Web sitemize hoşgeldiniz, 25 Temmuz 2021
Tarih Bilimi
Anasayfa » Uygarlığın Doğuşu » Eski Yaşam İle Bugünkü Yaşam Arasındaki Farklar

Eski Yaşam İle Bugünkü Yaşam Arasındaki Farklar

Eski Yaşam İle Bugünkü Yaşam Arasındaki Farklar

Çok eski devirlerin insanları ile bugünün insanları arasındaki farkları belirtmek için son yüzyılın gelişmelerini gözümüzün önüne almalıyız.

İnsanlar binlerce yıl sürekli çalışmaları, uğraşmaları, fikir yormaları sayesinde bugünkü hayat seviyesine erişmişlerdir. Bugünün insan toplulukları dillerini geliştirip, medeni olgunluğa ererek bir millet halinde yaşarlar.

Açılan muhtelif dereceli okullar ve yapılan laboratuvar denemeleriyle elde edilen bilgi ve icatlar zamanımızın insan topluluğunu bugünün medeniyet seviyesine ulaştırmıştır. Elektriğin bulunması medeniyet tarihinde yeni ufuklar açmış, bu kuvvetin medeniyet alanına tatbiki ile insanlık seri halinde imalat yapan fabrikalara kavuşmuş, yapılan motorlu taşıt araçları gerek havada ve denizde ve gerekse karada zaman ve mesafe mefhumunu adeta bir hiç derecesine indirmiştir.

Hele son zamanda keşfedilen atom enerjisinin de insanlık için faydalı olan sahalara harcanmak istenmesi, uygarlık hamlelerini büsbütün arttırmış, inşa edilen ilk atom denizaltısı bu hakikatın da gerçekleşeceğini ispat etmiştir.

Hiç şüphe yok ki zamanımızın bütün insan topluluğu bu medeniyet seviyesine iştirak edememiştir. Bugün dahi Afrika’nın içerlerinde ve Avustralya adalarında taş devri hayatını yaşayan basit topluluklar da mevcuttur. Eski insan toplulukları yaşayışlarını inceleyecek olursak, bunların ne kadar güçlüklerle karşılaştıklarını, yaşayışlarının bizimkine hiç benzemediğini öğrenmiş oluruz.

Neolotik Çağ Taş Aletler

Neolotik Çağ Taş Aletler

İlk İnsanlar Nasıl Yaşarlardı?

İnsanlar hayatın gelişme zincirinin son halkasıdır. Acaba yeryüzünde ilk insan izine ne zaman rastlanıldı? Bu soruyu cevaplandırmak güçtür. Fakat bilginler uzun ve yorucu araştırmalar sonunda bazı kemik parçalarını ve ilk insanların kullandığı araçları inceleyerek bu bulmacayı cevaplandırmaya uğraşıyorlar.

Tabiatın değişmez bir kanunu vardır. Bütün canlılar yaşadıkları yerin iklim şartlarına uymak zorundadırlar. Dünyamız milyonlarca yıl süren gelişme devirleri geçirdi. Bu devirlerde çeşitli iklim değişiklikleri oldu. Bu değişikliklere uyabilenler yaşayışlarına devam ettiler. Aynı aileden gelmiş olan bitkiler ve hayvanlar, ilk şekillerini kaybederek değişikliğe uğradılar. Bu kanuna uyamayanların nesilleri yok oldu. Bu devirlerde dünyamız uzun yıllar süren sıcak ve soğuk olmak üzere değişik iklimler geçirdi.

Yer sarsıntılar, çöküntüler, sürekli yağmurlar, buzullar, kuraklıklar yüzünden bitki ve hayvanlardan birçoğu ortadan kayboldu. İnsanların ne zaman dünyaya geldiğini kesin olarak bilemeyiz. İnsana benzeyen ilk yaratıklar zekası sönük hayvana yakın bir takım canlılardı. Bunların kafa tasları basık ve kalındı. Ancak yüzbinlerce, belki milyonlarca yıl sonra zekasını işletebilen nesiller türedi.

İnsanlar, Eski Taş (Kaba Taş) devri sonlarında yeryüzünde yaşıyorlardı. Bunlar, kaba taştan araçlar ve sopalar kullanıyorlardı. Kendilerinden önce gelen yarı insanlardan daha üstündüler. Gitgide tekamül ederek hakiki insanların meydana gelmesine öncü oldular. Korkunç öldürücü tabiat olayları karşısında korunmasını bilmeyen yarı insanlar yok oldular. Zekasını işleterek korunmasını başaran insanlar ise hayatta kaldılar. Biz bu insanların torunlarıyız.

İlk insanların zekaları bizimkilerle ölçülemeyecek kadar azdı. Bu nesiller karanlıktan, fırtınalardan korkarlardı. Hayatlarını sürüler halinde yaşayan vahşi hayvanların saldırılarına karşı korumak zorundaydılar. Bunlar önceleri avcıydılar. Sürü peşlerinden giderler, avladıkları hayvanların etleriyle geçinirlerdi. Bazı insanlar ise orman göl ve ırmak kenarlarında yaşayarak geçimlerini kara ve su hayvanlarının etlerinden ve bitkilerden temin ederlerdi. Sonraları buzullar devri başlayınca mağaralara, inlere sığınmak zorunda kaldılar.

Paleolitik Dönem: Taş Aletler

Paleolitik Dönem: Taş Aletler

Ateşin İnsan Hayatına Girmesi

Yırtıcı hayvanlar bulaşıcı hastalıklar, şiddetli soğuklar bu nesiller arasında büyük kayıplara sebep oluyordu. Ateş yakmasını bilmediklerinden ilk devirlerde hayvanların etlerini çiğ olarak yiyorlardı. İnsan zekâsının ilk büyük keşfi ateş yakmasını bulmak olmuştur. Kuru ağaç parçalarını birbirine sürterek elde edilen ateşle yaşamlarında önemli değişiklikler meydana geldi. Bu sayede korktukları karanlıktan biraz olsun kurtulmuş oldular. Yine bu sayede hayvan etini de pişirerek yediler. Çok zor elde edilen ve büyük faydalar sağlayan ateş, ilk insanlarca kutsal sayıldı.

Ateş

Ateş

Söndürülmemesine de son derece dikkat edildi. Bazı bilginler ateşin kullanılmasını medeniyetin başlangıcı sayarlar. (Ateş yanardağlar, orman yangınları, bazı gazların toprak altından çıkıp parlamalarıyla dünyada mevcuttu). Buzullar çözüldükten sonra insanlar, serbest hayata kavuşarak çobanlık devrini yaşamaya başladılar. Daha sonra çiftçilik hayatı başladı.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz