Balkan Antantı (9 Şubat 1934)

Türkiye Balkan devletleri ile iyi ilişkiler kurmayı amaçlıyordu. Bu sebeple 1923’te Arnavutluk, 1925’te de Bulgaristan ve Yugoslavya ile ikili dostluk antlaşmaları imzaladı.

Bu arada Balkan devletleri kendi aralarındaki sorunları çözmeye çalışmaktaydı. 1926’da Türkiye, tüm Balkan devletleri arasında sınırların karşılıklı olarak güvence altına alınması amacıyla bir girişimde bulundu. Türkiye’nin amacı, imzalanacak bir anlaşmayla Balkanlar da istikrarı sağlamak, aynı zamanda Balkanlar dışından gelebilecek tehlikeleri engellemekti. Ancak Türkiye’nin bu girişimleri sonuçsuz kaldı.

Bu tarihlerde en büyük tehlike, Balkanlar’da ve Doğu Akdeniz’de yayılmacı bir politika izleyen, sahip olduğu On İki Ada ile de bölgeye yerleşen İtalya idi. Balkan Devletleri arasındaki bazı anlaşmazlıkların ortadan kalkması ile bir anlaşma zemini oluşmaya başladı.

30 Ekim 1930 günü, Türkiye ve Yunanistan arasında Dostluk, Tarafsızlık ve Uzlaştırma Antlaşması’nın imzalanması Balkan devletleri arasında dayanışmanın gerçekleştirilmesinde önemli bir gelişme oldu. Atatürk ve Venizelos’un önderliğinde Türk-Yunan dostluğu gelişti.

1933 yılında Türkiye sırasıyla Yunanistan, Bulgaristan, Romanya, Yugoslavya ile birer Dostluk ve Tarafsızlık Antlaşması yaptı. Bu ikili antlaşmalar Balkan devletleri arasında anlaşma yolunu açarak Balkan Paktı’nın imzalanmasına zemin hazırladı. Venizelos, Türk-Yunan ilişkilerinde ve Yakın Doğu’da barışın sağlanmasındaki büyük katkılarından dolayı Atatürk’ü 12 Ocak 1934’te Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterdi.

Balkan Paktı, 9 Şubat 1934’te Atina’da Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya Dışişleri Bakanlarınca imzalandı. Bununla birlikte, Pakta girmeyen Bulgaristan ve Arnavutluk’a katılım hakkı açık tutuldu.

Bu antlaşmayla imzacı devletler Balkanlar’daki sınırlarını korumak ve bölgedeki mevcut durumu değiştirmek isteyen devletlere karşı önlem almayı amaçladılar. Ortak savunma niteliğindeki bu anlaşmanın en önemli maddesi tarafların bu antlaşmayı imzalamayan diğer bir Balkan devletine karşı birbirine haber vermeden siyasi bir harekette bulunmamayı ve siyasi yükümlülük altına girmemeyi garanti etmesiydi.

Balkan Antantı, kuruluşundan itibaren çeşitli alanlarda başarılar elde etti. 1935’te İtalya’nın Habeşistan’a saldırması üzerine, Milletler Cemiyetinin aldığı zorlayıcı ekonomik önlemlere Antant’a üye dört devlet birlikte katıldı. 1936’da Montrö Konferansı’nda, Boğazlar statüsünün Türkiye lehine değiştirilmesinde, Antant üyelerinin Türkiye’yi desteklemesi ve dayanışma politikasını izlemesi bu başarılara örnektir.

Üye devletlerinin Balkanların dışından gelebilecek tehlikeler karşısındaki direnme isteği ve gücüne bağlı başarılar gösteren Balkan Antantı’nın durumu 1936’dan itibaren değişmeye başladı. Büyük devletlerin ekonomik, siyasi yayılma ve etki politikaları, Antant’ın zayıflamasına yol açtı. Özellikle 1937’de, Yugoslavya’nın Bulgaristan ile bir dostluk antlaşması imzalaması, gittikçe güçlenen İtalya karşısında Yunanistan’ın bu devlete yaklaşması, bu durumu daha da hızlandırdı.

Farklı Bir Kaynaktan Balkan Antantı

1930 yılından sonra Avrupa’da ortaya çıkan devletlerarası kutuplaşmalar yeni bir savaşın da ilk işaretlerini vermeye başlamıştı.

Birinci Dünya Savaşı’nın mağlup devleti Almanya ile savaşın galip devleti görünse de mağlup muamelesi gören İtalya saldırgan bir tutum içerisine girmişlerdi. Balkan devletleri bu iki devlet tarafından sürekli tehdit ediliyordu. Bu durum karşısında Balkan devletleri muhtemel bir saldırı karşısında güçlerini birleştirmek için prensip kararı aldılar.

