Türk Tarihi

Ahilik ve Ahi Teşkilatı

Ahi Evran Letaif-i Hikmet adlı kitabında ahiliğin kuruluş
felsefesiyle ilgili şöyle demektedir:
“Allah insanı, medeni tabiatlı yaratmıştır. İnsanların yemek,
içmek, giyinmek, evlenmek, mesken edinmek gibi çok şeylere ihtiyacı vardır. Hiç kimse kendi
başına bu ihtiyaçları karşılayamaz.
Bu yüzden demircilik, marangozluk, dericilik gibi çeşitli meslekleri
yürütmek için çok insan gerekli olduğu gibi bu meslek dallarının
gerektirdiği alet ve edevatı imal etmek için de birçok insan gücüne
ihtiyaç vardır. Bu yüzden toplumun ihtiyaç duyduğu ürünlerinin
üretimi için lüzumlu olan bütün sanat kollarının yaşatılması şarttır.
Bununla da kalmayıp insanların sonradan doğacak ihtiyaçlarını karşılamak için yeni sanat dallarının meydana getirilmesi
gerekmektedir.”

Prof. Dr. Mikail BAYRAM, “Türkiye Selçukluları Döneminde Bilimsel Ortam ve
Ahiliğin Doğuşuna Etkisi”, Türkler Ansiklopedisi, C 7, s. 260-261 (Derlenmiştir.).

Türk-İslam devletlerinde ekonominin diğer bir önemli
unsuru da ahilerdi. Şehirlerde kurulan ve gayrimüslimlere
kapalı olan meslek birlikleri olan loncalar ahilerce işletiliyor ve
böylece iktisadi faaliyetlerin önemli bir kısmının Müslüman
Türkler tarafından yürütülmesi sağlanıyordu. XIV. yüzyılın
ünlü seyyahlarından İbn-i Batuta eserinde, Anadolu’ya
yerleşmiş Türkmenlerin yaşadıkları her beldede ahilerin,
bekâr ve sanat sahibi gençlerden müteşekkil, birbirleriyle çok
sıkı bir dayanışma içinde olan bir tür cemiyet olduğunu,
gençlerden her birinin halk içinde gözde bir mesleği icra
ettiğini belirtmektedir. Mesleki yeterliliği benimseyen, kaliteli,
bol ve ucuz üretimi gerçekleştiren ahi birlikleri üretim ve
dağıtımın düzen içinde gerçekleşmesini sağlayarak halkı
refaha kavuşturmuş ve Osmanlılar Döneminde de
faaliyetlerini sürdürmüşlerdi.

Bu dönemde Avrupa’da Gild ve Hansa
birlikleri ticaret ve ekonomide oldukça etkili
olmuş ve ticaretin daha organizeli
yapılmasında ve gelişmesinde büyük rol
oynamıştır. Bunlar iktisadi birlikler olduğu
kadar dinî birliklerdi. Zira kilisenin gücü
nedeniyle birlikler bütün kadrosuyla dinî
tören ve merasime katılıyorlardı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir