Türk Tarihi

Büyük Selçuklular’da İlim

Devlet, ilim ve âlimlerin yanında olup gelişmesi için bütün imkânlarını seferber etmişti. Dinî eğitim
ve öğretimin yapıldığı medrese, tekke ve zaviyeler ülkenin her tarafında yaygındı.

Selçuklular Döneminde, rasathaneler kurularak gök cisimlerinin hareketleri izlendi ve Celali
Takvimi hazırlandı. Matematik ve astronomi alanlarında Ömer Hayyam, Muhammed Beyhakî, Ebü’l-
Muzaffer İsferâyinî, Vâsıtî, Ahmed Tûsî ve daha
pek çok âlim yetişip değerli eserler verdiyse de
XIII. yüzyılda İslam ülkelerindeki Moğol tahribatı
sebebiyle bunlardan faydalanma imkânı büyük
ölçüde kaybolmuştur.

Selçuklu sultan ve devlet adamlarının desteğiyle önemli edebiyatçı ve şairler yetişmiştir. Selçuklu
sarayında, devlet kurumlarında ve edebî eserlerde genellikle Farsça, medrese çevrelerinde Arapça,
Selçuklu hanedanı ile Türkmenler arasında ve orduda da Türkçe konuşulup yazılırdı.

Sadi-i Şirazî, Ömer Hayyam, Enverî, Lami-i Cürcânî, Ebyurdî, Ezrâkî gibi edip ve
şairler, nesir ve
nazım eserler verdiler. Gaza ve fetih ruhunu canlı tutan destani eserler yazdılar.

SELÇUKLU MEDRESELERİ

İslam dünyasında Hz. Peygamberin uygulamaları ile başlayan bilim alanındaki kurumsallaşma,
Selçuklular Döneminde yeni bir boyut kazanmıştır. Selçuklular, İslami ilimlerin eğitim ve öğretiminin
yapıldığı, zamanın fen bilimlerinin öğretildiği çeşitli fakültelere sahip, üniversite mahiyetinde büyük
medreseler yaptırdılar. İlk medrese Tuğrul Bey tarafından Nişabur’da açıldı. Medreselerin en
büyüğü, Alp Arslan Döneminde Nizamülmülk tarafından açılan Bağdat’taki Nizamiye Medresesi
olup Isfahan, Nişabur, Belh, Herat, Basra’da benzerleri vardı. Medreselerde, uzmanlarca okutulan
matematik, astronomi, geometri, cebir, fizik, kimya sahalarında derin bilginler yetişti. En
tanınmış
bilgin ve düşünce adamları müderris denilen eğitimciler olarak göreve alınmış, sadece müderrisler
değil öğrenciler de maaşa bağlanmıştı.
Döneminin en ileri düzeyde eğitim programlarıyla zengin kütüphane ve eğitim araçlarıyla donatılan
medreseler sadece ilim adamı yetiştirmekle kalmadı. Bu eğitim kurumları dönemin kültür ve
sanat anlayışını etkilediği gibi toplumsal yapısına da yön verdi. Medreseler
uygulamış olduğu eğitim
öğretim programıyla bir taraftan bilim ve sanat adamları yetiştirirken diğer taraftan da Batıni
hareketine karşı toplumu bilinçlendiriyordu.
Selçuklu medreseleri mimari tarzıyla yeni Türk yapı sanatının ilk örnekleri olarak Türk ve
İslam
dünyasında egemen olmuştur.

Ibrahim Kafesoğlu, Selçuklu Tarihi, s. 115-120’den özetlenmiştir. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir