İslam ve Diğer Dinler Tarihi

Ahiret İnancının Yaptırım Gücü

Dinlerin çoğunda ahiret âlemi sonsuzluğu ifade eder. İnsanların bu sonsuz hayatta mutlu veya mutsuz
olması, dünya hayatındaki eylemlerle ilişkilendirilir.

Dinî anlayışlara göre ölmeden önce inandıkları
değerler doğrultusunda güzel işler yapanlar,
eşsiz mükâfatlarla ödüllendirilir. İnançsız veya
kötü fiiller işleyen kimseler ise bitmeyen azap ve
ıstıraba uğrarlar. Bütün dinler insanların bu dünyada
güzel ahlaki değerlere sahip olarak yaşamalarını
ister. Dinler, özellikle İslam dini, güzel
eylemlerde bulunmakla Allah’a ve ahirete iman
arasında kopmaz bir ilişki kurar. Bir ayette konuyla
ilgili olarak Rabb’imiz, “Onlar, Allah’a
ve ahiret gününe inanırlar; iyiliği emreder,
kötülükten sakındırırlar; hayırlı işlerde koşuşurlar.
İşte bunlar iyi insanlardandır.” buyurarak Allah’a ve ahirete inananların güzel fiillerde
bulunurken kötü davranışlardan uzak durduklarını ifade etmektedir. Bir başka ayette ise bu konuya
şöyle değinilmiştir: “Kim de ahireti diler ve bir mümin olarak ona yaraşır bir çaba ile çalışırsa işte
bunların çalışmaları makbuldür.”

Ahirete inananlar, geçici dünya hayatındaki davranışlarının ahiretteki konumlarını belirleyeceği fikrini
benimserler. Dolayısıyla bütün dinlerin mensupları dinlerine gönülden bağlanarak güzel ahlaklı
olmaya büyük önem verirler. Ahiret inancı onları yalan, hırsızlık, zina, zulüm vb. davranışlardan uzak
tutar. İnanan insanlar üzerinde bu inancın yansımaları görülür. Ahiret inancı olmayan veya zayıf olan
kimseler, hukuki yaptırıma uğramayacaklarını anladıklarında pek çok yanlış davranışlar ortaya koyarlar.
Oysa ahiret inancı sağlam olan insanlar, kendilerini kimsenin görmediği yerlerde dahi yanlış davranışlar
sergilemezler. Çünkü onlar, her şeyi gören ve fiilleri doğrultusunda insanları hesaba çekecek
yaratıcıyı devamlı akıllarında ve kalplerinde bulundururlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir