Osmanlı Devleti Tarihi

Bilim ve Teknoloji Alanındaki Gelişmeler

Yükselme döneminde başlayan siyasi ve sosyal gelişmeler bilimsel yaşamda da etkili oldu. Bu dönemde, pozitif bilimleri padişahların da bizzat desteklemesiyle, Osmanlı Devleti’nin başkenti İstanbul bir kültür merkezi hâline geldi.
Osmanlı, bilim insanlarını korumayı ve onlara karşı saygılı olmayı devlet politikası hâline getirmişti. Bilimsel çalışmalar yapanlar saray tarafından desteklenmiş ve ödüllendirilmiştir. Medreselerin işleyişlerine müdahale edilmemiş böylece özgür çalışma ortamı sağlanmıştır. Özellikle Fatih Sultan Mehmet’in bilim insanlarını koruması her dinden bilim insanlarına değer vermesi, kendisinin de bilim ile yakından ilgili olması Sahnıseman Medreseleri’ni kurmasına neden oldu. Fatih döneminin bir başka özelliği de İslam bilimlerinin yanında pozitif bilimlerin de çok gelişmesidir. 
Ali Kuşçu 
Bir kültür merkezi oluşturmanın şartlarından birinin de bilim insanlarını bir araya toplamak olduğunu bilen Fatih, Ali Kuşçu’ya İstanbul’da kalmasını ve medresede ders vermesini teklif eder. Ali Kuşçu, bunun üzerine, Tebriz’e dönerek elçilik görevini tamamlar ve tekrar İstanbul’a geri döner. İstanbul’a dönüşünde Ali Kuşçu, Fatih tarafından görevlendirilen bir heyet tarafından sınırda karşılanır. Kendisi için ayrıca karşılama töreni yapılır. İstanbul’a gelen Ali Kuşçu’ya 200 altın maaş bağlanır ve Ayasofya’ya müderris olarak atanır. Ali Kuşçu, burada Fatih Külliyesi’nin programlarını hazırlamış, astronomi ve matematik dersleri vermiştir.Ayrıca İstanbul’un enlem ve boylamını ölçmüş ve çeşitli güneş saatleri de yapmıştır. Ali Kuşçu’nun medreselerde matematik derslerinin okutulmasında önemli rolü olmuştur. Verdiği dersler olağanüstü rağbet görmüş ve önemli bilim insanları tarafından da izlenmiştir. 
Osmanlı Devleti’nin ilk tıp medresesi Yıldırım Bayezit tarafından Bursa’da kurulmuştu. Fatih döneminde tıp alanında büyük bilim insanları yetişti. Bunlardan Sabuncuoğlu Şerafettin’in Türkçeye tercüme ettiği eser, Cerrâhiyetü’l Hâniyye, çok ünlüdür. Sabuncuoğlu bu eserinde cerrahi müdahale tekniklerini göstermiştir. Kendi bulduğu teknikleri kitabında resimli bir şekilde anlatmıştır. Kanuni Sultan Süleyman, İstanbul’da Mimar Sinan’a ünlü Süleymaniye Camisi ve medreselerini yaptırdı. Süleymaniye Külliyesi’nde bir de tıp medresesi vardı. 
Coğrafya ve astronomi alanında ise Piri Reis, Ali Kuşçu, Seydi Ali Reis, Matrakçı Nasuh çalışmalarıyla ön plana çıkmış önemli bilim insanlarıdır.
Kanuni döneminde ünlü coğrafyacı Piri Reis Kitab-ı Bahriye adlı eserinde; dünyanın yuvarlaklığı, gelgit olayı, pusulanın kullanımı, Amerika kıtasının varlığı gibi konulara değinmiştir. 
Ünlü Osmanlı denizcisi ve âlimi Piri Reis’in yaklaşık 500 yıl önce hazırladığı haritasının dünyanın uydudan çekilen fotoğrafları kadar eksiksiz ve mükemmel olduğu söylenir. Günümüzde bazı haritalardaki yanlışların Piri Reis’in haritasına bakılarak düzeltildiği biliniyor. Rus tarihçi Sergey Manukov ise Piri Reis’in 1513’te çizdiği haritasının benzerini hazırlamanın ancak dünyanın uydudan çekilmiş fotoğraflarıyla mümkün olduğunu söyledi. Rus uzman: “Aslında harita fotoğrafa çok benziyor. Sanki, bir uydu aracı çizimi yapılan bölgenin üzerinde dolaşarak fotoğrafını çekmiş. Özellikle güney yarım küre inanılmaz ayrıntılı.” demiştir. 
Molla Lütfî, Sinan Paşa ve Müslihüddin bin Sinan, II. Bayezit döneminin matematik bilginleridir.Yine XVI. yüzyılda yetişen ünlü matematik ve astronomi uzmanı Matrakçı Nasuh, eserini Osmanlı padişahı Yavuz Sultan Selim’e sunmuştu.
Matematikçi ve astronomcu Takiyüddin Mehmet, İstanbul’da bir rasathane kurmuştu (1578). Takiyüddin, rasathanede ilk olarak Güneş ve Ay tutulmaları ile çeşitli gözlemler yapmıştır. 1578 tarihinde İstanbul’dan bir ay süreyle gözlenen kuyruklu yıldızı da rasathaneden gözlemiş ve gözlemlerinin neticelerini III. Murat’a sunmuştur. Takiyüddin kendi geliştirdiği teknikler ve aletler vasıtasıyla gözlemler yapmıştır. İlk defa mekanik saat kullanarak çok dakik gözlemler yapmıştır. Diğer taraftan da astronomi hesaplarında altmış tabanlı sayı sistemi yerine on tabanlı sayı sistemini kullanmakla ve ondalık kesirlere göre trigonometri cetvelleri hazırlamakla dikkat çekmiştir.
Ekliptik ile ekvator arasındaki 23° 27’lık açıyı 1 dakika 40 saniye farkla 23° 28’ 40″ şeklinde bularak ilk defa gerçeğe en yakın ve doğru dereceyi hesaplamıştır. Güneş parametreleri hesabında da yeni bir yöntem uygulamıştır. Sabit yıldızların boylamlarının tespitinde ise Ay yerine Venüs’ü kullanarak daha dakik neticeler elde etmeyi planlamıştır. Osmanlılarda otomatik makineler üzerine ilk eseri de Takiyüddin yazmıştır. 
Takiyüddin, kendisi ile aynı zamanda yaşamış ve rasathane kurmuş olan Tycho Brahe ile karşılaştırıldığında Brahe’den daha net ve dakik gözlemler yaptığı ortaya çıkmıştır. Ayrıca onun rasathanesinde bulunan bazı aletler Brahe’nin aletlerinden daha gelişmişti. Ancak Takiyüddin rasatlarını tamamlayamazken Tycho Brahe uzun süre gözlem yapmış ve 777 yıldızın yerini tespit etmiştir. 
Osmanlı Devleti’nin her alanda zirveyi yaşadığı XV ve XVI. yüzyıllarda birçok tarihçi de yetişmiştir. Osmanlı tarihçileri arasında Enverî, Amasyalı Şükrullah, Tursun Bey, Kemal Paşazade, Âşık Paşazade, Hoca Saadettin, Neşri ve Mustafa Selanikî ilk akla gelenlerdir. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir