Kategori: İslam ve Diğer Dinler Tarihi

Abbasiler’in Kuruluşu

- 25 Eyl 15

Abbasiler 750- 1258 yılları arasında hüküm süren ve adını Hz. Muhammed’in amcası Hz. Abbas’tan alan bir devlettir. Abbasiler Devleti, Moğollar tarafından 1258 yılında yıkılana kadar beş asır hüküm sürmüştür.

Abbasi ailesi başlangıçta dedeleri Hz. Abbas gibi tarafsız durarak siyasetle pek ilgilenmemiştir. Ancak, Emevi yönetiminin onları başkent Şam’dan sürmesi üzerine bu tavırlarını değiştirdiler. Emevi Halifesi l. Velit, Hz. Abbas’ın torunu Ali’yi ve yakınlarını yönetimi ele geçirirler endişesiyle sürgün etti. Ali, 714 yılında Abbasi ailesiyle birlikte bugünkü Ürdün sınırları içinde kalan Humeyme köyüne yerleşip Emevilere karşı Abbasi hareketini başlattı.

abbasiler

Abbasi hareketinin başladığı bu dönemde Emevilerde bir çok olumsuzluk yaşanıyordu. Devlet otoritesi zayıflamıştı. Arap kabileleri arasında şiddetli savaşlar yaşanmaktaydı. Sıffin Savaşı’ndan sonra ortaya çıkan Hariciler, Emevilere karşı devamlı isyan hâlinde idiler. Kerbela’da Hz. Hüseyin şehit edildikten sonra halkın içinde Emevilere karşı büyük bir nefret oluşmuştu2. Hz. Ali taraftarı gruplar gittikçe güçlenmekteydi. Bunlar sadece Hz. Ali soyundan gelen kişilerin halife olabileceğini kabul ettikleri için Emevi yönetimini tanımıyorlardı. Bu nedenle de bazı bölgelerde Emevileri zora sokan isyanlar çıkarıyorlardı.

Emeviler, yürüttükleri hatalı politikalar sonucu zamanla halkın desteğini kaybettiler. Daha kuruluş safhasında Emeviler, İslami değerlere uymayan saltanata dönüş yapmışlardı. Kendileri ve çevresindekiler hariç diğer Müslümanların haklarına yeterince önem vermemişlerdir. Müslüman da olsalar Arap olmayanlara ikinci sınıf insan muamelesi yaparak yönetimde onlara söz hakkı tanımamışlardır. Mevali daima ezilmiş, sadece Emevi hanedanı ve onların taraftarları iktidarın nimetlerinden istifade etmişlerdir.

Bütün bu gelişmeler ve uygun ortam Abbasilerin işlerini kolaylaştırmaktaydı. Onlar da bu ortamdan yararlanmasını çok iyi bildiler. Abbasiler, hedeflerinin “Muhammed ailesinin iktidara gelmesi” olduğunu ve biatın Peygamber ailesine mensup bir kişi üzerine olacağını vurguluyorlardı.

Abbasiler daha harekete geçmeden önce Horasan’da kuvvetli bir güç olan Şiiler faaliyet hâlindeydiler. Şiiler de Hz. Muhammed’in ailesinden birinin halife olmasını istiyorlardı. Onların büyük bir kısmı Hz. Ali’nin torunu Ebu Haşim’in etrafında toplanmıştı. Ebu Haşim de ikametgâhını Humeyme’ye nakletti ve Abbasilerle ittifak yaptı. Böylece Abbasiler daha başlangıçta Şiilerin desteğini sağlamış oldular. Emevi karşıtı bu yeni cephenin liderliğini Abbasilerden Muhammed bin Ali üstlendi.

Abbasi propaganda faaliyetlerinin merkezi Kûfe ve Horasan olarak belirlendi. Faaliyetleri yürütecek teşkilat, 718 yılında artık tam olarak kurulmuştu. Bundan sonra Abbasi hareketini on iki nakip (temsilci) ve bunlara bağlı yetmiş dâî (propagandacı) büyük bir gizlilik içinde yürütüyordu. Bu propagandacılar, Emevi baskısına karşı Hakk’ın mücadelesini yaptıklarını söyleyerek halkın desteğini istiyorlardı. Abbasiler, zamanla çok sayıda propagandacıyı değişik bölgelere gönderdiler. Her ne kadar ehlibeyt adını ön plana çıkararak halka mesaj vermişlerse de liderlik Abbasilerdeydi. Kendisinin de Peygamber ailesinin bir mensubu olduğunu her fırsatta halka anlatan Muhammed bin Ali, geniş kitlelerin sempatisini kazanmıştı.

Muhammed bin Ali’nin vefatından sonra oğlu İbrahim, hareketin başına geçti. İbrahim de teşkilatçı bir liderdi. Horasan, propaganda çalışmalarının en etkili biçimde yapıldığı bölgelerdendi. İbrahim, Horasanlı Ebu Müslim’i 745 yılında bu bölgeye Abbasi ailesinin temsilcisi olarak gönderdi. Orada çalışmalar hızlandırıldı. Emevi Hükümdarı ll. Mervan, İbrahim bin Muhammed’i yakalayıp bir süre hapsettikten sonra idam etti. Yerine kardeşi Ebu Abbas geçti.

