Sanat Tarihi

Barok Mimari Sanatı

Barok akımda resim ve heykele oranla mimariye daha çok önem verilmiştir. Roma’da papaların anıtsal
yapılar inşa ettirerek şehre yeni bir görünüm kazandırmaya çalışması da bunda etkili olmuştur. Mimari eserler
sadece dinî yapılarla sınırlı kalmamış; saray, ev, köşk, bahçe, çeşme vb. yapı türleri de inşa edilmiştir.
Barok akım, başta İtalya olmak üzere pek çok Avrupa şehrinde benimsenmiş hatta 1720-1830 yıllarında
İstanbul’daki bazı mimari yapıların süslemelerinde de uygulanmıştır.

Rönesans’taki düz çizgilerin yerini barok eserlerde diyagonal ve asimetrik çizgiler almıştır. Eski bazilikalar
yıkılmadan iç ve dış yüzeyleri mermer ve alçı süslemelerle yenilenmiştir. Rönesans’ın haç planı yerine
elips planlar uygulanmıştır. Yıldızlı planlar, yüzeylerin kıvrımlı (C ve S) düzenlenmesi, iç ve dış mekânlara
ritmik bir hareket kazandırmıştır. Merkezî planlı yapılar terk edilmiş, yüksek ve uzun salonlara yer verilmiştir.
Kiliselerde bu salonların yanına tek mekânlı şapel, apsisin önüne de kubbeli mekân eklenmiştir.

Kubbelerin giderek inceldiği, kuleye benzediği kasnak bölümlerinin dalgalı çizgiler ve kıvrımlı sarmal
motiflerle süslendiği görülür. Yapıların içine ve dışına “Y” şeklinde merdivenler ve çevresine bahçeler yapılmıştır.
Dış cephelerde, hiçbir dönemde görülmemiş aşırı süslemeler kullanılmış, içeride gösterişli dekorlarla
rahatlık sağlanmıştır. 17 ve 18. yüzyıllarda İtalya, Avrupa ülkeleri ve Latin Amerika’da birçok mimar yetişmiştir.
BORROMİNİ (1599-1667), barok mimarinin en önemli temsilcisidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir