İkinci Meşrutiyete Genel Bir Bakış

İkinci Meşrutiyete Genel Bir Bakış

Sultan II. Abdülhamit İkinci Meşrutiyet‘i ilan ederken Meclis-i Mebusan’ın da yeniden açılmasına karar verildiğini yayınladığı bir “İrade-i Seniye” ile duyurmuştu.

1 Ağustos 1908 tarihinde çıkarılan bir Hatt-ı Hümayun ile Kanun-i Esasi’nin anayasal çerçevesi de çizmişti. Bu esnada İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin talebi doğrultusunda bilhassa Harbiye ve Bahriye Nazırlıklarında kabine değişikliğine gidilmiş ve Sait Paşa sadrazamlık görevine getirilmiştir.

1908 Eylül ayında siyasi çizgisi çoğunlukla Liberal doğrultuda olan Osmanlı Ahrar Fırkası kurulurken İttihat ve Terakki Cemiyeti ise hala “Cemiyet” statüsünde fakat en etkin siyasi güç durumundaydı.

İkinci Meşrutiyet’in ilk genel seçimleri, Birinci Meşrutiyet döneminde çıkartılmış olan bir seçim kanununun 30 yıl aradan sonra padişahça onanmasının ardından bu geçici kanun doğrultusunda yapılacaktı. İttihat ve Terakki Cemiyeti bir siyasi parti olmamasına karşın dönemin en teşkilatlı, en yaygın ve asker desteğine sahip tek gücü olmasından dolayı seçimlerde başrol konumundaydı. Seçimlere; İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin desteklediği adaylar ile Osmanlı Ahrar Fırkası adayları ve az sayıdaki bağımsız aday katıldı.

Seçimler 1908 yılının Kasım ayı sonu ve Aralık ayı başında yapıldı. 285 kişiden oluşan mecliste İttihat ve Terakki Cemiyeti, 160 Türk ve Arap milletvekilinin meclise girmesini sağlayarak çoğunluğu elde etti. Ayrıca Mecliste 27 Arnavut, 26 Rum, 14 ermeni, 10 Slav ve 4 Musevi milletvekili de bulunuyordu.

Muhalif konumdaki Ahrar Fırkası, Meclise yalnızca 1 vekil sokabilmiştir. Meclis-i Mebusan Padişah’ın bir açılış konuşmasıyla 17 Aralık 1908 tarihinde açıldı. Meclis Başkanlığı görevine İttihatçı Ahmet Rıza Bey getirilirken İttihat ve Terakki kendisini hala “Cemiyet” olarak nitelendiriyor ancak cemiyetin gizli merkez komitesi bütün siyasi eylemleri yönlendiriyordu. İttihat ve Terakki Cemiyeti, Mecliste çoğunluğa sahip olmasına karşın, hükümet içerisinde bir temsilciye sahip değildi. Bir zaman sonra İttihatçılar ile Sadrazam Kamil Paşa’nın arası açılmıştı.

Kamil Paşa, seçimlerde Ahrar Fırkası’ndan aday olmuş, ancak kazanamamıştı. Kamil Paşa’nın İttihatçıları devlet makamlarından soyutlaması ve orduyu siyasetten uzaklaştırmak amacıyla yaptığı girişimlerin ardından, bazı mebuslar istifa etti ve İttihatçı basın da Kamil Paşa’ya karşı muhalefete başladı. Bir grup vekil, sadrazamı hesap vermesi için meclise çağırdı. Kamil Paşa meclise gelmeyince 13-14 Şubat 1909 günleri, 8’e karşı 198 reyle Kamil Paşa’ya güvensizlik oyu verdiler. Bunun ardından Hükümet istifa etti ve Padişah, Hüseyin Hilmi Paşa’yı sadrazamlık görevine atadı.

Diğer yandan, cemiyetin baskı ve şiddet politikalarıyla birlikte mensuplarının kötü davranışlarının neden olduğu eleştiriler karşısında cemiyetten kopmalar yaşanmaya başladı. Çoğunluğunu kendi saflarından ayrılmış üyelerin oluşturduğu muhalif partiler kurulmaya başlarken İttihat ve Terakki Cemiyeti bu “karşı muhalefeti” yok etmeye çalışıyordu. İttihat ve Terakki Cemiyeti ile muhalifleri arasındaki gerginlik ortamı her geçen gün giderek arttı.