Osmanlı Devleti Tarihi

Asya ve Avrupa’daki Devletlerin Genel Durumu

XIX. yüzyıl başlarında Osmanlı Devleti’nin çağdaşı olan İngiltere, Fransa, Rusya, İspanya,
Hollanda ve Avusturya dünya politikalarına yön veren devletler durumundaydı. XIX. yüzyılda
milliyetçilik ve liberalizm, Avrupa’nın siyasi ve sosyal gelişimini yönlendirdi. Bu yüzyılda Avrupa’da
liberalizmin etkisi eşitlikte değil özgürlükte görüldü. Hükümdarların izledikleri mutlakiyetçilik zayıfladı
veAvrupa ülkelerinde demokrasi anlayışı güçlendi.

XIX. yüzyılın ikinci yarısında siyasi birliğini sağlayan İtalya ve Almanya Avrupa devletler sahnesine katıldı.

İngiltere’de aralıklarla açılıp kapanan parlamento, yeniden açılmış ve
1689’da insan hakları bildirisi kabul edilmişti. XIX. yüzyılın en güçlü devleti
olan İngiltere, büyük bir sömürge imparatorluğu kurmasına rağmen Fransa ile
birlikte milliyetçilik düşüncesine sempati ile bakmaktaydı. Çok uluslu
devletlerin parçalanmasının sömürgelerindeki hâkimiyetine hizmet edeceğini
düşünüyordu.

Fransa, sömürgecilikte İngiltere kadar başarılı bir sonuç alamamasına
rağmen gücünü koruyor ve özellikle Osmanlı topraklarına yönelmek amacıyla
ittifaklara giriyordu. 1848 ihtilali sonrasında Fransa’da ikinci cumhuriyet ilan
edilmiş ve herkese oy verme hakkı tanınmıştı.

Avusturya, Osmanlı Devleti gibi çok uluslu bir yapı taşıdığından Fransız İhtilali’nin sonuçlarını bir tehdit olarak görüyordu. Orta Avrupa’nın en etkin gücü
olan Avusturya ile Rusya arasında Balkan toprakları üzerinde üstünlük
mücadelesi başladı. Yine XIX. yüzyılın ikinci yarısında Avusturya, Alman
birliğinin sağlanmasında Prusya ile mücadeleye girişti.

XVIII. yüzyılda Rusya, sıcak denizlere ulaşmak için bir yandan Osmanlı
Devleti üzerindeki politikalarına ağırlık verirken diğer yandan da Orta Asya’ya
doğru Türk-İslam ülkelerine yayılma politikasını hızlandırdı. Bu yüzyılda Orta
Asya’da Yaka Türkmenleri, Yamud ve İmralı gibi Türkmen boyları ile bir araya
gelerek güç birliği yapmışlardı. Akdeniz çevresinde yetiştirilen pamuğun İngiltere
ve Fransa’nın kullanımında olduğunu gören Rusya, Orta Asya pamuğunu ele
geçirmek ve sömürgeler kurmak için işgallere başladı.

XIX. yüzyılın ikinci yarısında Rus ilerleyişi Orta Asya’ya yayıldı. Kuşid Han’ın
başında bulunduğu Türkmenler, 1879’da Rusları ağır bir yenilgiye uğrattılar
ancak bu başarı uzun sürmedi. Sonunda Çarlık Rusya’sının egemenliğine
girmek zorunda kaldılar (1884). Türkmenlere uygulanan Rus baskıları Sovyetler Birliği
döneminde de devam etti. Bu dönemde Türkmenistan Sovyet Rusya’ya bağlandı. 1991 yılında
Rusya’nın dağılması üzerine bağımsızlığını ilan ederek Türkmenistan Cumhuriyeti adını aldılar.

Osmanlı Devleti, XVIII. yüzyıldan itibaren iç ve dış meselelerini kendi başına
çözemiyordu. XIX. yüzyılda daha da belirgenleşen bu durum Osmanlı
Devleti’ninAvrupa devletleri ile çeşitli ittifaklar kurmasına neden olmuştur.
Siyasi, sosyal ve ekonomik alanlarda büyük sıkıntılar yaşanmasına rağmen
Osmanlı Devleti’nin sınırları kuzeyde, Kırım’a; güneyde, Kuzey Afrika’nın tamamına;
doğuda, İran’a ve Arap Yarımadası’nın tamamına; batıda ise Balkan
Yarımadası’na kadar uzanıyordu. Denizlerde Kıbrıs, Girit, Rodos ve On iki Ada
Osmanlı’nın elindeydi. Osmanlı toprakları Sanayi İnkılabı’nın ardından hızlanan
sömürgecilik faaliyetleriyle başta İngiltere olmak üzere bütün Avrupa devletlerinin
iştahını kabartıyordu.  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir