Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi

Almanya’da Nazizmin İktidar Olması

Almanya, I. Dünya Savaşı sonlarına doğru cephe gerisinde iç sorunlarla karşı
karşıya kaldı. Kasım
1918’de askerî bir ayaklanma sonucu imparatorluk yıkılarak cumhuriyet ilan edildi.
Ateşkes anlaşmasının imzalanması, iç karışıkları daha da artırmış, Almanya iç politika ve ekonomik
yönden çöküntüye uğramıştı. Versay Antlaşması’nın imzalanması ise bu bunalımı daha da artırdı. Bu
anlaşma toplumun her kesimi tarafından tepkiyle karşılandı. Bunlar yaşanırken Ağustos 1919’da
“Weimar Anayasası” ilan edilerek demokratik düzene geçildi.


Weimar Cumhuriyeti
’nin hükûmetleri Almanya’nın savaş sonrasında karşılaştığı siyasi, ekonomik ve
sosyal sorunları çözmekte yetersiz kaldı. Kurulduğu günden itibaren Versay Antlaşması’nın yok
edilmesini ve Alman ırkının üstünlüğünü savunan Nazi Partisi 1924 seçimlerinde ilk kez parlamentoya
girdi.

1929 dünya ekonomik buhranı ile Almanya’nın sanayi üretimi yarı yarıya düştü. Ticarethaneler iflas
etti ve işsiz sayısı birden bire artmaya başladı. Bütçede açığın kapatılması için vergi borçlarının
arttırılması, bir yandan da Almanya’nın savaş tazminatını ödemekte zorlanması Nazi Partisini
güçlendirdi ve taraftar sayısını arttırdı. 1930 seçimlerinde en güçlü ikinci parti olan Nazi Partisi, 1932
seçimlerinden en güçlü parti olarak çıktı. 30 Ocak 1933’te Adolf Hitler başbakan oldu ve bir fırsatını
bularak komünistlere karşı sert tedbirler aldı. İlk iş olarak seçimleri yeniledi. Ancak Mart 1933
seçimlerinde çoğunluğu sağlayamadı. Bunun üzerine Hitler, tevkif edilen komünist ve sosyal demokrat
milletvekillerinin bulunmadığı sırada meclisten 4 yıl süre ile olağanüstü yetkiler alarak diktatörlüğünü
ilan etti. Nazi Partisi, Alman milletinin ekonomik kültürel ve sosyal hayatını her yönüyle kontrol altına
aldı.

NAZİ İKTİDARI

Nazi Partisi, düşüncelerini herkese kabul
ettirebilmek için Almanların isteklerine hitap
etmeye çalıştı. Endüstri, savaş sanayisine kaydıkça
büyük şirketlerin de kasalarına milyarlarca mark
girecekti. Alman generallerin rütbe, yeni görev, yüksek
maaş ve madalyalara kavuşarak toplum içinde
saygınlığı artacaktı. Toprak sahiplerine Avrupa’da yeni
topraklar vaat ediliyordu. Bu yeni toprakların işsizliği de
ortadan kaldıracağına inanılıyordu. Şimdiye kadar
önemsenmemiş dükkân sahipleri, ufak bürokratlar,
öğretmenler ve çeşitli meslek erbabı itibar kazanacaktı.
Toplumun tüm kesimine hitap etmeye çalışan
Hitler’e başlangıçta en büyük destek büyük iş
çevrelerinden geliyordu. İktidarı Nazi Partisine verme
kararı da 16 Ocak 1933’te Hitler’in büyük iş adamları ile
yaptığı ortak toplantıda alındı. Sahte bir birlik havası ve
saldırı ile genişleme ideali oluşturuldu. Buna karşı
sessiz ve kör bir disiplin istendi. Ekonomi denetim altına
alındı. Nazi ileri gelenleri şirketlerde söz sahibi oldu.
Hiçbir özgürlük gösterisi hoşgörü ile karşılanmadı.
Gestapo (Alman gizli servisi), kişi ve gruplar üzerinde
sınırsız bir yetki kurmuştu. Herhangi birini mahkeme
kararı olmadan tutuklayıp alıkoyabiliyordu. Gestapo, en
tipik Nazi örgütüydü. (…)

Nazizm, disiplin, emirlere bağlılık, görev anlayışı, düzen, cesaret vb. özelliklerin sadece Alman
ırkında olduğunu iddia ediyordu. Bu nedenle başka ırklarla karışarak bu özelliklerin kaybedilmemesi
gerektiğini savunuyordu.

1934’te kurulan “Adolf Hitler Okulları” parti için propagandacı yetiştirmekle görevlendirilmişti. Bu
okullarda gençlere eksik bilgi verilmekle kalınmıyor, kütüphaneler taranıyor
bazı kitaplar meydanlarda
yakılıyor. Bir grup bilim insanı, yazar ve sanatçıya yasaklamalar konuyordu. Naziler okunur veya
okunmaz diye yazarlar listesi ilan etmekteydiler. Nazi ideolojisiyle uyuşmayan her
şey zamanla okul
kitaplıklarından çıkarıldı. Tarih, ırkçı ve şöven şekli ile yeniden yazıldı.

Naziler bu rejime “Halk Toplumu” dediler. Bunu
yerleştirip sürdürmek için de 10-15 yaş gurubu ile 15-18
yaş gurubundakileri farklı yerlerde topladılar. Savaş
çıkmadan önce bu gençlik örgütlerinde 9 milyona yakın
çocuk vardı. Onları topluca sinemaya, konsere, tiyatroya,
dansa götürüyorlardı. İşsizlere de tabak tabak çorba veren
yerler açılmıştı. Tüketim mallarının fiyatlarının yükselmesi
yasaklandı. Konut sorununu çözmek için bütçeden büyük
paralar ayrıldı. İşçi çıkarmak zorlaştı. Ucuz Volkswagen
otomobiller üretildi. Böylece Naziler, Almanya’da
hedeflerine ulaşmayı amaçladılar. (…)
Bu dönemde Alman dış politikasının hedeflerini Hitler
şu sözlerle ifade etmiştir: “Nasyonal-Sosyalist akım, (…)
onu bu günkü dar yurdundan çıkarıp yeni topraklara doğru
yürütmek cesaretini göstermek zorundadır… Nasyonal
Sosyalist akım, bu günkü nüfusumuzla toprak düzeyimiz
arasındaki dengesizliği ortadan kaldıracak tarihsel
geçmişimizle bu günkü güçsüzlüğümüz arasındaki
dengesizliği yok etmeye çalışacaktır. Dünya üzerinde
insanlığın bekçileri olarak en yüksek ödevlerin bize
düştüğünü bilecektir.”

Prof. Dr. Türkkaya ATAÖV, II. Dünya Savaşı, s. 14-17 ve Prof. Dr. Bülent
DAVER, Çağdaş Siyasal Doktrinler, s. 155’ten yararlanılmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir