Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi

1973 Petrol Krizi

ABD, 1971’de doların altınla değiştirilmesini temel alan Bretton Woods sistemi yerine piyasa kanunlarına göre iniş çıkışların yaşanabileceği ve doların uluslararası ödeme aracı olduğu yeni sisteme geçti. Bu sistem değişikliği dünya finans dengelerini altüst etmeye başladı. 1929 Ekonomik Buhranı’na benzer etkiler ortaya çıkmaya başladı. İlk etapta dolarda devalüasyon yaşandı. Bu durumdan en çok etkilenen, petrol ihraç eden Arap ülkeleri oldu.

Petrol gelirlerinden adil pay alamayan petrol üreticisi ülkeler hem fiyat kontrolünü sağlamak hem de aralarında iş birliğine gitmek için OPEC’i kurmuştu. Buna rağmen OPEC üyesi ülkelerdeki petrol, Batılı ve ABD’li şirketler tarafından çıkarılıyordu (Harita 4.9). 1970’li yıllara gelindiğinde OPEC ülkelerindeki petrol şirketleri millîleştirilip devletleştirildi (1972-Irak, 1973-İran vb.). Bu hamleler ile OPEC üyesi ülkelerin petrol üzerindeki kontrolleri arttı. Petrol gücünü eline alan Arap ülkeleri;

• Arap-İsrail savaşlarında İsrail’e destek veren Avrupa ve ABD’yi cezalandırmak,
• Dünya kamuoyunun ilgisini Filistin meselesine çekmek,
• İsrail üzerinde baskı oluşturmak,
• Petrol ihraç eden Arap ülkelerinin (OAPEC) gelirlerini artırmak gibi nedenlerden dolayı petrol üretimini azaltmak yerine fiyatları artırma yoluna gitti.

Petrol fiyatları 1973’te 2,59 dolarken 1974’te 11,65 dolara yükseldi. Bu artış, özellikle sanayisi gelişmiş olan Avrupa ve Japonya’da üretim maliyetlerinin artmasıyla ekonomik olumsuzlukları beraberinde getirdi. Krizin etkileri 1980’li yılların ortalarına kadar devam etti. Bu duruma büyük güçlerin tepkileri şu şekilde olmuştur:

İngiltere: Arap ülkelerine uygulamakta olduğu silah ambargosunu İsrail’e de uygulamaya başladı. Japonya: İsrail ile ilişkilerin kesilmesine varacak girişimlerde bulundu.

Avrupa: BM Güvenlik Konseyi kararını kabul ettiklerini, İsrail’in işgal ettiği bölgelerden çekilmesi ve diğer ülkelerin egemenlik haklarına saygılı olması gerektiğini içeren bir bildiri yayımladı. 1974’te Yeni Enerji Politika Stratejisi hazırlayarak enerji kullanımında tasarrufa gidilmesi yönünde de adımlar attı.

ABD: Petrolünün önemli kısmını kendisi ürettiği ve alternatif petrol bölgelerinden alım yaptığı için bu durumdan fazla etkilenmedi. Orta Doğu’ya askerî müdahaleyi gündemine aldı. Kuveyt, Bahreyn, Katar gibi körfez ülkelerine askerî üsler kurdu.

1973 Petrol Krizi ile petrol fiyatlarında yaşanan artış, gelişmiş sanayileri olumsuz etkiledi ama bir süre sonra durum normale döndü. ABD ve Avrupa üzerinde baskı oluşturan Arap ülkeleri, bu olumsuzluğun giderilmesinin de öncülerinden oldu. Çünkü yüksek fiyatlara satılan Arap petrolünden elde edilen aşırı kazançlar, ABD ve Avrupa bankalarına aktarıldı. Bu sıcak paralar sanayi üretimine dönüştü. Ayrıca bölgelerinde güçlü olmak ve ülke içerisinde iktidarlarını sağlamlaştırmak isteyen Arap liderler, Batı’dan yüksek miktarda teknolojik silahlar ithal ederek paranın Batı’ya gitmesine neden oldular. Bu kriz gelişmekte olan ülkelerde (Brezilya, Türkiye, Hindistan gibi) enflasyon, sanayileşmenin yavaşlaması gibi olumsuz etkilere neden oldu. Buna benzer bir krizin yaşanmaması için Türkiye’nin de kurucuları arasında olduğu Uluslararası Enerji Ajansının kurulması sağlandı.

Geleceğe yönelik olarak hidrokarbon, dalga, gelgit, biyoenerji, metanhidrat, uzay tabanlı güneş enerjisi gibi farklı alanlarda enerji üretimi için altyapı çalışmaları devam etmektedir. Gelecek dönemler, fosil yakıtlara alternatif olabilecek birçok enerji üretim kaynağını insanlığın hizmetine sunacaktır (Grafik 4.1, Tablo 4.1).

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir