ABD’nin Orta Doğu Politikaları ve Eisenhower Doktrini

Orta Doğu’da I. Dünya Savaşı’ndan II. Dünya Savaşı’nın sonuna kadar İngiltere ve Fransa etkin devletlerdi.

II. Dünya Savaşı’ndan sonra bu iki devletin Orta Doğu’dan çekilmesi üzerine ABD bölgede nüfuz sahibi olma çalışmalarını hızlandırdı. ABD, bu bölgeden ayrılan iki emperyalist devletin yerini doldurmak istiyordu.

Bu konuda başarılı olursa Batı Avrupa’dan Uzak Doğu’ya kadar Kuzey Kuşağı Projesi denen hatla Sovyetler Birliği’ni çevreleme projesinde Orta Doğu halkasını da oluşturmak için önemli bir avantaj kazanacaktı. Aynı zamanda Orta Doğu’da milliyetçi Arapların gözünde sempati oluşturan Sovyetlerin etkisini de kırmak istiyordu.

ABD, Batı Avrupa’daki NATO’dan Güneydoğu Asya’daki SEATO’ya kadar tüm alanda nüfuz oluşturmak için 1955’te Bağdat Paktı’nın ve paktın dağılmasıyla da onun yerine 1959’da CENTO’nun kurulmasında etkili oldu. 1956’daki Süveyş Krizi’nde İngiltere ve Fransa’nın Mısır’dan çekilmeleri için ara buluculuk görevini üstlendi. Ancak 1956’daki Süveyş Krizi’nde Sovyetlere yakınlığı ile tanınan Mısır lideri Nasır’ın prestij kazanması; Araplar arasında Batı karşıtlığını güçlendirirken Sovyetlere sempati duyanların artmasına neden oldu. Bunun üzerine ABD, Orta Doğu ile daha çok ilgilenmeye başladı.

1953-1961 arasında ABD başkanlığı yapan Diwight Eisenhower (Divayt Eyzınhavır), 1957’de kendi adını taşıyan doktrinini geliştirdi. Eisenhower Doktrini, Sovyetlerin Orta Doğu’da kazandığı üstünlüğü yok etmeyi ve ABD’yi Orta Doğu ülkelerinde etkin kılmayı amaçlamıştır. Bu Doktrin ile on yıl önce açıklanan Truman Doktrini’nin tüm Orta Doğu’da yaygınlaştırılması amaçlanırken Orta Doğu’daki olayları uluslararası komünizmin bir parçası kabul ederek uluslararası komünizme karşı Orta Doğu ülkelerine silahlı yardımda bulunulması kararlaştırılmıştır.

Eisenhower Doktrini

Eisenhower

Eisenhower

ABD Başkanı Eisenhower’ın Doktrini’ne göre,

  • Bağımsızlığını korumak için ekonomik kalkınma içine giren Orta Doğu ülkelerine ekonomik yardım yapılacak.
  • İsteyen Orta Doğu ülkesine askerî yardım yapılacak.
  • Bu ülkelerin istemeleri durumunda “uluslararası komünizmin kontrolü altında bulunan bir ülkeden gelecek açık silahlı saldırılar” karşısında, Amerikan silahlı kuvvetleri kullanılacak.
  • Kongre, Başkan Eisenhower’a üç yıl süre ile her yıl Orta Doğu harcamaları için 200 milyon dolar kullanma yetkisi verecek. (Armaoğlu, 2005: 503) (Düzenlenmiştir.)

Eisenhower Doktrini’ni Türkiye, Lübnan, Irak, Pakistan, Afganistan, Libya, Tunus, Fas daha sonra İsrail ve Suudi Arabistan kabul etmiştir. Başta Mısır olmak üzere Ürdün ve Suriye karşı çıkmıştır. Bu doktrin ile Soğuk Savaş süreci yeniden hızlanmıştır. ABD, doktrini kabul eden ülkelerde askerî üsler kurmuş ya da var olan üslerini güçlendirmiştir. ABD bu doktrini ilk kez, 1957’de Ürdün’de Sovyet yanlısı ve Filistinli mültecilerin desteklediği Başbakan Süleyman Nabulsi’ye karşı, Kral Hüseyin’i desteklemek için 6. Filo’sunu Doğu Akdeniz’e doğru harekete geçirerek uygulamaya koydu. Yapılan müdahalenin sonunda Kral Hüseyin, ABD’nin desteğiyle Ürdün’de sıkıyönetim kurdu. Ancak ABD, Suriye ve Mısır ittifakını bozma ve 1958 Irak Darbesi’ni önleme konusunda başarılı olamadı.

Kaynak:

Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi Kitabı – BİR-YAY Yayınevi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir