Türklerin Anadoluya Gelişi

Oğuzların, Horasan’dan batıya göç hareketleri iki dalga hâlinde gerçekleşmiştir. Türkler, daha önce IV. yüzyılda Hunlar ve VII. yüzyılda da Sabarlar ile Anadolu’ya akınlar düzenlemiştir. Ancak bu akınlar genellikle Doğu Roma İmparatorluğu’na karşı ganimet amaçlı olup Anadolu’yu yurt edinme düşünülmemiştir. Abbasiler Dönemi’nde, Bizans’a karşı askerî güçlerinden yaralanmak için Anadolu’ya getirilen Türkler, Abbasiler’den sonra da X. yüzyılın ikinci yarısına kadar burada gaza ve cihad hareketlerinde bulunmuştur. Bu dönemden itibaren Anadolu toprakları, Selçuklu Türkleri tarafından hedef alınmıştır.

Birinci dalga göçler, XI. yüzyılın ilk çeyreğinde Anadolu’ya kitleler hâlinde başlamış ve Malazgirt Savaşı’ndan sonra yoğunluk kazanarak devam etmiştir. Bu Oğuz göçlerinin önceki dönemlerde  yapılanlardan farkı, büyük kafileler hâlinde yaşanması ve Anadolu’yu yurt edinme amaçlı olmasıdır. 1015-1021 yılları arasında Anadolu’ya yapılan ilk Selçuklu seferleri keşif ve ganimet kazanma  niteliği taşırken Malazgirt Zaferi sonrası Horasan’dan gelen Oğuzlar, ele geçirdikleri bölgeleri yurt edinmeye başladı. Tuğrul Bey, yerleşik halk içinde sorun olmaya başlayan Türkmen gruplardan yararlanma yoluna gidip soydaşlarına yerleşmek için Anadolu’yu hedef gösterdi. Birinci dalga göçlerin genel sebepleri arasında Karahitayların, Moğolistan coğrafyasını ele geçirmesi, Kıpçak boylarının baskısı ve Selçukluların bir devlet politikası olarak göçleri teşvik etmesi kabul edilebilir. Önce Sultan Alp Arslan ve sonra da Sultan Melikşah’ın şekillendirdiği Selçuklu Devleti’nin batı yönlü fetih politikası, Anadolu’daki fetih hareketlerini hızlandırmıştır.

Sultan Alp Arslan (Temsilî)

Sultan Alp Arslan (Temsilî)

Ardından Anadolu’da kurulan ilk Türk beylikleri burada Türklerin kalıcı olmasını sağlamıştır. Malazgirt Savaşı’ndan sonra Bizans’ın gücünün kırılmasıyla Oğuzlar Anadolu’yu yurt edinmek için buralara göç etmeye başlamıştır. Bu durum bir Gürcü kaynağında şöyle anlatılmıştır: “Türklerin kudreti dolayısıyla Rumlar şarktaki bütün şehir ve kalelerini bırakıp gidiyor; bu bölgeleri onlara terk diyor ve onların yerleşmelerine imkân veriyorlar.”

Malazgirt Zaferi’nden sonra kısa bir süre içerisinde Anadolu’da Danişmentliler, Mengücekliler, Saltuklular, Artuklular ve Çaka gibi beylikler kurulmuştur. Bu beyliklerin kurulmasıyla XI. yüzyılın ikinci yarısında Anadolu’da, Beylikler Dönemi başlamıştır. Sonrasında Anadolu’daki Türk hâkimiyeti Türkiye Selçukluları ile kalıcı hâle gelmiştir. Anadolu’ya Türkistan’dan gelmeye devam eden Türkmen kitleleri de bu yerleşmeyi desteklemiş ve Anadolu’da kalıcılığı sağlamıştır.

Artuklular’ın inşa ettiği Malabadi Köprüsü (Diyarbakır)

Artuklular’ın inşa ettiği Malabadi Köprüsü (Diyarbakır)

İkinci dalga göçler ise Anadolu’ya 1220’den itibaren başlamış ve XIV. yüzyıl başlarına kadar yaklaşık bir asır devam etmiştir. İkinci dalga göç hareketlerinin temel sebebi Türkistan’da yaşanan Moğol istilasıdır. Büyük Selçuklu Devleti’nin çöküşü ve Harezmşahların, Moğollar tarafından mağlup edilmesi ile Moğollar bölgede etkinliğini artırmıştır. 1220-1221 yıllarında Horasan üzerinden Irak-ı Acem ve Azerbaycan’a giren Moğollar, birçok şehri yağmalamış ve buradaki Türkler, Moğol baskısından kaçarak Anadolu’ya geçmiştir. Böylece Anadolu’daki Türk nüfusu daha da artırmıştır.

XI. yüzyıldan XIV. yüzyıla kadar bazen yoğunlaşıp dalgalar hâlinde, bazen de nispeten yavaşlayan fakat kesintiye uğramayan Oğuz göçleri, Anadolu’nun çehresini tamamen değiştirmiştir. Bölgeye gelen Türklerin karşılaştıkları durumlar onlar için umut vericidir. Anadolu’da, Bizans İmparatorluğu başta olmak üzere Ermeniler, Süryaniler, Araplar, Hristiyanlar ve Türkler bulunmaktadır. Bizans, her ne kadar taht kavgaları ve iç meseleleriyle mücadele etse de topraklarında otoritesi bozulmuş olsa da Anadolu’da hâlâ egemen siyasi güçtür. Anadolu’ya kitleler hâlinde göçlerin yaşandığı dönemde Bizans İmparatorluğu siyasi olarak hâkim durumunda olsa da Anadolu topraklarında büyük sıkıntılar yaşanmaktadır. Bu dönemde Anadolu, Bizans İmparatorluğu ile Sasani Devleti arasındaki savaşlardan; Emevilerin ve daha sonra da Abbasilerin düzenlemiş oldukları seferlerden dolayı oldukça harap olmuş durumdadır. İnsanlar, kalelere sığınarak yaşamlarını sürdürmektedir.

Anadolu’da boş köyler ve şehirler bulunmakta, ıssız ve geniş araziler yer almaktadır. XI. yüzyılın başından itibaren Anadolu’ya yapılan Oğuz göçleri, Bizans İmparatorluğu’nu olumsuz etkilemiştir. Doğu sınırında emniyeti sağlamak isteyen Bizans, bölgede sorunlar yaşadığı Ermeni Krallığı’nı ve prensliklerini ortadan kaldırmıştı. Bizans İmparatorluğu’nun Ermenilere karşı izlediği bu politika Selçukluların Anadolu’ya akınlarını kolaylaştırmıştır. Türklerin Anadolu’yu yurt edinmesini kolaylaştıran nedenler; Bizans’ta sık sık imparatorun değişmesi, yaşanan iktidar mücadeleleri, düzenli bir ordunun olmayışı, sefalet içinde bulunan halka zulmedilmesi, dinî hoşgörü ve adaletli bir yönetimin olmamasıdır. Ayrıca Anadolu’daki geçit ve vadilerin Selçuklular tarafından iyi bilinmesi, Türklerin Anadolu’yu yurt edinmesini kolaylaştıran diğer bir etmendir. Anadolu’da halkın üzerinde siyasi ve dinî baskı kurması, halkta Bizans İmparatorluğu’na karşı tepki oluşturmuştur. Selçuklular da bu durumu, Anadolu’yu yurt edinmek için avantaja dönüştürmeyi bilmiştir. Türkler, Anadolu’da yaşayan halkın kültür ve inançlarına saygı göstermiştir. Bunun sonucunda da Bizans’ın baskısından bıkan Anadolu halkı, Türkleri kurtarıcısı gibi görmüş ve kolaylıkla benimsemiştir. Yapılan bu göç hareketleri sonucunda Anadolu’da Türk nüfusu artmış, Ege ve Marmara sahillerine kadar olan bölgelerin Türkleşmesi ve Müslümanlaşması sağlanmıştır.

Akdamar Kilisesi (Van)

Akdamar Kilisesi (Van)

XI. yüzyılda Anadolu’yu yurt edinen Türkler, burada kurdukları devletleri daha çok kurucularının veya bölgenin adıyla anmıştır. Türkiye adı ise ilk defa Bizans kaynaklarında görülmüş ve Anadolu XII. yüzyıldan itibaren Batılılar tarafından Türkiye olarak anılmaya başlanmıştır. Arap kaynaklarında da Berrü’t-Türkiyye ifadesi XIV. yüzyıl başlarında kullanılmıştır.