İslam ve Diğer Dinler Tarihi

Abbasiler’in İslam Tarihindeki Yeri ve Önemi

Abbasiler, İslam kültür ve medeniyetine birçok alanda katkıda bulunmuşlardır. Abbasilerin İslam medeniyetine
kazandırdıkları kurumların başında vezirlik müessesesi gelmektedir. Vezir, Abbasi devlet yönetiminde
halifeden sonra en yetkili kişiydi. Gerektiğinde mezalim mahkemelerine(yüce divan) başkanlık yapar, maliyeden
gerekli yerlere harcama yapardı. Valilerin tayini ve azli yetkisi de ona aitti. Vezirlerin yetkili olduğu
birçok farklı divan bulunurdu. Bu divanlardan oluşan merkezî bir divana başvezir başkanlık ederdi.
Abbasi şehirlerinin asayiş ve güvenliğini şurta adı verilen polis teşkilatı sağlamaktaydı. İlk zamanlarda
adli teşkilata bağlı olan şurta daha sonra müstakil bir birim hâline geldi.

Abbasi devlet teşkilatının bir diğer birimi de haciplik idi. Haciplik, halifeyi suikastlere karşı korumak ve
halkın halifeyi gereksiz yere meşgul etmesini engellemek amacıyla kurulmuştu.

Merkeziyetçi bir karaktere sahip olan Abbasi Devleti’nin diğer bir kurumu da emirü’l-ümeralıktır. Bu
müessese, halifenin siyasi otoritesinin zayıflaması üzerine idareciler arasında ortaya çıkan iktidar mücadelesine
son vermek için kurulmuştur.

Divanü’l-Ceyş’in idare ettiği Abbasi ordusunun temelini murtazıka (ücretli) adı verilen nizami ve daimi
statüdeki muvazzaf askerler oluşturmuştur. Bunların maaşları devlet tarafından ödenirdi. Bunların yanında
gönüllü olarak orduya katılan ve zekâtla ganimetten pay alan ikinci bir grup daha vardı ki bunlara mutatavvıa
(gönüllü) denirdi. Başlangıçta Abbasi ordusu Araplar, İranlılar, Türkler, Zenciler ve Berberilerden
oluşurken daha sonraları ordunun etnik yapısı zenginleşti. Türklerin ordudaki etkinliğinin artmasıyla sistem
değişikliğine gidildi ve onlu sisteme geçildi. Ayrıca büyük şehirlerde gemi üretimine geçen Abbasiler denizciliğe
de önem verdiler.

Abbasilerde adalet teşkilatı mahkeme, mezalim mahkemeleri ve hisbe teşkilatından oluşmaktaydı. Fakihler
arasından seçilen kadıları valiler atamaktaydı. Valilerin atadığı kadılar Harun Reşit’ten itibaren kurulan
Kadı’l-Kudat teşkilatı tarafından atanmaya başladı. Abbasilerin kurduğu bu teşkilat daha sonraki
devletlerde de uygulandı.

Abbasilerin İslam medeniyetine en büyük katkısı ilim ve düşünce alanında olmuştur. Abbasi halifeleri
bilime büyük önem vermişler ve bilim adamlarını himaye ederek onları desteklemişlerdir. Bilime ve felsefeye
olan desteklerinin en büyük kanıtı halife Memun zamanında kurulan Beytü’l-Hikme’dir (832). Bu
merkez hem bir kütüphane hem de bir tercüme merkezi olarak kullanılmıştır. Bu merkez aracılığıyla Latinceden
tıp, felsefe, astronomi gibi bilim dallarına ait onlarca eser Arapçaya tercüme edilmiştir. Bu tercüme
hareketleri sonrasında Müslüman bilim adamları bilimsel alanda özgün çalışmalar yapmışlar ve zengin bir
bilimsel ortam geliştirmişlerdir. Harun Reşit Dönemi’nde özellikle tıp gelişmiş ve din farkı gözetilmeksizin
herkese hizmet veren büyük bir hastane açılmıştır. Felsefi ekoller, Abbasiler Dönemi’nde ortaya çıkmıştır.
Farabi, Ebu Bekir Razi, İbn Miskeveyh, İbn Sina gibi filozoflar Batı dünyasını da etkileyen çalışmalar ortaya
koymuşlardır. Abbasiler Devri’nde kimya alanında Cabir bin Hayyan, zooloji alanında Cahız, Yakubi,
Serahsi, Makdisi gibi bilginler öne çıkmıştır.

Abbasiler Dönemi İslam ilimleri açısından da bir teşekkül ve gelişme devri olmuştur. Tefsir ilmi sistemli
hâle gelmiş ve ilk tefsir örnekleri ortaya çıkmıştır. Bu dönemin en önemli eseri Taberi’nin Camiu’l- Beyan
adlı tefsiridir. Zemahşeri’nin Keşşaf ve Razi’nin Mefatihu’l-Gayb adlı tefsirleri bu dönemde tefsir ilminin
geldiği seviyeyi göstermesi açısından önemlidir. Ayrıca bu dönemde hadis alanında tasnif çalışmaları gelişmiş
ve Kütüb-i Sitte’yi oluşturan eserler meydana getirilmiştir. Abbasilerin ilk iki yüz yılı fıkhın tedvin
edildiği ve fıkhi mezheplerin oluştuğu dönem olması açısından önemlidir. Bu dönemde fıkhın sâhası genişlemiş,
fıkıh inkişaf etmiştir. Emevîler devrinde başlayan fıkhın tedvîni bu dönemde kemiyet ve keyfiyet
olarak zirveye ulaşmıştır. Abdullah b. Mübârek, Ebû Sevr, İbrâhim en-Nehaî, Hammâd b. Ebi Süleyman
gibi fıkıh âlimlerinin telif ettikleri fıkıh kitapları günümüze kadar gelmemişse de İmam Mâlik’in, hadislerle
beraber sahâbe ve tâbiîn fetvalarını ve kendi ictihadlarını ihtiva eden el-Muvatta’ı İmam Muhammed’in el-
Mebsût, el-Âsâr gibi kitapları, Ebû Yûsuf’un el-Harâc’ı ve İmam Şâfiî’nin el-Ümm külliyatı zamanımıza
ulaşmış, üzerlerinde çalışmalar yapılmış ve defalarca basılmış eserlerdir. Daha sonraki fıkıh kitaplarına
da örnek olan bu eserlerde takip edilen telif sistemi, bir konu (kitab, bab, fasıl) içine giren meseleleri ve
bunların hükümlerini bir araya getirmek, delillerini zikretmek, farklı ictihadlara cevap vererek bunları çürütmekten
ibarettir. Yine büyük fıkıh alimlerinden Ebu Hanife ve Ahmed bin Hanbel’de bu dönemde yaşamışlardır.
Ayrıca bu dönemde kelam ilmi sistemleşmiş ve tasavvufi düşünce ortaya çıkmış ve gelişmiştir.

İslam tarihinin ilk bilimsel kaynakları da Abbasiler Dönemi’ne aittir. Bu dönemde Cahız, Belazuri, Taberi,
Mesudi, İbn Nedim ve İbnü’l-Esir gibi tarihçiler ilk dönemleri anlatan eserler yazmışlardır. Bütün bu özellikleri
sebebiyle Abbasilerin ilk iki yüz yılına İslam ilimlerinin teşekkül ettiği dönem denilebilir.
Abbasiler Dönemi’nde açılan kütüphaneler İslam medeniyetinin geldiği noktayı gösterir mahiyettedir.
Musul’da Darü’l-İlim, Kerh Kütüphanesi, Mustansırıyye Medresesi Kütüphanesi, Bağdat ve Basra kütüphaneleri
bu dönemin en önemli ve zengin kütüphaneleridir.

İslam dünyasında kalıcı etkiler bırakan olaylardan biri de başkent değişikliğidir. Emeviler Dönemi’nde
devletin başkenti Şam iken Abbasilerle birlikte Bağdat’a alındı. Başkentin Bağdat’a alınması sadece mekân
değişikliği değildi. Bu değişiklik aynı zamanda Orta Asya ve Uzakdoğu’ya yeni açılımları içeriyordu. Nitekim
artık devlet içinde Türkler etkili olmaya başlamış ve Türklerle birlikte Orta Asya ve Uzakdoğu’nun
sanat anlayışı da İslam medeniyeti içine girmişti. Yeni kurulan Bağdat, Rakka ve Samarra gibi şehirler;
Uhaydir Sarayı, Samarra Ulu Cami ve Hakan Sarayı gibi eserler Abbasiler Dönemi’nin sanat örnekleridir.  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir