Cumhuriyet Dönemi Ekonomisi

Osmanlı Devleti I. Dünya Savaşı ve sonunda imzalanan Mondros Ateşkes Anlaşması ile siyasi, askerî ve ekonomik açıdan tam bir yıkıma uğramıştır. Türk
halkı yeniden bağımsızlığına kavuşmak için dört yıl sürecek bir kurtuluş
mücadelesine girmiştir.

Mustafa Kemal ekonomik bağımsızlığa verdiği önem
dolayısıyla Kurtuluş Savaşı bitmeden savaş sonrası bağımsız yeni Türk
Devleti’nde uygulanması gereken ekonomi politikasının hazırlıklarına
başlamıştır. O siyasi, askerî zaferlerin ne kadar büyük olursa olsun, ekonomik
zaferler ile taçlandırılmazlarsa elde edilen zaferlerin kalıcı olamayacağını ve
sağlanan faydalı sonuçlardan yararlanabilmek için ekonomimizin, ekonomik
egemenliğimizin sağlanması, güçlendirilmesi ve genişletilmesi gerektiğinin
bilincindeydi.

Bu inanç doğrultusunda ulusal bağımsızlık savaşı henüz sona ermeden
yeni Türk Devleti’nin ekonomik politikasını belirlemek üzere 17 Şubat – 4 Mart
1923 tarihleri arasında Izmir’de Türkiye İktisat Kongresi toplanmıştır. Atatürk,
bu kongrede tarihimizdeki zaferlerin yahut bozgunların tümünün iktisadi
durumumuzla bağlantılı olduğunu, çağımızda ekonominin önceliğe sahip
olması ve ülkemizi layık olduğu yüksek düzeye ulaştırabilmek için buna büyük
önem verilmesi gerektiğini dile getirmiştir.

Kongrede alınan kararların uygulanması için öncelikle Osmanlıdan kalan ve
ülke ekonomisini olumsuz yönde etkileyen kapitülasyonlar, Lozan
Anlaşması’yla tamamen kaldırılmıştır. Diğer bir sorun olan dış borçlar
imparatorluk üzerinde kurulan yeni devletler arasında paylaştırılmıştır.
Sanayicilerin kredi ve sermaye ihtiyaçlarını karşılamak üzere 1924 yılında
Atatürk’ün desteği ile “Türkiye İş Bankası” kurulmuştur. Daha sonra bu
çalışmalara devam edilerek 1925 yılında tarımda öşür vergisi kaldırılmış,
1926’da “Kabotaj Kanunu” kabul edilmiştir.

Cumhuriyetin ilk yıllarında ekonomik kalkınmanın özel sektöre dayalı olarak
gerçekleştirilmesine çalışılmış girişimcilere kredi açmak için bankalar
kurulmuştur. 1924’te kurulan Türkiye İş Bankasından sonra 19 Nisan 1925’te
bankacılık ve madencilik
yürütmek üzere “Türkiye Sanayi ve Maadin Bankası” kurulmuştur. 28 Mayıs 1927’de “Teşviki Sanayi Kanunu”nun kabulü ile özel sektörün sanayi faaliyetleri desteklenmiştir.

Esnaf ve sanatkârın kredi ihtiyacının karşılanması amacıyla
kurulan “Halkbankası” 1938’de faaliyete geçmiştir. Tarımsal alanda
çiftçiye damızlık, fidan, tohum dağıtmak üzere devlet sermayeli
büyük çiftlikler kurulmuştur. Dış ticaret ise ithalatı yasaklama ve
kontenjanlarla denetim altında alınmış, denge sağlanarak Türk
lirasının değeri korunmuştur.

Atatürk millî ekonomi modeliyle toplumun içinde bulunduğu zor şartlara ve
dünyanın değişen koşullarına rağmen Türkiye Cumhuriyeti’ni güçlü ekonomik
temeller üzerine inşa etmeyi başarmış ve bağımsızlığımızı tam olarak gerçekleşmesi
adına büyük bir devlet adamı olarak tarihteki yerini almıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir