Batıniler ve Karmatiler ile Mücadele

Batıniler ve Karmatiler ile Mücadele

01/10/2020 0 Yazar: admin

Sultan Melikşah devrinde meydana gelen önemli olaylar arasında Hasan Sabbah’ın Alamut Kalesi’ni ele geçirerek Bâtınîliği yaymaya çalışması ve Selçukluların bunlara karşı yürüttüğü mücadeleler de yer almaktadır.

Batınilik, İslâm’ın iki temel kaynağı olan Kur’ân ve Sünnet’in zâhirî anlamlarını bir tarafa bırakarak, söz konusu bu kaynakların ifadelerinde gizli anlamlar aramak suretiyle İslâm dışı inanç ve fiilleri İslâm’ın bünyesine sokmaya çalışan bir fırkaydı.

Şiîler Hz. Ali soyundan altıncı İmam Ca’fer Sadık’tan sonra yerine büyük oğlu İsmâil’in imâm olmasına karar vermişlerken, tam anlaşılamayan nedenlerden dolayı vazgeçilerek küçük oğlu Musa’nın imâm tayin edilmesi Şiîler arasında ayrılığa neden oldu. Böylece İsmâil’i destekleyenlere İsmâilî denmeye başlanmış ve Yedi İmâmcılar anlamına gelen Seb’iyye Şiâsı ortaya çıkmıştır. Bu kolun mensupları İslâm dünyasında çok kan dökmüşler ve ihtilâlci özellikleri ile tanınmışlardır.

İsmâilîlik Bâtınîlik ile aynı ya da Bâtınîliğin içinde kabul edilmiştir. Bu düşüncede olanlar Mısır’ı ele geçirerek burada Fâtımî Devleti adı verilen bir siyasî yapılanma içine girmiştir. Selçuklular devrinde Fatımîler, özellikle Halife Mustansır (1036–1094) döneminde, topraklarını Mısır’dan Suriye’ye kadar genişleterek Sünnî–Abbasî Devleti’nin başkenti olan Bağdâd’ta bile kısa süre de olsa hâkimiyetlerini kabul ettirmişler ve Hicâz bölgesine egemen olmuşlardır. Bâtınîler Fâtımî Devleti’nin desteğiyle davet ve propagandalarını daha güçlü bir şekilde gerçekleştirmeye başlamışlardır.

Asıl adı el–Hasan b. Ali b. Muhammed olan Hasan Sabbâh’ın babası Rey’de yaşayan Ali b. Muhammed adlı bir Şiî idi. Bu nedenle kendisi de 17 yaşına kadar İsnâaşeriye (Oniki İmâm) mezhebine bağlı olarak yaşadı. Daha sonra Fâtımîlerin Irak Baş Dâîsi ibnu Attâş’ın yardımıyla İsmâilî eğitimi alması için Mısır’a gönderildi. Burada bulunduğu sırada Halife el– Mustansır ile de görüşen Hasan Sabbâh, halifenin kendisinden sonra veliaht tayin ettiği Nizâr’ın taraftarlığını yaptı. Ancak Mustansır’ın küçük oğlu Ahmed el–Mustalî halife olunca İsmâilîler, Nizârî ve Musta‘lî olarak ikiye ayrıldı. Hasan Sabbâh’ın Nizâr’ı tercih etmesi nedeniyle taraftarlarına Nizârî–İsmâilî veya Nizâriye denildi.

Hasan Sabbâh gizli olarak yürüttüğü Batınî faaliyeti neticesinde Sultan Melikşâh’a tâbi ve Kazvin yakınlarında el–Burz dağları üzerinde kurulmuş olan Alamut Kalesi’ni ele geçirerek burada 4 Eylül 1090 tarihinde Nizârî–İsmâilî Devleti’ni kurdu. O, kendisine bağlı olmayan yerleri tahrip ettiriyor, halkını öldürtüyor ve elverişli yerlere yaptırdığı yeni hisarlara kendi adamlarını yerleştiriyordu.

Sultan Melikşah 1091–1092 yıllarında Vezîr Nizâmül–Mülk ile beraber Alamut Kalesine asker sevkedip burayı kuşattıysa da başarılı olamadı. Bundan sonra Hasan Sabbâh üzerine Alamut ve Rudbâr iktâı sahibi Yoruntaş gönderildi. Yoruntaş Alamut kalesini kuşattığı sırada ansızın ölünce (1091) kuşatma da neticesiz kaldı.

Haşhaşilerin kurucusu Hasan Sabbah’ın temsili resmi

Haşhaşilerin kurucusu Hasan Sabbah’ın temsili resmi

Sultan Melikşâh Batınîler üzerine bu kez büyük bir ordu ile Emîr Arslantaş ve Emîr Koltaş’ı gönderdi. Emîr Arslantaş Alamut’ta Hasan Sabbâh’ı kuşatmış (Haziran–Temmuz 1092), Emîr Koltaş ise Kûhistan’da bulunan Hüseyin Kâinî’yi sıkıştırmıştı.

Batınîler bir gece baskını ile (Eylül 1092) Arslantaş’ı mağlup ve geri çekilmeye mecbur ettiler. Sultan bu kez Emîr Kızılsarığ’ı Bâtınîler’le mücadele için görevlendirdi. Ancak önce Vezîr Nizâmü’l– Mülk’ün Ebû Tâhir Arrânî adında bir Bâtınî fedâisi tarafından öldürülmesi, sonra da Sultan Melikşâh’ın şüpheli bir şekilde ölümü, Bâtınîler’e karşı yürütülen mücadelenin yarım kalmasına sebep oldu (1092).

Sultan Melikşâh aşırı Şiî–İsmâiliye mezhebine mensup bir zümre olan Karmatîler‘le de mücadele etmişti. Sultan tarafından 1077 yılında el–Ahsa ve Bahreyn’deki Karmatîler üzerine gönderilen Artuk Bey, adı geçen bölgeleri itaat altına aldı.

Kaynak: Selçuklular Tarihi – PROF. DR. MUHARREM KESİK