı olaylardan hareketle insan hayaline dayanan ve dinden beslenen ürünlerdir. Din ise tanrıya dayanır.
Dinin özünü tevhit, nübüvvet ve ahiret oluşturur. Mitoslarda böyle bir esas yoktur. Mitoslarda
tanrılar müşahhas bir şekilde anlatılırken dinde tanrı mücerrettir. Din vahiy yoluyla peygamberlere
gelir, peygamberler de insanlara ulaştırır. Din aynı zamanda insanlara hukuki düzenleme ve sorumluluk
getirir. Mitosların insanlar arası hukuki bir yönü yoktur. Mitoslarda birçok tanrı vardır ve bu
tanrılar zaman zaman savaşarak birbirini yok eder.

Benzer yönleri ise insanların mitoslara inanması (inanç), onunla ilgili birtakım pratikler yapması
(ibadet), psikolojik tatmin (iç huzur) ve ona kutsallık (yücelik) atfetmesidir.  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir