Askerî ve Siyasi İlişkiler

Askerî ve Siyasi İlişkiler

Abbasiler, varlığını beş asır devam ettirmiş bir devlettir. Bu uzun süre
içinde çevresinde ve içeride, birçok siyasi olaylarla karşılaşmıştır. Öncelikle
Kuzeybatı sınır devleti olan Bizans ile ilişkileri önemlidir. Bizanslılarla
ilişkiler, Halife Mehdi zamanında başlamıştır. Oğlu Harun Reşit
komutasındaki İslam ordusu 782’de Kostantiniye’ye giremedi fakat Üsküdar
sahillerine kadar ulaşmıştır. Yılda 70.000 ve 90.000 dinar iki taksitte
ödeme şartıyla kraliçe İrene ile barış anlaşması imzaladı. 838 yıllarında
Mu’tasım, bir sefer tertip etti. Fakat ordu, Amorium şehrine kadar gitti ve
memleketteki isyan sebebiyle geri geldi.

Mut’asım’dan sonra, Bizans üzerine hiçbir ciddi sefer yapılmamıştır.
Ancak hudud boylarındaki askerler zaman zaman akınlar düzenlemekle
yetinmişlerdir. Bu seferlerin hedefi, askeri kuvvetleri talimli tutmak, yetiştirmek
ve ganimet toplamaktır.

Abbasiler zamanında, meydana gelen siyasi olaylardan bir diğeri de,
Abdullah b. Ali’nin isyanı ve ortadan kaldırılmasıdır. Abdullah b. Ali, Halife
Seffâh ile Mansur’un amcası, Abbasilerin kuruluşunda önemli rol oynayan
bir devlet adamıdır.

Abdullah b. Ali, Abbasi Devleti’nin kurulması üzerine Suriye valiliğine
tayin edildi. Aşırı ihtirasının sonucu olarak, devletin emniyetini tehdit
eder hale geldi. Abdullah, Ebu’l-Abbas es-Seffâh’ın ölümü üzerine halifelik
iddiasında bulundu. Kendisini biat etmeye zorlayan, Halife Ebu Ca‘fer
el-Mansur’a isyan etti. Halife Ca’fer, bunun üzerine ünlü komutan Ebu
Müslim’i onun üzerine gönderdi.

Ebu Müslim’e karşı savaşmayacaklarını tahmin ettiği 17.000 Horasanlı askerini öldürttü. Nusaybin yakınlarında,
Ebu Müslim ile giriştiği savaşta mağlup oldu ve savaş meydanını terk ederek Basra valisi olan
kardeşi Süleyman’a sığındı. Süleyman ve diğer kardeşi İsa, Halife Cafer’den kardeşlerinin affını istediler.
Halife de onu affetti. Ancak daha sonra yakalatarak, Hire’de temeline tuz doldurulmuş bir eve hapsettirdi.
Yaklaşık yedi yıl hapishanede kalan Abdullah, akıtılan suların tuzları eritmesiyle çöken binanın enkazı
altında can verdi.

Abbasi devletinin kurucusu Seffâh, Emevi hanedanından
sağ kalanları ve taraftarlarını takip etti. Abbasiler,
Emevilerden intikam almada aşırı giderek onların kökünü
kurutmaya çalıştılar. Abbasilerin, Emevilere karşı beslediği
intikam ruhu Seffah’ın ölümüyle son bulmadı.

Halife Me’mun da, seleflerinin yolunu takip etti. Hatta daha da ileri giderek, Muaviye b. Ebu Süfya’nın
cuma hutbelerinde lanetlenmesini emretti.

Abbasiler, Emevi hanedanı ve taraftarlarını cezalandırma şiddetini artırarak, halife mezarlarını kazdırarak
cesetlere işkence yapmaya kadar vardırdılar. Ümeyyeoğullarını ve taraftarlarını öldürüp, mallarına el
koydular.

Abbasiler devrinde, Hz. Ali oğullarından ilk isyan edenler, Muhammed b. Abdullah ve kardeşi
İbrahim’dir. O dönemde, Hz. Hüseyin evladının en meşhuru da İmamiye Şîası’nın lideri Ca’fer Sadık b.
Muhammed Bâkır’dı. Fakat o bu konuda sessiz kalmayı tercih etti.

Bir diğer Hz. Ali evladından olan kişi de Muhammed Nefsü’z-Zekiyye’dir. Hilafete heveslenen ilk
kişi oldu. Bu düşüncesini de Hz. Ali’nin torunlarından biri olmasına bağlıyordu. Hâlbuki Abbasiler, onları
memnun etmek için bol hediye vermek ve yumuşak söz söylemek gibi birçok yollara başvuruyorlardı.
762 yılında Muhammed, gizlice davetini yayıp uzun zaman gizlendikten sonra, artık ortaya çıkmaktan
başka çare kalmadığına karar verdi. Mekke ve Medine halkı, imametini kabul etti ve kendisi de “Emîru’l-
Mü’minîn” lakabını aldı. Halife Mansur, Muhammed’in üzerine İsa b Musa komutasında bir ordu gönderdi.
Medine’de yapılan savaşta öldürüldü ve başı kesilip İsa b. Musa’ya gönderildi. Diğer taraftan Basra’da
isyan eden kardeşi İbrahim de üzerine gönderilen İsa b. Musa’nın ordusu tarafından Bâhamra denilen yerde
yapılan savaşta yenildi (25 Zilkade 145-762).

Halife Hâdi zamanında, Medine’de halkı etrafında toplayan
Hüseyin b. Ali, Mekke ve Medine’de 169-786’isyan
etti. Hüseyin, Medine’de isyan ettikten sonra on gün orada
kaldı ve sonra Mekke’ye hareket etti. Mekke’ye altı mil
uzaklıktaki Fah vadisinde Abbasi ordusu karşısında kahramanca
savaştıktan sonra öldürüldü. Kendisi ile beraber
ailesinden bazıları da kılıçtan geçirildi.

Bundan sonra da Hz. Ali evladından olanların isyanları devam etti. Yahya b. Abdullah ve kardeşi İdris
b. Abdullah,Muhammed b. Cafer ve Kasım b. İbrahim, Cafer-i Sâdık’ın oğlu Muhammed Dîbac, isyanları
devam ettirdiler.

Abbasilerin ilk yıllarında Ezârika, Sufriyye ve
Necedât gibi bazı Harici kolları Irak ve çevresi
ile Kuzey Afrika’da birtakım isyan hareketlerine
girişmişlerdi. Ancak bunlar devlet kuvvetleri tarafından
hemen bastırıldılar.

Zenci isyanlarından sonra, İsmailî ve Şii fikirlerin
toplumda etkileri devam etti. Hamdan Karmat
adındaki bir dai (ajan), ilk defa Küfe’de Sevad
köylüleri arasında etkili olmaya başlamıştı.
İsmailî çeteler de 801-806 yılları arasında Suriye,
Filistin ve el-Cezire’de faaliyette idiler. Bahreyn
bölgesindeki Karmatîler ise Ahsa’da 20.000
kadar silahlı çete kurarak kuzeye doğru ilerlediler
ve Kûfe’yi yağmaladılar. 929’da Mekke’yi işgal
ederek Hacerülesved’i Ahsâ’ya götürdüler.
Hacerü’l-Esved, ancak 20 yıl sonra Fatımi aracıların
vesilesiyle tekrar yerine konuldu. Karmatilerin
etkisi ve faaliyetleri, XI. yüzyılda da devam etti. İnanç
sistemleri, genellikle Şiiliğin, Batıniliğin ve eski İran
inançlarından esinlenmekteydi.

Kısacası ülkelerin çeşitli yerlerinde düşünce ve
inanç ayrılıklarına ve siyasi hâkimiyete dayanan çatışmaların
ve isyanların çıkması Abbasi Devleti’ni siyasi
bakımdan zayıflatmıştır. Nitekim Şiilik, Mukannaiye,
Hürremiye Babekiyye, Karmatilik, İsmaililik Sabbahilik
Haşhaşilik gibi cereyanlar ve onların merkezi otoriteye
karşı isyan hareketleri büyük kitlelere mal olmuş
ve halifeleri uzun yıllar uğraştırmışlardır.