Kurtuluş Savaşında Güney Cephesi

Kurtuluş Savaşında Güney Cephesi

07/01/2018 0 Yazar: admin

Mondros Ateşkes Antlaşması’nın imzalanmasından sonra bu antlaşmanın özellikle 7. ve 21. maddelerine dayandırılarak ülke toprakları işgal edilmeye başlandı. Türk ulusu bu haksız işgallere karşı vatan topraklarını savunmak için doğuda Ermeniler, güneyde Fransızlar ve Ermeniler, batıda ise İngiltere’nin desteklediği Yunanlarla savaştı.

Kurtuluş Savaşında Doğu, Güney ve Batı Cepheleri

Kurtuluş Savaşında Doğu, Güney ve Batı Cepheleri

Güney Cephesi

Kurtuluş Savaşı başlangıçta bölgesel güçlerin düşmana karşı koymasıyla başlamıştı. Genelgelerin yayımlanması, kongrelerin toplanması ve TBMM’nin açılmasından sonra, mücadele topyekun bir kurtuluş savaşına dönüştü.

Kuvay-i Milliye Birliği

Kuvay-i Milliye Birliği

İtilaf Devletleri, Mondros Ateşkes Antlaşması’nın 7. maddesine dayanarak Anadolu’da gerçekleştirdikleri işgalleri yaygınlaştırdılar. 3 Kasım 1918’de Musul daha sonra Urfa, Antep, Maraş İngiltere tarafından; Adana ve çevresi ise Fransa tarafından işgal edildi. İngilizler daha sonra Musul’un egemenliğinin tamamen kendilerine bırakılması şartı ile işgal bölgeleri olan Urfa, Antep ve Maraş’ı Fransızlara bıraktılar. Fransızlar, Tehcir Kanunu ile Suriye’ye göç ettirilen Ermenileri de yanlarına alarak bölgede yaşayan Türklere saldırgan ve onur kırıcı davranışlarda bulundular.

Düzenli ordu birliklerinin bulunmadığı bu yörelerde, Temsil Kurulunun görevlendirdiği subayların yaptıkları örgütleme çalışmaları ve Karayılan, Tayyar Rahmiye Hanım gibi yerel kahramanların özverili mücadeleleriyle yerli halk; Mersin, Adana, Urfa, Maraş ve Antep kentlerinde Fransız ve Ermenilere karşı büyük bir direniş gösterdi. Bölge halkı bağımsızlık ruhunun ve millî birliğin emsalsiz örneklerini sergiledi.

İşgallere karşı ilk direniş, güney illerinde kendiliğinden başlamıştır. Bu yüzden Güney Cephesi, Kuvay-ı Milliye’nin ilk cephesidir. İşgallere karşı ilk silahlı direniş, Dörtyol’un Fransızlar tarafından işgali üzerine başlamış ve “ara Hasan Müfrezesi” adıyla ilk Kuvayımilliye birliği 1919’un başında kurulmuştur.

Maraş Savunması

29 kim 1919’da Maraş’a Fransız birliklerinin girişinden sadece iki gün sonra, aralarında Ermenilerin de bulunduğu bazı Fransız askerleri Türk kadınlarının yolunu kesti. “Burası artık Türklerin değildir. Fransız ülkesinde peçe ile gezilmez” diyerek içlerinden birinin peçesini yırttılar. Olay yerinde toplanan halkın protestolarına ateşle karşılık verip bazı kişileri yaralayan Fransızlara karşı Sütçü İmam, tabancasıyla ateş açıp olayı başlatan Fransız askerini öldürdü. Bu olaydan sonra Fransızlar halka daha sert davranmaya başlamış, Ermeniler de taşkınlıklarını arttırmışlardır.

Sütçü İmam olayı ile başlayan gerilim, “bayrak olayı” ile tırmandı. Fransızların Maraş Kalesi’ndeki Türk bayrağını indirip Fransız bayrağını çekmeleri protestoları arttırdı. Ezan okunduktan sonra Ulu Cami’de toplanan halk hep bir ağızdan “Bayraksız namaz kılınmaz” diye bağırdı. O sırada cami imamı Rıdvan Hoca’nın “Özgürlüğü olmayan bir milletin cuma namazı kılması doğru olamaz” sözleri ile Maraş halkı yürüyüşe geçti ve kaleye tekrar Türk bayrağı asıldı.

Sütçü İmam (1878 - 1922)

Sütçü İmam (1878 – 1922)

Fransızların tutumu ve Ermenilerin taşkınlıkları karşısında Maraş halkı, kentte Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kurup örgütlenme çalışmalarına başladı. Kentin dış kesimlerinde başlayan şiddetli çarpışmalar kent merkezinde devam etti. Kuvayımilliye birliklerinin ve Maraş halkının destansı mücadelesi ile yenilgiyi kabul eden Fransızlar Maraş’tan çekilmek zorunda kaldılar. Maraş, 11 Şubat 1920’de verilen mücadele sonucunda işgaller karşısında düşman kuvvetlerini yenerek kurtulan ilk kent oldu.

Mustafa Kemal verdikleri mücadeleden dolayı Maraşlıları şu sözlerle kutlamıştır:

“Maraşlılar bu kahramanca savunmaları ile millet davasının büyüklük ve yüceliğini, ulusumuzun yaşamak, bağımsız olarak yaşamak konusundaki iradelerini bütün dünyaya karşı ilan ettiler.”

Urfa Savunması

3 Ekim 1919’da Fransızlar, Ermenilerle birlikte Urfa’yı işgal etti. Maraş’ta olduğu gibi Urfa’da da Fransızlardan destek alan Ermeniler onur kırıcı ve halkı kışkırtan davranışlarda bulundu. Urfa’daki çatışmalar Maraş direnişinin son günlerinde başladı. Urfa Jandarma Tabur Komutanlığına atanan Yüzbaşı Ali Saip Bey komutasında yaklaşık üç bin kişilik bir kuvvet oluşturuldu. Urfa halkının bu zor koşullara rağmen verdiği destekle 1 Nisan’a kadar süren çatışmaların sonunda halkın direnişi başarıya ulaştı ve Fransızlar Urfa’dan çekildi.

Antep Savunması

Fransızlar, Antep’i Kasım 1919’da İngilizlerden devraldı. Fransız askerî birlirlerinin içinde Ermeniler de vardı. Fransızların Ermenilerle ortak hareket etmesi ve yaptıkları taşkınlıklar, Antep halkını rahatsız etti. Antep’te Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetinin bir şubesi açıldı. Üsteğmen Salih’in “Şahin” takma adıyla Kuvayımilliye Komutanlığına atanmasıyla halk daha da örgütlü hâle geldi. Şahin Bey’in şehit olmasından sonra Mustafa Kemal’in emriyle Antep’teki Kuvayımilliye birliklerinin komutanlığına Kılıç Ali Bey atandı, çatışmalar daha da şiddetlendi.

Şahin Bey (1877 - 1920)

Şahin Bey (1877 – 1920)

“(…) Fransızlarla ilk önemli çarpışma, Kızılburun tepelerinde, Kilis Kuvayımilliye kuvvetlerinin de iş birliği ile yapıldı. İkinci büyük çarpışma, Kertil civarında oldu. Fransızların Türk birliklerinin bulunduğu sahaları top ateşi ve makineli tüfek yağmuruna tutmaları üzerine Türk birlikleri çekilmek zorunda kaldılar. Savaşın üçüncü gününde, Şahin Bey hiç uyumamıştı. Oradan oraya koşarak kuvvetlerinin direniş gücünü arttırmaya çalışıyordu. Fransızlar, Şahin Bey’in kuvvetleri üzerine son kez top ve makineli tüfeklerle saldırdılar. Top ve mermi yağmuru altında sadece tüfekle karşı koymanın ölümle neticeleneceğini anlayan Şahin Bey’in kuvvetleri geri çekilmeye başladı. Şahin Bey’in yakınında bulunan arkadaşları birlikte çekilmek için Şahin Bey’e ısrar ettiler. O, çekilmeyi her defasında reddetti. Elmalı Köprüsü taşlarını kendine siper ederek Fransızlara ateş etmeye devam etti. Şahin Bey, Fransız piyadelerinin süngü darbeleri altında 28 Mart 192’de şehit düştü.” Kaynak: www.gaziantep.gov.tr

Yukarıdaki metinden de anlaşılacağı gibi Şahin Bey önderliğindeki Antepliler, Fransızlara karşı olağanüstü bir gayretle savaşmıştır. Kuşatma altındaki Antep şehri hiçbir yerden yardım alamadığı için düşmana 9 Şubat 1921’e kadar dayanabildi ve sonunda teslim oldu.

TBMM, Antep’e olağanüstü gayretinden ötürü Gazi unvanını verdi ( Şubat 1921). Halkın kahramanca direnişinden dolayı Maraş’ın adı TBMM’nin aldığı bir kararla Kahraman Maraş olarak değiştirildi (7 Şubat 1973). Urfa dillere destan direnişinden dolayı Şanlı Urfa adını aldı (12 Haziran 1984).

Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan sonra Fransızlar Mersin ve Adana’yı işgal etti. Ardından bu kentlere Ermeniler göç etmeye başladı. Fransızlardan güç alan Ermenilerin Türklerin yaşadığı köylere zarar vermesi üzerine yöre halkı Toros Dağları’na çekildi. Tayyar Rahmiye Hanım gibi yerel kahramanlar ve Yüzbaşı Osman Bey ile Yüzbaşı Ratip Bey’in komuta ettiği Kuvayımilliye birlikleri bu kentlerde ve Toroslarda Fransızlara büyük kayıplar yaşattı. Bazı Fransız birlikleri esir alındı. Adana ve Mersin çevresindeki çarpışmalar ateşkese kadar devam etti.

Güney illerindeki bu direnişler karşısında Fransa ateşkes istedi. Sakarya Savaşı’nın kazanılması üzerine TBMM ile anlaşma yoluna gitti. Fransızlarla 2 kim 1921’de imzalanan Ankara Antlaşması ile savaş sona erdi ve Güney Cephesi resmen kapandı. Fransız birlikleri Suriye ve Lübnan’a geri çekildi. Hatay dışında bugünkü Türkiye-Suriye sınırı çizilmiş oldu.

Sakarya Meydan Muharebesi (Tablo)

Sakarya Meydan Muharebesi (Tablo)

Kurtuluş Savaşı’nda İtalyanlara karşı cephe açılmadı. İtalyanlar işgal ettikleri Antalya ve çevresindeki halkla iyi geçindi. Halkın yaşamına müdahale etmediler. Yol ve hastane yaptırarak halkın üzerinde olumlu bir etki yaratmaya çalıştılar. İkinci İnönü Savaşı’ndan sonra çekilmeye başlayan İtalyanlar Sakarya Zaferi neticesinde Anadolu’yu tamamen terk etti. Anadolu’dan çekilirken silah ve cephanelerinin bir kısmını TBMM’ye bıraktılar. İtilaf Devletleri ile yapılan diplomatik görüşmelerde zaman zaman Türkiye’nin yanında yer aldılar.