Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi

1970-80 Yılları Arasında Türkiye’de Kültür ve Sanat

1970’lerde sinema sektöründe ekonomik sıkıntılar aşılmaya çalışılırken televizyonla rekabet yolları arandı.

1970’lerin ortalarında terör olaylarının artması ve yaşanan toplumsal karışıklıklar sinema, edebiyat ve diğer sanat alanlarında politik söylemin öne çıkmasında etkili oldu.

1970’te çektiği “Umut” filmiyle çıkış yapan, 1971’deki Adana Altın Koza Şenliği’nde her üç filmi de ödül alan Yılmaz Güney, politik sinema adına bu döneme damgasını vurdu. 1970’te Yücel Çakmaklı’nın çektiği “Birleşen Yollar” adlı film “İslamcı sinema” olarak adlandırılan akımın ilk örneği oldu.

Diğer yandan, Lütfi Akad’ın 1971’de çektiği, Orhan Gencebay’ın başrolünü oynadığı “Bir Teselli Ver” adlı film büyük kentlerde yaşayan, siyasi ve ekonomik bunalımların etkisiyle isyan eden toplulukların kendilerini ifade etmelerinin bir yolu oldu. Böylece müzikte ortaya çıkan arabesk olgusu, sinemada da ilgi görmeye başladı.

Edebiyatta İşçi Sınıfı ve Aydınların Sorunları

1970’lerin edebiyatında 1971 askerî müdahalesi sonrası toplumdaki politikleşmenin artması, kentlere göç, çarpık kentleşme ve dış göç temel konular hâline geldi. Bu yıllara ait romanlarda köy, köylünün durumu, kentleşme, burjuvazi, işçi sınıfı ve aydınların sorunları ele alındı. Yaşar Kemal’in “Demirciler Çarşısı Cinayeti” (1973) ve “Yusufçuk Yusuf” (1975), Fakir Baykurt’un “Köygöçüren” (1973) ve “Keklik” (1975) adlı romanları; ağalık düzenini, toprak kavgalarını, köyden kente göç olgusunu işledi.

Dönemin bunalımlı yapısını, politik çatışmaları, sınıf kavgalarını ve işçi hareketini anlatan Erdal Öz’ün “Yaralısın” (1974), Adalet Ağaoğlu’nun “Bir Düğün Gecesi” (1979), Samim Kocagöz’ün “Tartışma” (1974), Füruzan’ın “47’liler” (1974) gibi romanları, 12 Mart romanları olarak değerlendirildi. Ayrıca, Batı’nın değerleriyle yetişmiş aydınların iç çatışmalarını, sistemle olan ilişkilerini irdeleyen, burjuva yaşam tarzını alaycı bir dille ele alan romanlar da gündeme geldi. Oğuz Atay’ın “Tutunamayanlar” (1971) ve “Tehlikeli Oyunlar”ı (1973), Çetin Altan’ın “Büyük Gözaltı” (1972), “Bir Avuç Gökyüzü” (1974) kitapları bu anlayışta yazılmış romanlar oldu.

1970’li yılların müziğinde ise dönemin ruhuna uygun çok seslilik hâkimdi. 1970’lerde Anadolu pop yapmak ve dinlemek moda hâline geldi. Özellikle Barış Manço’nun yaygınlaştırdığı Anadolu folkloru, yerel deyişler ve atasözlerinden beslenen bu müzik türü; Moğollar, Üç Hürel ve Modern Folk Üçlüsü gibi gruplarca da benimsendi. 1975’te Eurovizyon Şarkı Yarışması’na ilk kez katılan Türkiye, Semiha Yankı ile temsil edildi. Popüler müzikte Erol Büyükburç, Füsun Önal, İlhan İrem, Nilüfer, Yeliz, Sezen Aksu gibi isimler öne çıktı.

Hayat pahalılığından bunalmış, köyden kente göç etmiş, kente uyum sağlayamamış yoksul kitleler arabesk müziğin önemli temsilcilerinden Orhan Gencebay ve Ferdi Tayfur’un şarkılarını dinlediler. Bu dönemde halk müziği ilgi görmekte, Aşık İhsani, Aşık Mahzuni Şerif, Neşet Ertaş gibi halk müziği sanatçıları kitlelerce tanınmakta ve takip edilmekteydi. Selda Bağcan, Edip Akbayram, Cem Karaca gibi isimler ülke gerçeğini dile getiren şarkılarıyla benimsendi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir