Bilime Hizmet Eden Dört Türk Bilim İnsanı

20. yüzyılın ikinci yarısında yetişen Türk bilim insanları, kendi alanlarında dünyada ilk sıralarda yer almışlardır. Ön plana çıkan Türk bilim insanlarının birçoğu bilimsel çalışmalarını yurt dışında gerçekleştirmiştir. Bu bilim insanlarının isimleri dünya literatürüne girmiş ve eserlerine binlerce atıf yapılmıştır. Dünyada en genç yaşta profesörlüğe yükselen Oktay Sinanoğlu, yüzyılın beyin cerrahı olarak adlandırılan Gazi Yaşargil, İslam bilim tarihçisi Fuat Sezgin ve Nobel ödüllü Aziz Sancar bilime hizmet eden Türk bilim insanlarına örnek olarak verilebilir.




EN GENÇ PROFESÖR OKTAY SİNANOĞLU
“Millet; ülkesinin, dininin, tarihinin elinden alınmasına ve Türk adının tarihten silinmesine izin vermeyecektir.”




Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu

Babasının başkonsolos olarak görev yaptığı İtalya’nın Bari kentinde doğan Oktay Sinanoğlu, Kaliforniya Üniversitesi Berkeley Kimya Mühendisliğini birincilikle bitirdi. Yale Üniversitesinde yardımcı profesör olarak çalışmaya başladı. “Ögecik (atom) ve özdeciklerin (moleküllerin) çok eksicikli (elektronlu) kuramı” ile profesörlüğe adım attı. Temel fizik kanunlarından başlayarak çeşitli maddelerin kimyasal ve fiziksel özelliklerini bulmak için gerekli bu temel kuramla 50 yıldır çözülemeyen bir matematik kuramını bilim dünyasına kazandırdı. Harvard Üniversitesinde kendisinin bulduğu “yeni kuantum kimyası ve fiziği” üzerine dersler verdi. 26 yaşında profesör olan Oktay Sinanoğlu, Yale Üniversitesi tarafından son 300 yılda dünyanın en genç profesörü unvanıyla dünyaya tanıtıldı. Eğitimin Türkçe yapılması gerektiği üzerinde konuşmalar yaptı ve memleket sorunlarına kafa yordu.

Kalıtımı sağlayan DNA molekülünün yapısının neden çift sarmal olduğunu ve bunu bir arada tutan kuvvetlerin ne olduğu üzerine yaptığı çalışmasıyla (“solvofobik”- “çözgen iter kuvveti” kuramı) moleküler biyolojinin kurucuları arasına katıldı. Yüksek enerji fiziği üzerine çalışmaları sonucu “yeni sekiz ezon (maddeyi oluşturan temel taneciklerden sekizi) ve özellikler kuramı”nı buldu. 1966’da Tübitak Bilim Ödülü’nü alan ilk kişi oldu. Atom fiziği üzerinde çalıştı; atomların temel yapısı üzerine çok ayrıntılı bir kuram geliştirdi; “Atom fiziğinde atomların yapısı ve elektronik özellikleri kuramı”nın gök fizik alanındaki uygulamalarıyla güneş ve yıldızlardaki kimyasal ögeler hesaplanabilir oldu. Matematiksel kimyanın ortaya çıkmasına önayak oldu. Almanya’nın en yüksek bilim ödülü olan “Alexander von Humbolt Bilim Ödülü”- nü aldı . 1995’te kendisine Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği (İLESAM) tarafından “Üstün Hizmet Ödülü”, Genç Sanayici İş İnsanları ve Yöneticileri Derneği (GESİAD) tarafından “Yılın Bilim Adamı” ödülü, Türkiye Yazarlar Birliği tarafından “Yılın Fikir Adamı” ödülü verildi.

NOBEL ÖDÜLLÜ KİMYACI AZİZ SANCAR
“Çoğu insan zekâya inanır, ben inanmıyorum. Bizi birbirimizden ayıran emektir, ben çalışmaya inanıyorum.”




Prof. Dr. Aziz Sancar

2015 Nobel Kimya Ödülü “hücrelerin hasarlı DNA’yı nasıl onardıkları ve genetik bilgiyi nasıl koruduklarını moleküler düzeyde belirleme” alanındaki çalışmalarından dolayı Tomas Lindahl (Tamıs Lindal), Paul Modrich (Pol Modrik) ve Aziz Sancar’a verilmiştir. Sancar, bilim alanında Nobel ödülü kazanan ilk Türk olurken gelişmekte olan ülkelerde bilimin ilerlemesi için Dünya Bilim Akademisinin (TWAS) Nobel Kimya Ödülü’nü kazanan yedinci üyesidir. Aziz Sancar, Mardin ilinin küçük bir kasabasında sekiz çocuklu bir ailenin yedinci çocuğu olarak doğdu. İstanbul Tıp Fakültesini 1969 yılında bitirdi. Dallas Texas Üniversitesinde Moleküler Biyoloji dalında doktorasını tamamladı. Yale Üniversitesinde DNA onarımı dalında doçentlik tezinden sonra DNA onarımı, hücre dizilimi, kanser tedavisi ve biyolojik saat üzerinde çalışmalarını sürdürdü. 415 bilimsel makale ve 33 kitap yayımladı.

Sancar’ın araştırması DNA’nın kendini nasıl onardığı merkezlidir. Sancar, ultraviyole radyasyonlarının neden olduğu mutasyonları tanıyan enzimleri keşfetmiş ve daha sonra hasarlı genetik kodu kaldırmak için DNA’yı kesmiştir. Sancar’ın ilk buluşu Yale Üniversitesinde E. coli bakterisi odaklıdır. Bu buluşla insanlarda DNA onarımı çalışmaları detaylandırılmıştır.

İSLAM BİLİM TARİHÇİSİ FUAT SEZGİN
“Amacım, İslam topluluğuna mensup insanlara İslam bilimlerinin gerçeğini tanıtmak, benlik duygularını olumsuz etkileyen yanlış yargılardan onları kurtarmak ve ferdin yaratıcılığına olan inancı onlara kazandırmaktır.”

Prof. Dr. Fuat Sezgin

24 Ekim 1924’te Bitlis’te doğan Fuat Sezgin, Alman şarkiyatçı Helmut Ritter (Helmut Riter) tarafından verilen bir seminere katılmış ve onun etkisi altında kalarak İstanbul Üniversitesi Şarkiyat Araştırmaları Enstitüsüne kaydolmuştur. II. Dünya Savaşı yıllarında Alman ordusunun 1943’te Bulgaristan ´a kadar ilerlemesinden dolayı Türkiye´de üniversite öğretiminin askıya alındığı dönemde hocasının tavsiyesi üzerine Arapça öğrenmeye çalışmıştır. Fuat Sezgin, bu dönemde altı ay boyunca her gün 17 saat Arapça çalışarak Taberî tefsirinin orijinalini gazete okur gibi okumaya başlamıştır.

1947 yılında Bedî ilminin tekâmülü konusundaki tezini bitirdikten sonra, Helmut Ritter´in danışmanlığıyla Ebû Ubeyde Me’mar ibn el-Musennâ´nın Mecâz’ul-Kur’ân’ındaki filolojik tefsirini konu alan ikinci bir tez hazırlamıştır. Fuat Sezgin, doktora tezi için araştırmalarını sürdürdüğü Mecâz’ul- Kur’ân´dan bazı yerlerin Muhammed el-Buhârî’nin hadis kitabından alındığını fark etmiştir. El-Buhârî’nin yazılı kaynakları kullanmış olması, daha önce akademisyenlerin ve muhaddislerin mecmualarının sadece sözlü geleneğe dayandığına dair tezlerinin yanlış olduğunu kanıtlamıştır. Buhârî´nin Kaynakları Hakkında Araştırmalar adındaki takdim tezini 1956 yılında yayımlamıştır.

1960 askerî darbesi sonrası üniversitelerden men edilen 147 akademisyen arasında bulunan Sezgin, çalışmalarını yurt dışında sürdürmüştür. 1965 yılında Câbir İbn Hayyân konusunda ikinci doktora tezini Frankfurt Üniversitesinde yazmış ve bir yıl sonra profesör unvanını kazanmıştır.

Fuat Sezgin, insanlık tarihinin başlangıcından bugüne kadar sahasında yazılan en kapsamlı eser olan 17 ciltlik Arap-İslam Bilim Tarihi’nin (Geschichte des Arabischen Schrifttums) ilk cildini, 1967 yılında yayımlamıştır. Bu kapsamlı eserde (GAS) Kur’an ve hadis ilimleri, fıkıh, kelam, tasavvuf, İslam’da kartografya, İslam felsefesi tarihi, tarih, şiir, tıp, farmakoloji, zooloji, veterinerlik, simya, kimya, botanik, ziraat, matematik, astronomi, astroloji, meteoroloji, dil bilgisi, matematiksel coğrafya gibi alanlarda bilgiler aktarmıştır.

1978 yılında Kral Faysal İslami İlimler Ödülü’ne layık görülen Fuat Sezgin, 1982’de Johann Wolfgang Goethe Üniversitesine bağlı olan Arap-İslam İlimleri Tarihi Enstitüsü’nü kurmuştur.

Frankfurt´ta kurduğu İslam Bilim Tarihi Müzesinde İslam kültür çevresinde yetişen bilim insanlarının buluşlarına dair sekiz yüzden fazla örnek sergilenmektedir. Aynı binada dünyanın her yerinden büyük bir özenle topladığı 45 bin cilt kitaptan oluşan Bilimler Tarihi Kütüphanesi bulunmaktadır. Bu kütüphanedeki bazı kitaplar sahasında orijinal ve tek nüsha olma özelliğini taşımaktadır. Prof. Dr. Fuat Sezgin’in çalışmalarıyla ikinci bir müze, 2008 yılında yaklaşık 700 eseri barındıran İstanbul Gülhane Parkı içerisinde açılmıştır. Açılan bu müzeler, Müslüman bilim insanlarının yüzyıllar boyu insanlığa armağan ettiği icat ve keşiflerini bilim tarihinin değişik disiplinlerdeki evrimini kapsamlı bir şekilde ortaya koymuştur. Sistematik bir düzenle sergilenen eserler, İslam bilim dünyasının büyük keşif ve muazzam buluşlarını gösterirken bu keşif ve buluşların değişik yollardan Avrupa’ya geçip orada kabul gördüğünü ve geliştirildiğini görsellikle ortaya koymuştur. Bu müzelerdeki aletleri tanıtıcı mahiyette, Prof. Dr. Fuat Sezgin tarafından yazılmış olan 5 ciltlik toplamda 1.121 sayfa “İslam’da Bilim ve Teknik” adlı katalog eser bulunmaktadır. Böyle bütüncül ve kapsamlı bir eser bugüne kadar müze kataloğu olarak ilk defa yazılabilmiş; Türkçe, İngilizce, Almanca ve Fransızca olarak 4 dilde yayımlanmıştır. Prof. Dr. Fuat Sezgin öncülüğünde kurulan İstanbul İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi, üstün nitelikli eser ve ortaya konan özgün çalışmalardan dolayı kurum statüsünde Kültür ve Turizm Bakanlığı 2016 Özel Ödülü´ne layık görülmüştür. Prof. Dr. Fuat Sezgin 30 Haziran 2018 tarihinde vefat etmiş ve İstanbul Gülhane Parkı’na defnedilmiştir.

YÜZYILIN BEYİN CERRAHI GAZİ YAŞARGİL

Prof. Dr. M. Gazi Yaşargil, 6 Temmuz 1925’te babasının kaymakamlık görevi yaptığı Diyarbakır’ın Lice ilçesinde doğdu. 1943’te Almanya Friedrich Schiller (Firedrik Şiller) Üniversitesinde tıp tahsiline başlayarak İsviçre Basel Üniversitesinden 1949’da mezun oldu. 1950-1953 yılları arasında birer sene nöroloji-psikiyatri, dâhiliye ve genel cerrahide asistanlık yaptıktan sonra Ocak 1953’te Zürich (Zürih) Üniversitesinde Beyin Cerrahisi Kliniğinde uzmanlığını yaptı. 1960’ta doçent, 1965’te profesör, 1973’te ordinaryüs profesör oldu.

Zürich Üniversitesi Beyin Cerrahisi Kliniğinde çalışmalarına devam etti. 1957-1965 yıllarında parkinson hastalığı ve diğer hareket bozukluklarının tedavisine yönelik ameliyatlar yaptı. Zürich Üniversitesinde Fizyolog Profesörü Oscar Wyss’in (Oskar Vis) yardımıyla ilk defa yüksek-frekanslı koagülasyon tekniğini kullandı. Ekim 1965-Aralık 1966 tarihleri arasında Amerika’da Burlington-Vermont Üniversitesinde hayvan laboratuvarında mikrovasküler cerrahiyi öğrendi ve bu tekniği ilk defa hayvan beyni damarlarında uyguladı. Üç atar damarı tıkalı bir hastaya Zürich Kliniğinde Ekim 1967’de yeni bir atar damar bağlamayı başardı. Zürich Beyin Cerrahisi Kliniğinde mikrotekniği ve omurilik yollarının açılım yöntemini tüm beyin ve omurilik cerrahisinde kullanmaya başladı. Mikronöroşirurji üzerine sekiz kitap yayımladı.

Ekim 1994’te Amerika’da Little Rock şehrinde Arkansas Üniversitesinde kendisine profesörlük görevi verildi. Nöroşirurji Kliniği Şefi Profesör Ossama Al-Mefty’le ABD’de ilk Mikronöroşirurji Merkezini kurdu. Profesör Yaşargil ismi altında Oxford-İngiltere, Little Rock-ABD ve Beijing-Çin’de mikrocerrahi laboratuvarları kuruldu. Amerika Nöroşirurji Cemiyetinde ve Türk Nöroşirurji Cemiyetinde “Yıllık Yaşargil” dersleri verilmektedir. Zürich İsviçre Tıp Fakültesinde Kasım 2014 yılında “Yıllık Yaşargil” konferansları başlatılarak Yaşargil’in Zürich Üniversitesindeki çalışmaları onurlandırılmıştır. Kendisine Yüzyılın Beyin Cerrahı ve Dünya Tıp tarihine geçen 50 hekimden biri unvanı verilmiştir.