Katvan Savaşı (9 Eylül 1141) Önemi ve Sonuçları

Katvan Savaşı (9 Eylül 1141) Önemi ve Sonuçları

08/10/2020 0 Yazar: admin

Selçuklu ordusu ile yine 100.000 kişilik Kara–Hıtay kuvvetleri Semerkand civarındaki Katvan veya Katavan sahrasında karşılaştılar (9 Eylül 1141). Sultan Sencer burada hayatının ilk yenilgisini aldı ve ordusu tamamıyla dağıldı.

Çin’de hüküm süren Ki–tanların bir kolu oradaki hâkimiyetlerini kaybedince batıya doğru çekilmiş ve Türkistan’da Kara–Hıtay ismi altında bir imparatorluk kurmuşlardı. Bu devletin Kaşgar ve çevresini ele geçirme teşebbüsü 1128 yılında Karahanlı hükümdarı Arslan Han Muhammed b. Süleyman tarafından önlenmişti.

Bir süre sonra Sencer tarafından Karahanlı hükümdarı tayin edilen II. Mahmud ile Kara–Hıtaylar ilk kez Hocend civarında savaştılar (Mayıs–Haziran 1137). Bu savaşı kaybeden Mahmud Semerkand’a kaçtı. Karahanlılar’ın mağlûbiyeti Kara–Hıtaylar’ın istilâsını bekleyen Mâverâünnehr halkı arasında büyük bir korku yarattı.

Katvan Savaşı (9 Eylül 1141)

Bir müddet sonra II. Mahmud ile idaresi altındaki Türk kabilelerinden Karluklar arasında anlaşmazlık çıktı. Mahmud, Sultan Sencer’den yardım isterken Karluklar da Balasagun’da bulunan Kara–Hıtaylar’dan Gür–Han (Kur–Han)’a başvurdular.

Sultan Sencer’i şâir Muizzî ile gösteren minyatür

Sultan Sencer’i şâir Muizzî ile gösteren minyatür

Sultan Sencer bu yardım isteği üzerine 100.000 kişilik büyük bir ordu ile harekete geçti. Selçuklu ordusu ile yine 100.000 kişilik Kara–Hıtay kuvvetleri Semerkand civarındaki Katvan veya Katavan sahrasında karşılaştılar (9 Eylül 1141).

Katvan Savaşı Sonuçları

Sultan Sencer burada hayatının ilk yenilgisini aldı ve ordusu tamamıyla dağıldı. Eşi Terken Hâtun esir düştü. Ordunun kaybı ise 30.000 kişi civarında idi. Sultan Sencer beraberinde Mahmud ve ancak on beş kişi olduğu halde Tırmiz’e kaçtı. Daha sonra eşi Terken Hatun 500.000 dinar diyet verilerek kurtarıldı.

Kara–Hıtaylar bütün Mâverâünnehr’i istilâ ettiler. Bu mağlubiyet Selçuklu Devleti ve İslâm dünyası için ağır bir darbe oldu. Sultan Sencer Ceyhun nehri ötesinde kalan arazisini kaybetti. Türkistan ilk defa putperest bir kavmin hâkimiyeti altına girdi.

Katvan Savaşı Sonrası Hârezm Seferleri

Sencer’in mağlubiyet haberini öğrenen Hârezmşâh Atsız Selçuklulara ait yerleri zaptetmek için süratle harekete geçmişti. Onun ilk hedefi Horasan ve ele geçirdiği ilk şehir Serahs oldu (Ekim 1141). Atsız daha sonra Sencer’in başkenti Merv’e yürüdü ve halkın direncini kırarak şehre hâkim oldu (20 Ekim 1141). Şehrin ileri gelenlerinden bir çok kimseyi öldürdü. Sultan Sencer’in hazinelerini, birçok din adamı ve âlimi de Hârezm’e götürdü.

Ertesi yıl Atsız Nişâbur üzerine yürüdü ve şehir halkına mukavemet göstermeden hâkimiyetini kabul etmeleri için bir beyannâme gönderdi. Nişâbur halkı ona itaati kabul ettilerse de Cuma günü hutbeden Sencer’in adının kaldırılması ve Atsız adına hutbe okunması huzursuzluğa sebep oldu (29 Mayıs 1142). Bir müddet sonra da huzursuzluğu önlemek için hutbe, tekrar Sultan Sencer’in adına okundu (Temmuz 1142).

Sultan Sencer Katvan’daki ağır yenilgiye rağmen bir yıl içinde tekrar kuvvetlerini toplamaya muvaffak olmuştu. Atsız’ın bu genişleme siyâsetini önlemek için tek çare Hârezm üzerine bir sefer tertiplemekti. Sultan Sencer Nişâbur’u ele geçirdikten sonra ikinci kez Hârezm seferine çıktı ve bu bölgenin merkezi Gürgenç’e kadar ilerleyerek bu şehri kuşattı (538/1143–44). Bir meydan savaşına girmeye cesaret edemeyen Atsız bu şehre kapanmış ise de Selçuklu ordusunun muhasara sonunda Gürgenç’i alabileceklerini farkederek Sultan Sencer’den af dilemek yolunu seçti. Sultan Sencer onun bu isteğini kabul etti. Yapılan antlaşmaya göre Atsız, Merv şehrinde ele geçirdiği Selçuklu hazinesini geri vermeyi ve Sencer’e tâbi olmayı kabul ediyordu.

Hârezmşâhlar Devleti’nin 1190-1220 tarihleri arasındaki sınırları

Hârezmşâhlar Devleti’nin 1190-1220 tarihleri arasındaki sınırları

Bir müddet sonra Sultan Sencer, Atsız’ın eski isyankâr tutumundan vazgeçmediğini gördü ve onu kontrol altında tutabilmek için devrin tanınmış şairlerinden Edîb Sâbir’i elçilik görevi ile Hârezm’e gönderdi. Atsız ise, Sultan Sencer’i öldürmeyi tasarlamış, bu maksadla iki Bâtınîyi görevlendirmişti. Edîb Sâbir sultana gönderdiği haberle bu iki Bâtınînin yakalanmasını sağladı; fakat bu eylemi hayatını kaybetmesine sebep oldu. Atsız haber verenin kimliğini öğrenince Edîb Sâbir’i Ceyhun nehrine attırıp boğdurttu. Elçisinin öldürülmesi Sultan Sencer’in Hârezm’e üçüncü bir sefer tertiplemesine yol açmıştı (Kasım 1147).

Atsız bu kez de bir meydan savaşına girmeyi kabul etmemiş ve Selçuklu ordusunu müstahkem Hezâresb kalesinde karşılamayı düşünmüştü. Sultan Sencer iki aya yakın bir muhasaradan sonra Hezâresb’i zaptederek, Gürgenc’e doğru ilerledi. Atsız bir kere daha yenilgiyi kabul etmek zorunda kaldı ve Ahû–pûş namıyla meşhur bir dervişi aracı olarak göndererek af diledi. Sencer, bizzat huzuruna gelerek sadakat yemini etmesi ve yer öpmesi şartıyla onu affetti. Ancak Atsız huzura geldi ise de, sultanı sadece başı ile selamlayarak geri döndü (2 Haziran 1148).

Sultan Sencer yine de onu affetti. Çünkü Atsız Karahıtaylara her yıl çok miktarda vergi ödüyordu. Ayrıca kuzeyde henüz İslâmiyeti kabul etmemiş Türkler ile savaşıyor ve onların güneye inmelerini önlüyordu. Bu bakımdan Hârezm Büyük Selçuklu Devleti’nin kuzey kapısı ve aynı zamanda Karahıtaylar ve henüz İslâm dinini kabul etmemiş Türklere karşı bir tampon bölge konumundaydı ve burayı da Atsız savunuyordu. Sencer’in isyanlara rağmen onu ortadan kaldırmayışını bu nedenlere bağlayabiliriz.

Kaynak: Selçuklular Tarihi – PROF. DR. MUHARREM KESİK