Balkan devletleriyle geniş bir çerçevede ilişkileri geliştirme fikrini ilk olarak Türkiye ortaya atmıştır. Bükreş’teki Türk elçiliğinde görevli Hüseyin Ragıp (Baydur) Romanya Dışişleri Bakanı’na tüm Balkan devletlerini içeren bir Balkan Paktı’nın oluşturulmasını önermiştir

Onu takip eden yıl, Türk Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü (Aras) “Balkanlar, Balkan halklarına aittir” sloganından hareketle bir Balkan Paktı’nın kurulması fikrini savunmuştur. 1929 Dünya ekonomik krizi, Balkan işbirliğinin gerçekleştirilmesinde diplomatik alanda Türkiye için önemli fırsat olmuştur.

İlk Balkan Konferansı, Ekim 1930’da Türkiye ve Yunanistan’ın inisiyatifiyle Atina’da toplanmıştır. Bu konferansta tam bağımsızlığa ulaşmanın yolunun ekonomik bakımdan kendi kendine yeterlilik olduğu vurgulanmıştır.

Sonra, İstanbul, Bükreş ve Selanik’te her yıl tekrarlanan konferanslar bir takım işbirliği örgütlerinin hayat bulmasına vesile olmuştur. Balkanlarda ticaret, sanayi, denizcilik, tarım, turizm, hukuk ve sağlık sahalarında faaliyet gösteren örgütlerden sonra 1932’de Balkan Paktı tasarısı ortaya çıkmış, ancak siyasi işbirliğinin gerçekleşmesi, Arnavutluk ve bilhassa Bulgaristan’ın muhalefeti yüzünden gecikmiştir.

Balkan Paktı’nın kuruluşuna giden yolda ilk siyasal girişim, Türkiye ile Yunanistan’ın 14 Eylül İ933’te Dostluk Antlaşmasını imzalamaları olmuştur. Türk-Yunan Paktı Romanya’yı harekete geçirmiş ve 17 Ekim 1933’te, Türkiye ile Romanya arasında Dostluk, Saldırmazlık, Hakemlik ve Uzlaştırma Antlaşması imza edilmiştir. Bulgaristan’ın revizyonist emellerinden olduğu kadar İtalyan yayılmacılığından da endişe eden Yugoslavya, 27 Kasım 1933’te Türkiye ile Dostluk, Saldırmazlık, Hakemlik ve Uzlaştırma Antlaşması yapmıştır. Bu gelişmeler Balkan Antantı’nın temelini oluşturmuştur.

9 Şubat 1934’te Belgrat’ta yapılan toplantı sonucunda, Türkiye, Yunanistan, Romanya ve Yugoslavya’dan oluşan Balkan Antantı kurulmuştur. Almanya’da Nazi Partisi’nin iktidara gelmesi, Avrupa’da revizyonist gelişmelere zemin hazırlamıştır. Balkanlardaki Alman ve İtalyan baskısı giderek artıyordu. Arnavutluk, İtalya’nın kontrolü altına girmişti. Bu durumda Balkanlarda Türkiye’nin önderliğini yaptığı statükocu devletler, aralarında yaptıkları ikili anlaşmaları birleştirerek dört devletin katılımıyla Balkan Paktı’nı imzaladılar (9 Şubat 1934).

Buna göre

  • Türkiye, Yugoslavya, Yunanistan ve Romanya bütün kendi Balkan sınırlarının güvenliğini karşılıklı olarak garanti ediyorlardı.
  • Taraflar, bu antlaşmayı imzalamamış olan diğer herhangi bir Balkan ülkesine karşı birbirine önceden haber vermeden siyasî hiçbir harekette bulunmamayı ve siyasî hiçbir yükümlülük altına girmemeyi garanti etmekteydi.
  • Antlaşma, taraflarca uygun karşılanacak her Balkan ülkesine açık bulunacaktı.

Balkan Antantı Balkanlar’da barışın korunması konusunda önemli rol oynamıştır. Fakat etkili bir işbirliğinin doğmasını sağlayamamış ve beklenen neticeyi verememiştir. Çünkü Almanya ve İtalya’nın ağır basması Balkan Antantını zayıflatmıştır. 1936’dan itibaren Avrupa’da buhranların şiddetlenmesi ve Berlin-Roma Mihverinin ağır basmaya başlaması, Balkan Antantını da zayıflamaya doğru götürmüştür. 1939 yılının olayları da Balkan Antantını parçalayacaktır.

Bir cevap yazın