Ebu Müslim’in Horasan’a gitmesi, Abbasi hareketi için bir dönüm noktası oldu. Ebu Müslim, 747 yılında Abbasilerin ihtilal bayrağını Horasan’da açtı. Kısa sürede oradaki Emevi ordusunu bozguna uğratarak bölgeye hâkim oldu. Bunu, Abbasi kuvvetlerinin 749’da Kûfe şehrine girmesi takip etti. Abbasiler, aynı yıl Kûfe’de Ebu Abbas’ı halife ilan ettiler. Ebu Abbas, halife olarak Kûfe de okuduğu ilk hutbede, yönetim hakkının sadece Abbasilere ait olduğunu dile getirdi. ehlibeyte vurgu yaparak aslında kendilerinin de ehlibeytten olduğunu söylüyordu.

Ebu Abbas, Kur’an-ı Kerim’den, “ …Ey Peygamber’in ev halkı! Allah, sizden ancak günah kirini gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.”, “De ki: Ben buna karşılık sizden akrabalık sevgisinden başka bir ücret istemiyorum.” ayetlerini okuyarak adeta kendisini peygamber ailesiyle özdeşleştirip insanları ikna etmeye çalışmıştır.

Emevi saltanatına son vermek amacıyla 750 yılında bir Abbasi ordusu Suriye üzerine yürüdü. Emeviler de büyük bir kuvvetle bu orduya karşı koydu. Fakat Zap Irmağı kıyısında yapılan savaş sonunda Emeviler yenildi. Abbasi ordusu, Emevilerin başkenti Dımeşk’e girdi. Yenilgiye uğrayan Emevi Hükümdarı II. Mervan, Mısır’a kaçtı. Ancak aynı yıl Abbasi askerleri tarafından burada yakalanarak öldürüldü. Böylece Emevi Devleti yıkılmış, yerini Abbasi Devleti almış oldu. Abbasiler, bu süreçte Emevi sülalesinden çok sayıda insanı ortadan kaldırdılar.

Abbasiler, iktidara ulaşana kadar Şiilerle kurdukları birlikteliği bozmamaya dikkat ettiler. Ancak iktidarı ele geçirdikten sonra onlara sırt çevirdiler. Şiiler ise Abbasilerin bu tutumuna karşı Hz. Hasan’ın torunlarından İbrahim ve kardeşi Muhammed’in önderliğinde ayaklandılar. Halife Mansur, 762-763 yıllarında bu isyanı çok sert bir şekilde bastırdı. Muhammed Hicaz’da, İbrahim de Irak’ta öldürüldü. Böylece Şiilerin önde gelen liderleri ortadan kaldırıldı.

Abbasiler hilafeti ele geçirdiklerinde insanlar, onları gerçek halifelik fikir ve idealini temsil eden kişiler olarak karşıladılar. Onlardan “mülk-devlet” yerine dine dayalı ve adil bir devlet kurmalarını bekliyorlardı. Nitekim halife, cuma namazlarında Hz. Peygamberin hırkasını giyiyordu. Etrafında, devlet işlerinde görüşlerini aldığı fakihler ve diğer din âlimleri bulunuyordu. Oysa gerçek farklıydı. Abbasi halifeleri, etrafa karşı dindar ve zahit görünmelerine rağmen halkın beklentilerine yeterli cevap vermemişlerdir.

Ebu Cafer Mansur, 754 yılında iş başına geldiğinde Abbasi yönetiminin temellerini sağlamlaştırmak için bir dizi çalışma yaptı. Hilafet makamında gözü olan ve kendisini tanımayan amcası Abdullah’ı, Ebu Müslim’in yardımıyla ortadan kaldırdı. Ardından Horasan bölgesinde çok güçlü olan Ebu Müslim’i de ileride problem çıkarabileceği endişesiyle öldürttü. Bundan sonra çeşitli bölgelerde meydana gelen pek çok ayaklanma da Mansur tarafından kanlı bir şekilde bastırıldı.

Mansur, iç tehditleri bu şekilde ortadan kaldırdıktan sonra Dicle Nehri’nin kıyısında ünlü Medinetü’s- Selam (Bağdat) şehrini kurup başkent yaptı. Bağdat, kısa sürede dünyanın en önemli şehirlerinden biri hâline geldi. Mansur, devleti güçlendirmek ve sağlam temellere oturtmak için yaptığı bu icraatlarından dolayı Abbasilerin gerçek kurucusu kabul edilmiştir.

Mansur, Mehdi, Harun Reşit, Me’mun, Mu’tasım ve Vasık dönemleri, Abbasilerin, “altın çağ”ı kabul edilir. İslam medeniyetinin temelleri, geniş ölçüde bu dönemlerde atılmıştır. 847 yılından sonra başlayan Gerileme Devri, Abbasilerin yıkıldığı 1258’e kadar devam etmiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sitede Ara
Reklam
Reklam

2005'den beri... - Tarihbilimi.gen.TR